İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Swissotel Büyük Efes İzmir’de düzenlenen 2027-2030 Dönemi Bilgilendirme Toplantısı’nda, kentin ve iş dünyasının önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyduğu projeleri kamuoyuyla paylaştı. “Ortak Akıl, Ortak İrade” yaklaşımıyla hazırlanan çalışma programı, İZTO’nun doğrudan sorumluluk üstleneceği projeler ile hayata geçirilmesi farklı kurumların ortak hareket etmesini gerektiren İzmir projeleri olmak üzere iki ana başlıkta toplandı.

Odanın kendi bünyesinde gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalar arasında kamu hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak bir ofis, KOBİ’lere yönelik ikiz dönüşüm destekleri, yapay zekâ destekli simülasyon merkezi, ileri yaş sağlıklı yaşam merkezi ve vakıf koleji bulunuyor. Uluslararası alanda ise İzmir’in kültürel mirasını ve iş dünyasındaki konumunu öne çıkaracak kültür rotaları ile Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği adaylığı gündeme alındı.

Kurumlar arası iş birliği gerektiren projelerde ise üretim ve lojistik altyapısının geliştirilmesinden turizme, kentsel dönüşümden ulaşım ve çevre sorunlarına kadar geniş bir alan ele alındı. Özgener’in açıklamalarında Atatürk Stadı’nın yenilenmesi, Çandarlı’nın liman bağlantılı sanayi üssüne dönüştürülmesi, Kemalpaşa Lojistik Merkezi’nin tamamlanması ve Körfez’in temizliği gibi başlıklar öne çıktı.

İZTO bünyesinde sekiz yeni proje

İZTO’nun doğrudan hayata geçirmeyi planladığı projelerin ilk sırasında, üyelerin kamu kurumlarıyla yürüttüğü işlemleri kolaylaştıracak Kamu Hizmetleri Ofisi yer alıyor. Oda binasında kurulması öngörülen ofiste, üyelerin en sık işlem yaptığı kamu kurumlarının temsilcilerinin görev yapması planlanıyor.

Bakanlıkların il müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi daireleri ve İŞKUR başta olmak üzere ilgili kurumların temsilcilerinin bulunacağı merkez sayesinde üyeler, resmî işlemler için gerekli evrakları doğrudan İZTO’ya teslim edebilecek. Böylece farklı kurumlar arasında gidip gelme ihtiyacının azaltılması, doğru bilgiye daha hızlı ulaşılması ve bürokratik süreçlerin kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Harmandali Icin Rehabilitasyon Cagrisi Izto Baskani Ozgener Izmirin Atik Yukunu Acikladi 2

KOBİ’lere yeşil ve dijital dönüşüm desteği

İZTO’nun bir diğer projesi, işletmelerin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine destek vermek üzere oluşturulacak İkiz Dönüşüm Merkezi olacak. Merkez aracılığıyla özellikle KOBİ’lerin enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni üretim teknolojilerine uyum sağlaması için rehberlik ve teknik destek sunulacak.

Odanın 2018-2026 döneminde üyelerinin yurt içi ve yurt dışındaki fuarlara katılımı için sağladığı desteğin toplam tutarı, 2026 yılı fiyatlarıyla 520 milyon TL’ye ulaştı. Dört ayrı kategoride verilen bu destekten toplam 8 bin 201 üye yararlandı.

Yeni dönemde fuar desteklerinin yanı sıra yeşil ve dijital dönüşüm için de özel bir bütçe ayrılması planlanıyor. Oluşturulacak destek mekanizması kapsamında firmaların karbon ayak izinin ölçülmesi, enerji verimliliği etütlerinin yapılması, dijital olgunluk seviyelerinin belirlenmesi ve işletme süreçlerinin analiz edilmesi gibi hizmetler desteklenecek. Teknik danışmanlık hizmetleri için her çalışma alanına göre belirlenecek bütçe ve oranlar üzerinden maddi katkı sağlanacak.

