Time35 ekranlarında yayınlanan “Gündemin Nabzı” programında İzmir’de yerel yönetimlere yönelik eleştirilerin neden ağırlıklı olarak CHP’li belediyelere yöneldiği tartışıldı. Programda konuşan gazeteci ve yorumcular, eleştirilerin siyasi değil, İzmir’deki yönetim dağılımının doğal sonucu olduğunu belirterek “Biz CHP’yi değil, absürtlüğü ve hizmet eksikliğini eleştiriyoruz” mesajı verdi.

“30 İlçenin 28’i CHP’de, Kimi Konuşalım?”

Programın Moderatörü Mustafa Tübcel’in “Neden sürekli CHP’li belediyeler hedefte?” sorusuna yanıt veren köşe yazarı Önder Şengüler, İzmir’deki tabloya rakamlarla dikkat çekti.

Şengüler, İzmir’de 30 ilçenin 28’inin CHP’li belediyeler tarafından yönetildiğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“İzmir’de yaşıyoruz ve İzmir’e hitap eden bir program yapıyoruz. 30 ilçenin 28’ini CHP’li belediyeler yönetiyor. Dolayısıyla elbette CHP’li belediyeleri konuşacağız. Ancak her programda farklı belediyeleri ele alıyoruz; sürekli aynı belediyeyi hedef almıyoruz.”

Şengüler, eleştirilerin temelinde vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen hizmetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Vatandaşın önce çöpü toplansın, temizlik hizmetleri düzgün yapılsın, yolların çukurları kapatılsın istiyoruz. Bu nedenle en çok sorun yaşanan belediyeleri gündeme getiriyoruz. Örneğin Buca’da çöplerin toplanmadığından bahsettik. Menemen Belediyesi de eleştirilebilir ancak mevcut tabloya bakıldığında hizmet açısından daha yukarıda görünüyor.”

Şengüler ayrıca İzmir’deki CHP’li belediyelerin tamamını eleştirmediklerini vurgulayarak, “İyi çalışan belediyeleri de dile getiriyoruz. Ancak 28 ilçenin en az 18’inde ihale süreçleri, temizlik hizmetleri, maaş ödemeleri ve çöp toplama konusunda ciddi krizler yaşanıyor. Biz bunları konuşmak zorundayız” dedi.

“Usul Esasa Mukaddemdir: Konumuz İzmir”

Bornova’da STK günü türkü dolu konserle kutlandı
Bornova’da STK günü türkü dolu konserle kutlandı
İçeriği Görüntüle

Programa katılan Ceza Hukukçusu Murad İdikurt ise eleştirilerin hukuk perspektifinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yerel basının temel görevinin yerel sorunları gündeme taşımak olduğunu belirten İdikurt, dış politika ya da ulusal siyaset yerine İzmir’in somut meselelerine odaklandıklarını ifade etti.

İdikurt, eleştirilerin siyasi bir tutumdan değil, matematiksel bir gerçeklikten kaynaklandığını şu sözlerle dile getirdi:

“İzmir’i tartışıyorsak İzmir’deki oranlara bakarız. 30 ilçenin 28’i CHP’li. Bu da yüzde 90’ın üzerinde bir yönetim gücü demektir. Böyle bir tabloda İzmir’de bir CHP iktidarından söz ediyoruz.”

İdikurt, yerel yönetimlerde yaşanan bazı tartışmalara da değinerek şunları söyledi:

“Bir belediyede çöpler toplanmıyor, çalışanların maaşları ödenmiyor. Aynı dönemde belediye başkanının yurt dışında tatilde olduğu konuşuluyor. Sonrasında ‘talimat verdim’ deniyor. Eğer talimatla her şey çözülüyorsa o makamın sorumluluğu ne olacak? Biz CHP’yi değil, ortaya çıkan absürtlükleri konuşuyoruz.”

Cumhur İttifakı Belediyeleri de Masada

Programda İzmir’de Cumhur İttifakı yönetimindeki Menemen ve Aliağa belediyeleri de değerlendirildi.

Gazeteci Mustafa Tübcel, bu belediyelerde maaş ödemeleri ya da çöp toplama gibi krizlerin yaşanmadığını belirterek şunları söyledi:

“İzmir’de yüzde 90’ın üzerinde bir yönetim gücü CHP’de. Böyle bir yerde kimi konuşacağız? Cumhur İttifakı’nın biri AK Parti, biri MHP olmak üzere iki belediyesi var. Elbette eksikleri vardır ama Menemen’e baktığınızda her ay bir açılış görüyorsunuz. Çöp eylemi yok, maaş eylemi yok.”

Tübcel, Menemen ve Aliağa belediyelerinin mali yapı ve planlama açısından güçlü olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“İzmir’de mali yapısı güçlü, geleceğe dönük stratejik planı olan iki belediye varsa bunlar Aliağa ve Menemen’dir. Bu belediyelerin 2026, 2027 ve 2028 yıllarında hangi projeleri yapacağını şimdiden bildiğini görüyoruz.”