Mustafa Tübcel'in Yorumu
İki Yıl Dolmadan Satışa Çıkarılan Bir İlçe: Torbalı’nın Geleceği Elden Gidiyor
Torbalı gibi sanayisiyle ayakta duran, üreten, istihdam sağlayan ve ülke ekonomisine katkı sunan bir ilçede belediye başkanlığı yapmak, koltuk doldurmak değildir. Bu görev; akıl, vizyon, planlama ve kamu malına namus bilinciyle sahip çıkmayı gerektirir. Ancak Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, göreve gelişinin üzerinden iki yıl dahi geçmeden bu sorumluluğu taşıyamadığını açık ve net biçimde ortaya koymuştur.
Bugün ortada tartışılacak bir durum yoktur.
Torbalı Belediyesi iflas etmiş bir yönetim anlayışıyla idare edilmektedir.
Ve bu iflasın faturası, ilçenin geleceği satılarak ödetilmektedir.
Ocak 2025’ten itibaren başlatılan satış furyası, birkaç taşınmazla sınırlı kalmamış; onlarca, yüzlerce ve nihayetinde bin 62 belediye mülkünün satış gündemine alınmasıyla tam anlamıyla bir yağma düzenine dönüşmüştür. Kasım 2025’te 121, Ocak 2026’da 74 taşınmaz daha satış listesine eklenmiştir. Milyar liraya yaklaşan bu satışlar, ne yatırım hamlesidir ne de akılcı bir mali planlamadır. Bu tablo; çaresizliğin, beceriksizliğin ve yönetememenin itiraf belgesidir.
Torbalı fakir değildir.
Torbalı kaynak fakiri hiç değildir.
Torbalı’nın parası vardır, sanayisi vardır, potansiyeli vardır.
Buna rağmen belediyenin tek çözüm olarak arsa satmayı görmesi, yönetimin sınıfta kaldığını değil, sınıfı dağıttığını göstermektedir. Üstelik satışa çıkarılan taşınmazların bir bölümünün park, yeşil alan, sosyal donatı ve kamu hizmetleri için ayrılmış alanlar olduğu iddiaları, işin vahametini daha da artırmaktadır. Eğer bu iddialar doğruysa, bu durum kötü yönetim değil; gelecek nesillerin hakkının gasp edilmesidir.
Belediye başkanlığı şirket yönetmek değildir.
Belediye, borç kapatmak için mülk satan bir emlak bürosu hiç değildir.
Seçim meydanlarında anlatılan vizyon, sosyal belediyecilik masalları ve süslü vaatler bugün yerini “sat, sustur, günü kurtar” anlayışına bırakmıştır. Üreten bir ilçede, üretmeyen; güçlü bir ekonominin ortasında, elindekini tüketen bir belediye yönetimiyle karşı karşıyayız.
Torbalı’nın ihtiyacı nettir:
arsa satmak değil,
sanayiden hak ettiği payı almak,
kaynak üretmek,
planlı büyümek,
kamu alanlarını namus gibi korumaktır.
Bugün satılan her arsa, yarın yapılamayacak bir okulun, bir parkın, bir sosyal tesisin mezar taşıdır. Torbalı’nın geleceği, geçici bütçe makyajlarına kurban edilemez. Bu satış politikası sürdürülemez, savunulamaz ve meşru değildir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Belediye Başkanı Övünç Demir hakkında kamuoyuna yansıyan rüşvet iddiaları ve yargıya taşındığı öne sürülen dosyalar, ilçede güven duygusunu yerle bir etmiştir. Henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmaması, bu iddiaların yok sayılmasını gerektirmez. Aksine, bu iddialar karşısında suskun kalmak, şüpheleri büyütür ve yönetimin meşruiyetini daha da tartışmalı hale getirir.
Torbalı gibi potansiyeli yüksek bir ilçenin belediye başkanı, yatırımcıyla masaya oturmak yerine taşınmaz listeleriyle gündeme geliyorsa; sanayiden pay almak yerine arsa satıyorsa; proje üretmek yerine savunma yapıyorsa, ortada ciddi bir yönetim krizi vardır.
Bugün eleştirilen sadece arsalar değildir.
Eleştirilen; vizyonsuzluk, beceriksizlik ve güven kaybıdır.
Bir belediye başkanının en büyük sermayesi güvendir. Bu güven yoksa, yapılan her işlem şaibelidir. Övünç Demir yönetimi bugün Torbalı halkının gözünde tam olarak bu noktadadır.
Torbalı halkı açıklama beklemektedir.
Torbalı halkı hesap sorulabilir bir yönetim istemektedir.
Torbalı halkı, kendisine emanet edilen kamu mallarının neden bu hızla elden çıkarıldığını bilmek istemektedir.
İddialar varsa açıklama yapılır.
Sorular varsa cevaplanır.