İZTO Future Lab ile işletmelerin riskleri önceden ölçülecek

ENAG ekim ayı enflasyonunu açıkladı
ENAG ekim ayı enflasyonunu açıkladı
İçeriği Görüntüle

İZTO’nun planladığı projeler arasında yapay zekâ destekli dijital test ve simülasyon merkezi İZTO Future Lab de bulunuyor. Merkezin, işletmelere hem krizlere karşı dayanıklılıklarını değerlendirme hem de planladıkları yatırımları uygulamaya geçirmeden önce dijital ortamda deneme imkânı sunması hedefleniyor.

İlk çalışma alanında işletmelerin deprem, doğal afet, ekonomik kriz, enerji kesintisi ve tedarik zincirindeki aksaklıklar karşısında nasıl bir performans göstereceği incelenecek. Şirketlerin faaliyetlerini ne kadar süre devam ettirebileceği, karşılaşabilecekleri kayıplar ve alabilecekleri önlemler analiz edilecek. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda işletmelere özel dayanıklılık karneleri ve eylem planları hazırlanacak.

Merkezin ikinci çalışma alanı ise yatırım simülasyonları olacak. Yeni fabrika kurmak, üretim hattı oluşturmak veya mevcut kapasitesini artırmak isteyen işletmeler, bu yatırımları gerçekleştirmeden önce farklı senaryolar üzerinden değerlendirebilecek. Talep, maliyet, kapasite ve operasyon koşullarındaki değişikliklerin olası sonuçları dijital ortamda test edilerek yatırımın riskleri, darboğazları ve fırsatları ortaya konulacak.

Future Lab bünyesinde uzmanlardan oluşacak bir araştırma ekibinin de görev yapması planlanıyor. Bu ekip; yapay zekâ ve dijital teknolojilerdeki gelişmeler, küresel eğilimler, sektör analizleri, makroekonomik raporlar, uluslararası jeopolitik gelişmeler ve gelecekte öne çıkabilecek sektörler üzerine araştırmalar yürütecek.

Ayrıca Endeks İzmir Platformu aracılığıyla kent ekonomisinin durumunu takip etmeye yardımcı olacak sektör bazlı endeksler ve göstergeler yayımlanacak. Böylece hem İZTO’nun hem de üyelerin ticaret ve yatırım kararlarında kullanabileceği veriye dayalı bir bilgi altyapısı oluşturulması hedefleniyor.

Balçova Kampüsü’ne ileri yaş sağlıklı yaşam merkezi

İZTO’nun sosyal sorumluluk projeleri kapsamında üyelerine yönelik bir İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kurması da planlanıyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Güzelbahçe Kampüsü tamamlandıktan sonra Balçova Kampüsü’nün bir bölümünün bu amaçla değerlendirilmesi öngörülüyor.

Yüksek hizmet standartlarına sahip olması hedeflenen merkez, yaşlı nüfusa yönelik hizmet kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunacak. Proje, odanın üyelerine yönelik sosyal sorumluluk çalışmaları arasında yer alacak.

İZTO Vakfı Koleji kurulacak

İZTO, 25’inci yılını kutlayan İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin ardından eğitim alanındaki çalışmalarını ilk ve ortaöğretime taşımayı da hedefliyor. Bu kapsamda İZTO Vakfı Koleji kurulması planlanıyor.

Uluslararası standartlarda eğitim vermesi öngörülen okulda öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra kültürel farkındalıklarının artırılması, dünyadaki gelişmelere duyarlı ve toplumsal sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor.

Dünya Odalar Kongresi için 2031 adaylığı

İzmir Enternasyonal Fuarı’nın 2031 yılında 100’üncü yılını kutlayacak olması, İZTO’nun uluslararası organizasyon hedeflerinden birini de beraberinde getiriyor. Oda, aynı yıl Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yapmak için adaylık başvurusunda bulunmayı planlıyor.

Başvurunun Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile koordinasyon içinde yürütülmesi, adaylığın kabul edilmesi için uluslararası lobi çalışmalarının yapılması ve dünyanın farklı ülkelerinden iş dünyası temsilcilerinin İzmir’de buluşturulması hedefleniyor.

