CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun son bulması ve erken seçim talebiyle düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 101'incisi Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nde düzenleniyor.

Özel ve İmamoğlu’nun yanı sıra yaşamlarını yitiren Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay’ın fotoğraflarının olduğu afişleri asıldığı meydanı yağan yağmura rağmen dolduran yurttaşlar, “Hak, hukuk, adalet”, “Direne direne kazanacağı”, “Dik dur eğilme Aydın seninle” sloganları attı.

Parti yöneticileri, il ilçe başkanları milletvekilleri ve belediye başkanlarının da hazır bulunduğu miting saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

CHP lideri Özgür Özel, açıklamalarda bulunuyor.

ERDOĞAN'A SESLENDİ: 'ADAYIN ÖZLEM'İ ÇIKAR KARŞIMIZA, KARARI AYDIN VERSİN"

Özel'in açıklamaları şöyle:

"Ömer Günel'e yöneltilen iftiralar ortada. Bunları alıp da Kuşadası Cumhuriyet Başsavcısı'na götürsen dönüp bakmaz. Niye, Daha önce 5 kere müfettişlerin geldiği, didik didik inceledikleri, dikilen bitkilerin, çiçeklerin tek tek sayıldığı, hata arandığı, kusur bulunamadığı bir dosya ortadadır.

Ey Erdoğan! Ben Aydın'da yaptığımız o muhteşem mitingde sana bir çağrıda bulunmuştum. Şimdi o günden bugüne sustun. Şimdi bir kez daha tekrar ediyorum; Özlem Çerçioğlu bu partinin, bu şehrin AK Parti'ye verilmeyen, CHP'ye ve demokratların ittifakına verilen oyla alındı ve senin partine katıldı. Aydın'ı Aydınlılar 'CHP yönetsin' dedi, sen almadığın bir seçimi siyasi bir kapkaç ile cebine koymaya kalktın. Çok mu güveniyorsun Özlem'e? AK Parti elinde, iktidar elinde, Özlem elinde, teklif burada; Aydın'da CHP ve AK Parti isterse seçimleri yenileyebiliyoruz. Adayın Özlem'i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya, kararı Aydın versin.

Kuşadası'ndayım, Aydın'dayım. CHP Genel Başkanı olarak sana meydan okuyorum, milli irade hırsızlığına meydan okuyorum. Aydın'daki onbinlerin, yüzbinlerin beklentisini söylüyorum. Patron millettir, sandığı milletin önüne getir, kararı millet versin.

"KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI'NI PARTİNE KATMANIN PEŞİNDESİN"

Erdoğan, Keçiören Belediye Başkanı'nı partine getirmenin, onu partiye katmanın peşindesin. Ve şunu söylüyorlar; 'Bu hafta ortalık karışık, bu gürültü içinde alalım, katalım, geçelim' diyorlar. Milletimize soruyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu yaptıklarına, Keçiören'de dosya göstermelerine, dosyasını İstanbul'a istemelerine, kendileri yolsuzluktan kurtulmak için kapımızda' demelerine rağmen AK Parti'nin, onu transfer çabalarına sessiz kalacak mısınız?"

0D537Abf 3Dbb 4Cea 9C90 089Dcdd77A28

GÜNEL'İN ÇOCUKLARI: "BABAMA ÖZGÜRLÜK" PANKARTIYLA SAHNEYE ÇIKTI

Silivri’de tutuklu bulunan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in mesajını eşi Duygu Günel okudu. Günel’in çocukları “Babama özgürlük” yazan dövizle sahneye çıktı.

"MUHTEMEL RAKİPLERİNE İFTİRA ATIP, ONLARA TETİKÇİLİK YAPANLARDAN OLACAĞIMA, ŞEREFİMLE DÖRT DUVAR ARASINDA OLURUM"

Günel, kaleme aldığı mektup ile Kuşadalılara şu ifadelerle seslendi:

“Kendi Silivri’de ama ruhu, kalbi orada olan bir evladınız, kardeşiniz, arkadaşınız olarak sizi saygıyla, sevgiyle kucaklıyorum. Sayın Genel Başkanım, memleketimize hoşgeldiniz. Desteğinizle beni, ailemi, yol arkadaşlarımı şereflendirdiniz. Minnetle size ve sizinle birlikte gelen tüm parti büyüklerime en derin saygılarımı sunuyorum. Şükürler olsun ki, aklımla, ruhumla bağlı olduğum Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yoldan yürürken, onun kurduğu partim, Cumhuriyet Halk Partisi’nin izinden bir adım bile ayrılmadım.

Ben, adayı olup iki kere seçildiğim partime güvenen insanlara ihanetten, korkaklıktan ve hapse girme kaygısından Silivri’de değilim. Hainlere ‘eyvallah’ demeyenlerden, gücün karşısında bir santim eğilmeyenlerden, doğru ve hak bildiğinin peşinden gidenlerden, yol arkadaşlarını satmayanlardan, onlarca davada yargılanıp da korkup kaçmayanlardan olduğum için buradayım. Güce sırtını yaslayıp, muhtemel rakiplerine iftira atıp, senaryolarla kumpas kuran ve onlara tetikçilik yapanlardan olacağıma, şerefimle dört duvar arasında olurum. Dışarıda olup başım önümde olacağına, halkın vicdanında ilelebet mahkum olacağıma, tutsak olup başım dimdik, vicdanlarda özgür olurum.