Yargı süreçleri varsa kamuoyu açıkça bilgilendirilir.
Bunun yerine suskunluk tercih ediliyorsa, bu suskunluk kabullenme olarak okunur. Torbalı, potansiyeliyle büyüyebilecek bir ilçeyken; bugün ne yazık ki kendi geleceğini satan, güveni tüketen ve hafızalara kötü bir yönetim örneği olarak kazınan bir anlayışla anılmaktadır.
Foça’da Belediye Yönetimi Tartışması: Satış Belediyeciliği mi, Hizmet mi?
Foça Belediyesi’nin 2024’ten itibaren attığı adımlar incelendiğinde, ortaya çıkan tablo kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Belediye yönetiminin göreve gelişinden bu yana taşınmaz satışları, devirler ve özelleştirme kararları Foça gündeminin merkezine oturmuş durumda. Buna karşın, altyapı, temizlik, çevre, esnaf destekleri ve sosyal belediyecilik alanlarında somut ve kapsayıcı hizmetlerin geri planda kaldığı yönünde yaygın bir algı oluşmuş durumda.
Satışlar Bir İstisna Değil, Süreklilik Halini Aldı
2024 Eylül ayında Yenifoça’da doğal sit alanında yer alan bir arsanın icradan satış süreciyle başlayan tartışmalar, Kasım 2024’te Mersinaki Koyu gibi Foça’nın simgesel ve doğal değerlerinden biri olan alanın satış kararıyla daha da büyüdü. Tepkiler yalnızca muhalefetten değil, çevre platformlarından ve Foçalı vatandaşlardan da geldi. İtiraz dilekçeleri ve imza kampanyaları, yönetim ile halk arasındaki mesafenin açıldığını gösterdi.
2025 yılına gelindiğinde tablo daha da ağırlaştı. Kumburnu Plajı’nın SGK borçları gerekçesiyle devredilmesi, Foça’da “belediye elindeki her değerin borç kapatma aracı olarak görüldüğü” eleştirilerini güçlendirdi. Ardından gelen 25 konutun satış kararı ve 118 milyon TL’lik gelir beklentisi, satış politikasının geçici değil, kalıcı bir yönetim anlayışı haline geldiğini ortaya koydu.
2026 Ocak ayında, daha önce satılamayan konutların yeniden satışa çıkarılması ise bu politikanın devam edeceğinin açık bir göstergesi oldu.
CHP İçinde Çatlak: Mecliste Satış Krizi
En dikkat çekici gelişmelerden biri ise CHP’li meclis üyelerinin kendi belediye başkanlarına açık şekilde tepki göstermesi oldu. Aralık 2025’teki meclis toplantısında yaşananlar, sadece bir tartışma değil, yönetim krizinin yansıması olarak değerlendiriliyor.
“Bundan sonra hiçbir satışa onay vermeyeceğim” diyen CHP’li Meclis Üyesi Çiğdem Yenipazar’ın mikrofonunun kapatılması ve toplantının sert müdahalelerle devam ettirilmesi, katılımcı yerel demokrasi anlayışının zedelendiği yönünde eleştirilere yol açtı. Mecliste masaların yumruklandığı, sözlerin kesildiği bir ortam, Foça gibi uzlaşı kültürüyle bilinen bir kentle bağdaşmadığı yönünde yorumlandı.
Esnafla, Halkla ve Kentin Ruhu ile Mesafeli Bir Yönetim mi?
Foça’da giderek daha sık dile getirilen bir başka eleştiri ise belediye yönetiminin esnafla sorunlu, halktan kopuk bir çizgide ilerlediği yönünde. Temizlik hizmetleriyle ilgili “çöp toplanmayabilir” yönündeki açıklamalar, zaten hizmetlerden şikâyetçi olan vatandaşların tepkisini artırdı.
Foçalıların beklentisi; üreten, koruyan, planlayan ve Foça’nın doğal–kültürel dokusunu gözeten bir belediyecilik iken, ortaya çıkan tablo “satış yapan, devreden, kriz yöneten” bir belediyecilik algısı oluşturdu.
Sonuç: Hizmet İçin mi Geldi, Sorun İçin mi?
Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, kamuoyunda şu soru yüksek sesle soruluyor:
Foça Belediyesi bu kente hizmet etmek için mi yönetiliyor, yoksa Foça yeni sorunlarla mı karşı karşıya bırakılıyor?
Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın, sadece muhalefetten değil, kendi partisinden gelen itirazları da dikkate almayan, satış odaklı ve çatışmacı bir yönetim tarzı benimsediği yönündeki eleştiriler giderek güçleniyor. Belediyecilik anlayışının, Foça’nın geleceğini korumak yerine bugünü kurtarmaya odaklandığı görüşü, artık yalnızca bir muhalefet söylemi değil, geniş bir toplumsal değerlendirme haline gelmiş durumda.