Gorsel 2026 11 04 121514263

İzmir’in Levanten mirası uluslararası kültür rotasına taşınacak

İZTO’nun kültür turizmi alanındaki projelerinden biri de Levanten Kültür Rotası olacak. İzmir’in Levanten geçmişinin uluslararası alanda tanıtılması amacıyla Selanik, Beyrut ve İskenderiye ile ortak çalışma yürütülmesi öngörülüyor.

Odanın öncülüğünde oluşturulması planlanan rotanın Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Ağı tarafından akredite edilmesi için başvuru yapılacak. Böylece İzmir’in Levanten kültür mirasının uluslararası kültür turizmi kapsamında tanıtılması amaçlanıyor.

Tarihi kaplıcalar için Avrupa rotası üyeliği

İzmir’in termal turizm potansiyelinin uluslararası ölçekte tanıtılması için de Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotası’na üyelik hedefleniyor. Tarihi Agamemnon Kaplıcaları başta olmak üzere kentte bulunan tarihî kaplıcaların bu kapsamda öne çıkarılması planlanıyor.

Avrupa Konseyi bünyesinde 2009 yılında oluşturulan rota, 20 Avrupa ülkesinden 53 kenti kapsıyor. İZTO, ilgili paydaşlarla gerekli çalışmaları tamamlayarak üyelik için adaylık başvurusu yapmayı hedefliyor.

İzmir’in geleceği için dört stratejik alan

Özgener’in açıkladığı ikinci proje grubu, İZTO’nun tek başına gerçekleştiremeyeceği ve farklı kurumların iş birliğini gerektiren başlıklardan oluşuyor. Bu bölümde İzmir’in önümüzdeki 25 yıllık gelişimi açısından dört temel alan öne çıkarıldı: üretimin geleceği, liman ve lojistik altyapısı, katma değerli turizm ile yaşam kalitesi ve kentsel dayanıklılık.

Yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip İzmir’in üretim alanları, lojistik sistemi, altyapısı, turizmi ve ulaşımının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğine dikkat çekildi. Kentin gelecek dönemine ilişkin kararların uzun vadeli planlamayla ele alınması gerektiği belirtildi.

İzmir’in Türkiye milli gelirinin yüzde 6’sını ürettiği, tarım, sanayi, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaratılan ekonomik değer bakımından ülkenin üçüncü büyük merkezi olduğu ifade edildi. Kent, tarımsal üretimde özellikle süt sektöründe ilk sırada, su ürünlerinde ise ikinci sırada bulunuyor.

Bununla birlikte Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri, enerji maliyetleri, yapay zekâ, otomasyon ve döngüsel ekonomi gibi gelişmelerin üretim koşullarını değiştirdiği değerlendirmesi yapıldı. İzmir’in rekabet gücünü koruyabilmesi için bu değişime uygun bir üretim ve kent planlamasına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Kuzey ve güney ilçeleri için alt bölge planlaması

İzmir’in kuzeyinde Aliağa-Bergama, güneyinde ise Torbalı-Tire hattında sanayi faaliyetleri giderek yoğunlaşıyor. Yeni fabrikalarla büyüyen bu bölgelerin, beraberinde gelen çalışan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak sosyal ve kültürel altyapıya henüz yeterince sahip olmadığına dikkat çekildi.

Verilere göre Aliağa’da çalışanların yüzde 55’i, Torbalı’da çalışanların ise yüzde 45’i başka ilçelerden, özellikle İzmir’in merkez ilçelerinden geliyor. Bu durum, her gün merkez ile sanayi bölgeleri arasında yoğun bir hareketlilik oluştururken kent altyapısı üzerinde de baskı yaratıyor.

Diğer taraftan kuzeydeki Bakırçay ve güneydeki Küçük Menderes havzaları, Türkiye’nin önemli tarımsal üretim alanları arasında bulunuyor. Dikili, Kınık ve Bayındır’da geliştirilen tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin de üretim verimliliğini artırması bekleniyor.

Bu gelişmeler doğrultusunda İzmir’in yalnızca merkez odaklı bir planlama anlayışıyla yönetilmemesi, kuzey ve güneyde kendi alt bölge merkezlerine sahip bir metropol olarak ele alınması öneriliyor. Aliağa ve Torbalı’nın çevrelerindeki yerleşimlere hizmet verecek merkezler şeklinde planlanması gerektiği belirtiliyor.

