İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Swissotel Büyük Efes İzmir’de düzenlenen 2027-2030 Dönemi Bilgilendirme Toplantısı’nda kentin ekonomik yapısına, uluslararası rekabet gücüne ve önümüzdeki yıllara ilişkin beklentilerine dair değerlendirmelerde bulundu. İZTO’nun yeni dönemde gerçekleştireceği projeleri de paylaşan Özgener, İzmir’in gelişiminde kurumların birlikte hareket etmesinin belirleyici olacağını vurguladı.
Konuşmasında İzmir’in yalnızca nüfusu ve ekonomik büyüklüğüyle değil, tarih boyunca oluşturduğu ticaret kültürüyle de önemli bir konumda bulunduğunu belirten Özgener, kentin 8 bin 500 yıllık geçmişine, limanına, üretim gücüne ve farklı kültürlerle kurduğu ilişkilere dikkat çekti.
İzmir’in dışa açık yapısının yalnızca coğrafi konumundan kaynaklanmadığını ifade eden Özgener, bunun kentin karakterinin bir parçası olduğunu söyledi. Tarih boyunca farklı kültürlerle ticaret yapan ve çeşitli yaşam biçimlerini bir arada barındıran İzmir’in, bu özellikleriyle kendine özgü bir şehir kültürü geliştirdiğini kaydetti. İzmirlilerin dünyadaki gelişmeleri takip eden, yaşam kalitesine önem veren, girişimcilik, eğitim ve kültürü birlikte değerlendiren bir anlayışa sahip olduğunu dile getirdi.

İzmir ekonomisinden Türkiye’ye yüzde 5,7 katkı
Kentin ekonomik göstergelerini de paylaşan Özgener, İzmir’in 2,56 trilyon liralık gayrisafi yurt içi hasılayla Türkiye ekonomisinin yüzde 5,7’sini oluşturduğunu ve ülke genelinde üçüncü sırada bulunduğunu belirtti.
İhracat rakamlarına da değinen Özgener, İzmir’in 2025 yılında 22,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, böylece Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8,2’sini karşıladığını aktardı. Kentin 2026 yılında da ihracattaki konumunu koruduğunu ifade eden Özgener, ocak-eylül döneminde 17,6 milyon dolarlık ihracatla Türkiye üçüncüsü olduğunu söyledi.
İzmir’in geleneksel olarak ihracat fazlası veren kentler arasında yer aldığını belirten Özgener, bu ekonomik yapının kentin öne çıkan özelliklerinden biri olduğunu kaydetti.
“Değişimin yönünü tartışan bir kent olmalıyız”
İzmir’in geçmişte yalnızca kendi gelişimine odaklanmadığını, Türkiye’nin ekonomik geleceğine ilişkin süreçlerde de önemli rol üstlendiğini ifade eden Özgener, kentin tarihindeki dönüm noktalarına işaret etti. Cumhuriyetin ekonomi politikalarının tartışıldığı İzmir İktisat Kongresi’ni ve köklü fuarcılık geleneğini hatırlatan Özgener, İzmir’in dünya ile kurduğu ilişkilerde öncü bir kent olduğunu belirtti.
Bu tarihsel birikimin gelecekte de sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Özgener, İzmir’in dünyadaki değişimleri yalnızca takip eden bir konumda kalmaması gerektiğini söyledi. Kentin yeni fırsatları zamanında fark etmesi, karşılaşabileceği risklere önceden hazırlanması ve Türkiye’ye örnek olabilecek uygulamalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Özgener, İzmir’in sahip olduğu ekonomik ve toplumsal birikimin, değişen dünya koşullarında daha etkin kullanılmasının önemine dikkat çekti.
“Farklı düşünceler ortak hedeflerde buluşmalı”
Kentin geleceğine ilişkin hedeflerin nasıl hayata geçirileceği sorusunun üzerinde durulması gerektiğini belirten Özgener, ekonomik güç, doğal kaynaklar, altyapı ve insan kaynağının tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Bu imkânların hangi amaçlarla değerlendirildiğinin, kurumların ne ölçüde uyum içinde çalıştığının ve kentte yaşayanların ortak bir gelecek hedefinde buluşabilmesinin de önemli olduğunu kaydetti.
İzmir’in dünyaya açık yapısının, farklılıkları bir arada yaşatan kültürünün ve üretim geleneğinin önemli bir güç olduğunu belirten Özgener, bu birikimin ortak hedeflere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun için kurumların birbirini dinlemesi ve bilimsel veriler ışığında karar alması gerektiğini dile getirdi.
Hiçbir kurumun, sektörün veya kişinin İzmir’in geleceğine ilişkin bütün soruların yanıtını tek başına veremeyeceğini ifade eden Özgener, ortak aklın farklı görüşlerin aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmesiyle oluşacağını belirtti. Farklı kurumların bilgi, deneyim ve birikimlerinin bir araya getirilmesiyle tek başına ulaşılamayacak çözümlerin üretilebileceğini kaydetti.
Ancak iyi fikirlerin uygulamaya geçirilmediği sürece sonuç doğurmayacağını da vurgulayan Özgener, ortak iradenin önemine dikkat çekti. Alınan kararların arkasında durulması, sorumlulukların paylaşılması ve karşılaşılan güçlükler karşısında vazgeçilmeden birlikte çalışılması gerektiğini ifade etti.