Önerilen planlamanın sanayi ve tarım arasındaki dengeyi gözetmesi, önümüzdeki 20-30 yıllık dönemde ortaya çıkabilecek ihtiyaçları önceden belirlemesi gerekiyor. Konut, ulaşım, lojistik, enerji, çevre ve sosyal altyapı yatırımlarının da bu uzun vadeli öngörüler doğrultusunda şekillendirilmesi amaçlanıyor.

Kent içindeki üretim alanları için yerinde dönüşüm önerisi

İzmir’in tarihî ticaret merkezi Kemeraltı’ndan zamanla ayrılarak kentin farklı bölgelerine yayılan üretim ve ticaret alanları da planlama başlıkları arasında yer aldı. Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayi siteleri, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi ve Karabağlar’daki mobilya üretim alanları, İzmir’in büyümesiyle birlikte kent merkezinin çeperlerinde oluştu. Ancak zamanla şehir genişledi ve bu bölgeler de yerleşim alanlarıyla bütünleşti.

Bu alanların kent dışına taşınması uzun süredir gündeme gelen konular arasında bulunuyor. Gıda Çarşısı’na tırların girememesi, sanayi sitelerinin çevresindeki yapılaşma ve trafik yoğunluğu, mobilya üretim alanlarının Yeşillik Caddesi’ndeki ulaşımı etkilemesi taşınma tartışmalarının temel gerekçeleri arasında gösteriliyor.

İZTO’nun yaklaşımı ise üretim faaliyetlerinin kent merkezinden tamamen çıkarılması yerine, öncelikle mevcut alanlarda dönüşüm imkânlarının değerlendirilmesi yönünde. Avrupa’daki bazı kentlerde üretim alanlarının şehir dışına taşınmasının ardından ekonomik hareketliliğin azaldığı ve boşalan bölgelerin yeniden canlandırılması için projeler geliştirildiği örnek gösteriliyor.

Bu kapsamda Gıda Çarşısı’nda bölgedeki işletmelerin tamamına hizmet verecek bir cep lojistik merkezi kurulması öneriliyor. Tırların bu merkezde yüklerini indirmesi, ürünlerin ise daha küçük ve çevreci ulaşım araçlarıyla iş yerlerine ulaştırılması değerlendiriliyor.

Depreme dayanıklılık açısından sorun taşıyan yapıların bulunduğu bölgelerde de alternatif finansman yöntemleriyle yerinde dönüşüm yapılması ve aynı alanlarda daha modern, planlı ticaret ve sanayi sitelerinin oluşturulması gündeme getiriliyor. Ancak teknik incelemeler yerinde dönüşümün mümkün olmadığını gösterirse taşınma seçeneğinin değerlendirilmesi öngörülüyor.

Aliağa limanlarının altyapısı güçlendirilmeli

Aliağa limanları, İzmir’in yanı sıra Ege Bölgesi ve Türkiye’nin dış ticareti açısından stratejik bir konumda bulunuyor. 2025 yılında limanlarda yaklaşık 89,5 milyon ton yük elleçlendi. Bu miktar, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 58’ine ve ithalatının yüzde 51’ine karşılık geliyor. Türkiye genelinde ise ihracatın yüzde 8’i, ithalatın yüzde 5,5’i Aliağa limanları üzerinden gerçekleştiriliyor.

Böylesine yüksek bir ticaret hacmine rağmen limanlara ulaşımı sağlayan yollarda ve limanların arka bölgesinde önemli altyapı eksiklikleri bulunduğu belirtiliyor. Türkiye’nin en fazla yük elleçlenen limanlarına erişim sağlayan Sanayi Caddesi’nin yoğun yağış sonrasında yaşadığı sorunlar ve bölgede tır parkı bulunmaması, öne çıkan eksiklikler arasında sıralanıyor.

Aliağa limanlarının ihtiyaç duyduğu yatırımların bölgesel bir plan çerçevesinde ele alınması isteniyor. Yol kalitesinin yükseltilmesi, alternatif ulaşım güzergâhlarının oluşturulması, tır şoförlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak park alanlarının yapılması ve demir yolu bağlantılarının geliştirilmesi öneriliyor.

Bu yatırımların tamamlanmasıyla limanlardaki bekleme sürelerinin azaltılması, yük transferlerinin hızlandırılması ve sanayiciler ile ticaret erbabının rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.

Çandarlı için liman bağlantılı sanayi üssü önerisi

Çandarlı Limanı’nın geleceği de İZTO’nun gündeme taşıdığı önemli projeler arasında bulunuyor. 1990’lı yıllarda dünyanın en büyük 10 limanından biri olması hedefiyle planlanan projede bugüne kadar yalnızca mendirek inşası tamamlanabildi. Geçen süre içinde dünya ticaretinin değişmesi ve Türkiye ile yakın coğrafyada yeni limanların yapılması nedeniyle ilk dönemdeki hedefin güncelliğini kaybettiği değerlendiriliyor.

Çandarlı için yeni bir ekonomik model öneren İZTO, bölgenin İzmir’in rüzgâr enerjisi sanayisiyle bağlantılı bir üretim ve ihracat merkezine dönüştürülmesini gündeme getiriyor.

Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanındaki önemli merkezlerinden biri olan İzmir, rüzgâr santrallerinde kullanılan kanat, kule ve türbin gibi ekipmanların üretiminde de güçlü bir sanayi altyapısına sahip. Bugüne kadar ağırlıklı olarak karasal rüzgâr santrallerine yönelik üretim yapılırken önümüzdeki 10 yıllık dönemde deniz üstü rüzgâr santrallerinin de gelişmesi bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan 2035 Enerji Stratejisi’nde, Türkiye’nin 2035 yılına kadar 5 gigavat büyüklüğünde deniz üstü rüzgâr santrali kurması hedefleniyor. Saros Körfezi, Edremit, Gökçeada ve Bozcaada’da dört deniz üstü rüzgâr YEKA alanı ilan edilirken bu bölgeler için ihalelerin 2027 yılının ilk çeyreğinde yapılması planlanıyor.

Deniz üstü santrallerde kullanılacak ekipmanların boyutları nedeniyle kara yoluyla limanlara taşınmasının oldukça zor olması, üretim alanlarıyla limanların doğrudan bağlantılı olmasını önemli hâle getiriyor. Danimarka’daki Esbjerg, İngiltere’deki Hull, İspanya’daki Bilbao ve Almanya’daki Cuxhaven limanları, bu üretim modelinin uygulandığı Avrupa örnekleri arasında gösteriliyor.

6,35 milyon metrekarelik Çandarlı Limanı sahasının bu amaçla değerlendirilebileceği belirtiliyor. Öneri, bölgenin hem liman hem de sanayi alanı olarak düzenlenmesi ve özellikle deniz üstü rüzgâr santrallerine yönelik ekipmanlarla özel proje yüklerinin üretim ve sevkiyatına hizmet vermesi üzerine kurulu.

İZTO, Dikili, Bayındır ve Kınık tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi çalışmalarından edindiği deneyimi kullanarak projeyi ilgili paydaşlarla birlikte ilerletmeyi hedefliyor.

Kemalpaşa Lojistik Merkezi’nde iki etaplı yatırım

İzmir’in sanayi bölgeleriyle limanları arasında stratejik bir noktada bulunan Kemalpaşa’da lojistik merkezin tamamlanması da öncelikli projelerden biri olarak gösteriliyor. Merkezin yalnızca depolama alanı değil, kara yolu, demir yolu, limanlar ve üretim merkezleri arasında bağlantı sağlayan ana lojistik merkez olarak çalışması planlanıyor.

Projenin İzmir’in yanı sıra Manisa, Aydın, Denizli, Uşak ve Balıkesir gibi çevre illere ve Ege Bölgesi’nin diğer üretim merkezlerine de hizmet vermesi öngörülüyor.