Özgener, İzmir’in geleceğine yönelik yaklaşımın yalnızca ortak akıl ve ortak irade söyleminde kalmaması, somut sonuçlar ortaya koyan bir iş birliği modeline dönüşmesi gerektiğini söyledi.
İZTO’nun yeni dönemdeki rolünü anlattı
Kentteki çevrenin korunması, afetlere hazırlık çalışmalarının güçlendirilmesi, turizmin geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi gibi konuların ortak hedefler arasında yer alması gerektiğini belirten Özgener, kurumların farklı görev ve yetkilere sahip olmasına rağmen İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda sorumluluklarının kendi kurumsal sınırlarıyla sınırlı olmadığını dile getirdi.
İZTO olarak bu süreçte üstlenmek istedikleri görevi de anlatan Özgener, gerektiğinde öncülük eden, farklı kurumları aynı masa etrafında buluşturan, ortak hedeflerin belirlenmesine katkı sağlayan ve bu hedeflerin hayata geçirilmesi için sorumluluk alan bir kurum olmayı amaçladıklarını ifade etti.
İzmir’in daha fazla projeden önce bu çalışmaları ortak bir vizyon etrafında birleştirecek anlayışa ihtiyaç duyduğunu belirten Özgener, büyük hedeflerin ancak ortak kararlılıkla gerçekleştirilebileceğini söyledi. Kentin potansiyelini doğru değerlendirmesi halinde yalnızca değişime uyum sağlayan değil, dönüşüme yön veren şehirlerden biri olabileceğini kaydetti.
Özgener, bu yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“İzmir’in ihtiyacı yalnızca daha fazla proje değil. Projeleri birbirine bağlayan ortak bir vizyon. Daha büyük hedeflerin yanı sıra o hedefleri gerçekleştirecek ortak bir kararlılık. Geleceği konuşmak değil birlikte kurmak. İzmir’in potansiyeli büyük, birikimi güçlü, insanı da yetenekli. Bu gücü ortak akıl ile birleştirir, ortak irade geçirirsek İzmir değişen dünyaya uyum sağlayan değil dönüşüme yön veren şehirlerden biri olabilir. Ortak akıl ile doğru yolu bulacağız, ortak irade ile o yolu birlikte aşacağız”
Toplantının logosuna İzmir’e özgü bitki ilham verdi
Konuşmasının son bölümünde İzmir’in kendine özgü değerlerinden birine değinen Özgener, Ödemiş’te keşfedilen göbek otunu örnek gösterdi. İzmir göbek otunun nadir olmasına rağmen dirençli yapısıyla kentin yaşam biçimini simgelediğini belirten Özgener, toplantının logosunun da bu bitkiden esinlenerek hazırlandığını aktardı.
Bu mirasın korunmasının ve geleceğe aktarılmasının tek bir kurumun ya da kişinin çabasıyla mümkün olmayacağını ifade eden Özgener, İzmir’in tüm kesimlerinin ortak sorumluluk taşıdığını söyledi.
Dünyadaki belirsizliklerin kentin uluslararası bağlantılarını daha da güçlendirmesi gerektiğine işaret eden Özgener, İzmir’in geleceğine ilişkin hedeflerden vazgeçilmemesi ve cesaretin korunması çağrısında bulundu.
Önümüzdeki dönemde gündeme gelecek projelerin aynı amaca hizmet ettiğini belirten Özgener, İzmir’i daha yaşanabilir ve dünyayla daha güçlü ilişkiler kurabilen bir kent olarak görmek istediklerini ifade etti.
Kalkınmanın yalnızca üretim miktarındaki artışla ölçülemeyeceğini dile getiren Özgener, büyük projelerin arkasında kentin uzun vadeli geleceğine ilişkin bir sorunun bulunduğunu belirterek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“İzmir bazen en büyük zenginliklerini en küçük ayrıntılarda saklıyor. Ödemiş'te keşfedilen göbek otu bunlardan biri. İzmir göbek otu, nadir ama dirençli, eşsiz bir bitki. İzmir'e özgü bir yaşamın simgesi. Toplantımızın logosuna ilham veren bu küçük çiçekte biz İzmir'in ruhunu görüyoruz. Böylesine bir mirasa sahip çıkmak tek başına hiçbirimizin başarabileceği bir iş değil. İzmir hepimizin; onu geleceğe taşıyacak gücümüz de ortak. Kurulacak büyük bir gelecek var. Belirsizlikler bizi dünyaya daha güçlü bağlanmaya çağırıyor. Cesaretimizi hiçbir zaman kaybetmeyelim. Önümüzdeki dönemin projelerinin hepsi aynı hedefin parçaları: İzmir'i daha yaşanabilir, dünyaya daha çok bağlanabilir bir kent olarak görmek. Biz kalkınmayı sadece daha fazla üretmek olarak görmüyoruz. Büyük projelerimizin arkasında aynı soru var, "İzmir önümüzdeki çeyrek yüzyılda nasıl bir şehir olacak?"