İzmir Valiliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege İhracatçı Birlikleri ve İZTO’nun ortakları arasında yer aldığı şirket aracılığıyla, onaylı imar planı ve projeler doğrultusunda gerekli yatırımların tamamlanması hedefleniyor. İlk etapta 1,3 milyon metrekarelik alanın hizmete alınması, ardından 1,7 milyon metrekare büyüklüğündeki ikinci etap çalışmalarına başlanması planlanıyor.

Lojistik merkezin faaliyete geçmesiyle sanayicilerin taşıma ve lojistik maliyetlerinin azaltılması, kent merkezindeki ağır taşıt trafiğinin hafifletilmesi amaçlanıyor. Bunun yanında üretim alanları ile limanlar arasındaki demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesi de projenin önemli tamamlayıcı unsurları arasında bulunuyor.

Turizmin yılın tamamına ve ilçelere yayılması hedefleniyor

İzmir’in turizm potansiyelinin tek bir bölgeye veya sezona bağlı olmadığına dikkat çekilerek alternatif turizm türlerinin birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Bergama ve Selçuk’un tarih ve inanç turizmi, Urla ve Yarımada’nın gastronomi potansiyeli, Bakırçay ve Küçük Menderes havzalarının agro-turizm ve eko-turizm imkânları ile kıyı bölgelerindeki su sporları ve yelken faaliyetleri bu kapsamda sıralanıyor.

Bu alanların birbirinden bağımsız tanıtılması yerine ortak rotalar, etkinlik takvimleri, ulaşım bağlantıları ve uluslararası tanıtım çalışmalarıyla bir araya getirilmesi isteniyor. Böylece turizm faaliyetlerinin yılın tamamına yayılması ve İzmir’in farklı ilçelerinin de turizm hareketliliğinden daha fazla pay alması hedefleniyor.

Çeşme Turizm Projesi yeniden değerlendirilmeli

İZTO’nun İzmir turizmine ilişkin önerilerinden biri de Çeşme Turizm Projesi’nin güncel koşullar ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ele alınması oldu.

Projenin yeni bir yaklaşımla değerlendirilmesinin Çeşme’nin turizm kapasitesini artırabileceği, aynı zamanda İzmir merkezli uçuşların gelişmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Hava yolu ulaşımının güçlenmesinin yalnızca Çeşme turizmine değil, İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin uluslararası ekonomik bağlantılarına da olumlu yansıması bekleniyor.

İnciraltı sağlık turizmine kazandırılmalı

İnciraltı’nda uzun süredir devam eden planlama sorunlarının çözülmesi ve bölgenin kent ekonomisine kazandırılması da gündeme getirilen projeler arasında yer aldı.

Bölgenin özellikle sağlık yatırımları açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtilirken bu potansiyelin değerlendirilmesinin İzmir’in sağlık turizmi kapasitesini artırabileceği ifade edildi. İnciraltı’nın bu alanda geliştirilmesi, kentin yüksek katma değerli turizm hedeflerine katkı sağlayabilecek başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.

Atatürk Stadı’nın yerine 50 bin kişilik yeni stat önerisi

İzmir’in büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yapabilmesi için modern bir stadyuma ihtiyaç duyulduğu belirtilerek Atatürk Stadı’nın yıkılması ve yerine 50 bin seyirci kapasiteli yeni bir tesis yapılması önerildi.

1971 Akdeniz Oyunları için inşa edilen Atatürk Stadı’nın deprem riski taşıdığı ve büyük spor organizasyonlarının gerektirdiği standartları karşılamadığı ifade edildi. Yeni stadın yapılması durumunda İzmir’in, Türkiye ile İtalya’nın ortaklaşa düzenleyeceği 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapabilecek kentlerden biri olma fırsatı yakalayabileceği kaydedildi.

İZTO’nun konuya ilişkin çalışmalarında, mevcut stadyum alanının yarısının yeni tesis için yeterli olabileceği değerlendiriliyor. Geriye kalan bölümde büyük bir Kongre ve Sergi Sarayı ile Spor Müzesi yapılması öneriliyor. Böylece alanın yalnızca spor karşılaşmalarına değil, turizm, kültür ve etkinlik ekonomisine de hizmet eden bir yaşam merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin hayata geçirilmesi hâlinde Kongre ve Sergi Sarayı’nın yapımını İZTO’nun üstlenmesi planlanıyor. Kompleksin klasik bir kongre merkezinin ötesinde; sergiler, konserler, tanıtım toplantıları ve e-spor organizasyonları gibi farklı etkinliklere ev sahipliği yapabilecek teknolojik altyapıya sahip, çevreci ve akıllı bir yapı olarak tasarlanması öngörülüyor.

Körfez’in temizliği ortak sorumluluk olarak ele alınmalı

İzmir Körfezi’nin temizliği ve korunması da kentin uzun vadeli öncelikleri arasında gösterildi. Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nde 2025 yılında yapılan yeni yatırımlarla arıtma kapasitesinin artırıldığı, tesisin 2026 itibarıyla günlük 820 bin metreküp kapasiteyle yaklaşık 4 milyon kişiye hizmet verdiği bilgisi paylaşıldı.

Bununla birlikte Körfez’in temizliğinin tek bir yatırım ya da kurumun çalışmasıyla çözülebilecek bir konu olmadığı vurgulandı. Merkezi yönetim ile yerel yönetimin ortak sorumluluğunda bulunan meselenin günlük siyasi tartışmaların dışında, uzun vadeli bir kent politikası olarak ele alınması gerektiği belirtildi.

Harmandalı için rehabilitasyon ve modern atık yönetimi

İzmir’de günlük yaklaşık 5 bin 500 ton atık oluştuğu, yıllık toplam miktarın ise 2 milyon tona yaklaştığı ifade edildi. Bu büyüklükteki atığın yalnızca toplanması ve depolanmasıyla sürdürülebilir bir yönetim sağlanamayacağına dikkat çekildi.

Kentte uygun bölgelerde modern atık yönetim tesislerinin kurulması öneriliyor. Bu tesislerin atıkları ayrıştıran, geri kazanan ve dönüştürerek yeniden ekonomik değere ulaştıran çevre dostu bir sistemin parçası olması gerektiği belirtiliyor. Harmandalı’nın rehabilitasyonu da bu kapsamlı atık yönetimi yaklaşımının önemli unsurlarından biri olarak gösteriliyor.

İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçişi hızlandırılmalı

İzmir’in ulaşım sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde trafik yoğunluğu verileri de paylaşıldı. 2025 yılı verilerine göre kentte ortalama trafik yoğunluğu yüzde 54,1’e ulaştı. Yoğun saatlerde araçların ortalama hızı saatte 19,9 kilometreye kadar gerilerken sürücülerin bir yılda trafikte kaybettiği süre yaklaşık 112 saat oldu. Akşam saatlerinde 10 kilometrelik bir yolculuğun ortalama 35 dakikaya kadar uzadığı belirtildi.

4,5 milyon nüfuslu İzmir’in ulaşım sorunlarının yalnızca yeni yollar ve metro hatları üzerinden değerlendirilmemesi, kentin üretim alanlarını ve ekonomik bölgelerini de kapsayan bütüncül bir planlama yapılması gerektiği ifade edildi.

Bununla birlikte kısa vadede trafik yükünü azaltabilecek yatırımların bekletilmemesi gerektiği belirtilerek İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi’nin yapım aşamasına geçecek şekilde hızlandırılması istendi.

Halkapınar-Otogar Metrosu ve Karabağlar Metrosu projelerinin yanı sıra havaalanına ulaşım için alternatif güzergâh oluşturulması da ihtiyaçlar arasında sıralandı. Deniz kıyısında bulunan İzmir’de deniz ulaşımının kent içi taşımacılıktaki payının artırılması için yeni çözümler geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.

Ulaşımda yaşanan zaman kaybının azaltılmasının işe, eğitime ve sosyal yaşama erişimi kolaylaştıracağı; bunun da kentin yaşam kalitesi ve ekonomik verimliliği üzerinde doğrudan etkili olacağı belirtildi.

Su kayıpları azaltılmalı, deniz suyu arıtma değerlendirilmeli

İzmir’in su güvenliği de önümüzdeki dönemin önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. Kentte kişi başına düşen su miktarının düşük olduğu ve toplam su ihtiyacının yaklaşık yüzde 65’inin yer altı kaynaklarından karşılandığı belirtildi. İklim krizinin etkileriyle birlikte İzmir’in gelecekte su fakiri kentler arasında yer alma riski taşıdığına dikkat çekildi.

Bu nedenle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılmasını sağlayacak teknolojilerin yaygınlaştırılması ve içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi gerektiği ifade edildi.

Bunların yanı sıra deniz suyunun arıtılarak kullanılması seçeneğinin de değerlendirilmesi önerildi. Gelişen teknolojilerin deniz suyu arıtma maliyetlerini önemli ölçüde düşürdüğü belirtilirken İzmir’in deniz kaynaklı su potansiyelinden yararlanılması için merkezi ve yerel yönetimlerin birlikte çalışma başlatması gerektiği kaydedildi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde doluluk oranı yüzde 98,2’ye ulaştı

Özgener’in toplantıda ele aldığı başlıklardan biri de İZTO tarafından 25 yıl önce kurulan İzmir Ekonomi Üniversitesi oldu. Üniversitenin 2018-2026 dönemindeki akademik, idari ve mali gelişimine ilişkin veriler paylaşıldı.

Ön lisans ve lisans programlarında 2018 yılında yüzde 79 olan doluluk oranı, 2023’te yüzde 99,92 seviyesine yükseldi. 2020-2026 dönemindeki ortalama doluluk oranı ise yüzde 98,2 olarak gerçekleşti. Bu oranın Türkiye’deki vakıf üniversitelerinin ortalamasından yaklaşık 13 puan daha yüksek olduğu belirtildi.

Üniversitenin tercih edilme oranlarına ilişkin verilerde de 2025 yılında kayıt yaptıran öğrencilerin yüzde 54’ünün ilk üç tercihinden birinde İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne yer verdiği bilgisi paylaşıldı. Vakıf üniversiteleri arasında tercih sıralamasında ilk sırada yer alan bölüm sayısı da 2018’de 3 iken 2025’te 15’e çıktı.

Akademik araştırmalarda da son yıllarda önemli bir artış kaydedildi. Scopus ve Web of Science gibi uluslararası indekslerde üniversite adına kayıtlı bilimsel çalışmaların yarısından fazlasının son sekiz yılda üretildiği belirtildi.

Akredite program sayısı 2018 yılında 2 iken 29’a yükseldi. Böylece lisans programlarının yüzde 64’ü akreditasyon aldı. Bu oranın vakıf üniversitelerindeki ortalama yüzde 17’lik seviyenin üzerinde olduğu ifade edildi.

Güzelbahçe Kampüsü için 120 milyon dolarlık yatırım

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin gelecek dönem hedefleri arasında Güzelbahçe Kampüsü’nün tamamlanması önemli bir yer tutuyor. Yeni kampüsle birlikte üniversitenin Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sıraya yükselmesi ve dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına girmesi hedefleniyor.

Üniversitenin öz kaynaklarıyla finanse edilen yatırımın toplam maliyeti 120 milyon ABD dolarına ulaşıyor. Bu büyüklüğüyle Türkiye’de tek seferde gerçekleştirilen en büyük eğitim yatırımı olduğu belirtilen kampüsün mimari tasarımı, Dünya Mimarlık Festivali’nde kendi kategorisinde Türkiye’den finale kalan tek proje oldu.

Çevreci, yeşil ve akıllı kampüs anlayışıyla tasarlanan yerleşkenin mevcut kampüsün iki katı büyüklüğünde yeşil alana sahip olması planlanıyor. Temiz enerji kaynaklarının kullanılacağı kampüste ileri teknoloji imkânlarının da yer alması öngörülüyor.

Tamamlandığında 173 bin metrekare kapalı alana ulaşacak Güzelbahçe Kampüsü’nün ilk etabı 68 bin metrekare büyüklüğünde olacak ve 2027 yılının ikinci yarısında hizmete açılacak. Kampüste derslik binaları, araştırma-geliştirme merkezleri, yaklaşık 9 bin metrekarelik modern kütüphane, öğrenci merkezi ve çeşitli sosyal donatı alanları bulunacak.