"ALLAH’IN YÜCE KATINDA BUNUN HESABINI VERECEKSİNİZ"

Gerçeklerin elbet bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. O gerçekler ortaya çıktığında, Aydın’daki kötülüğün ve onun tetikçilerinin yüzlerinin kızaracağına inanmıyorum, bunu beklemiyorum da. Ama o gün geldiğinde milletin vicdanında mahkumiyeti tadacaksınız. İftira ve kumpaslarınızın savcısıyla er ya da geç yüzleşip, hem vicdanlarda, hem Allah’ın yüce katında bunun hesabını vereceksiniz.

"ÇOK YAKINDA BİR OLACAĞIZ, DİRİ OLACAĞIZ, İRİ OLACAĞIZ"

Davutoğlu: Türkiye'nin doğru yaptığı şeyler var
Davutoğlu: Türkiye'nin doğru yaptığı şeyler var
İçeriği Görüntüle

Sayın Genel Başkanım, tutsak edilen tüm arkadaşlarımızla ilgili mücadeleniz asla unutulmayacak. Minnet ve saygımız dünya var oldukça var olacaktır. Kuşadası, Aydın halkı gerçek Efe’dir. Haksızlığa kafa tutar, bedel öder, mücadele eder. Siz orada, Efeler Diyarı'ndasınız. Bize inanın, bize güvenin. Sevgili hemşehrilerim, çok yakında bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız. Kendimi, ailemi, yol arkadaşlarımı sizlere, sizleri Allah’a emanet ediyorum."

İmamoğlu’nun yolladığı mektubu CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı kamuoyu ile paylaştı.

47F95D89 C1B6 4429 Ac98 F741D605D640

"BİR DAHA ASLA SEÇİM KAZANAMAYACAKLAR"

İmamoğlu, mektubunda şunları söyledi:

"Kuşadası’nın yiğit ve onurlu insanları, benim canım vatandaşlarım; kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar ve geleceğimizin teminatı gençler... Her birinize tek tek sarılıyorum, sizleri özlem ve hasretle selamlıyorum.

Silivri Zindanı’ndan Kuşadası’na koca bir selam olsun. Aydın’da ve Kuşadası’nda, örgütümüzün mücadeleci ruhunu temsil eden kıymetli il başkanım Hikmet Saatçı'ya ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Mücadelemiz bitmeyecek, güçlenerek devam edecek. Çırpındıkça batan, kendi kumpaslarında boğulma sürecine girmiş bir iktidar var karşımızda. Koltuklarını koruyabilmek için ellerinde hiçbir güç, hiçbir imkân kalmadı. Bu millete öyle büyük haksızlıklar, adaletsizlikler yaşattılar ki bir daha asla seçim kazanamayacaklar. Vatandaşın verdiği bütün krediyi tükettiler; milletin desteğini ve güvenini yiyip bitirdiler. Kendi menfaatlerine o kadar odaklandılar ki, ülkenin sorunlarını çözmeye hevesleri, enerjileri ve kadroları kalmadı.

"İKİ ŞEYE GÜVENİYORLAR; BİRİ TRUMP'TAN ALDIKLARI DESTEĞE..."

Çöküş dönemindeler ve saltanatlarını sürdürebilmek için sadece iki şeye güveniyorlar: Birincisi, ülkemizin zenginliklerini ve milletimizin kaynaklarını peşkeş çekme karşılığında Trump’tan aldıkları desteğe; ikincisi ise yargıda kurdukları kirli düzen sayesinde kontrol altında tuttukları yargı mensuplarına. Başka hiçbir dayanakları kalmadı ama bunlar da onları kurtaramayacak. Sandık gelecek, milletin karşısına çıkacaklar ve hesap verecekler. İşçiye, çiftçiye, emekliye, esnafa yaşattıkları yoksulluğun hesabını da milletin özgür iradesiyle seçtiği belediye başkanlarına yaptıkları haksızlık ve zorbalıkların hesabını da verecekler. Çocukların, gençlerin, kadınların hayatlarını kararttıkları, gelecek umutlarını kırdıkları ve yargı bağımsızlığını yok ettikleri için de hesap verecekler. Kuşadası Belediye Başkanımız, değerli yol arkadaşım Ömer Günel’e yaptıkları haksızlığın, zorbalığın da hesabını verecekler elbette. Kuşadası’nın ve Aydın’ın iradesini güdümlü yargı operasyonlarıyla, mafyatik yöntemlerle hiçe sayanları, yerel siyaseti kendi kirli menfaat ilişkilerine göre dizayn etmeye kalkışanları Aydınlılar asla unutmayacak.

"BİZ ZİNDANDAYIZ, AMA BAŞIMIZ DİK, ALNIMIZ AÇIK"

Hiçbir delil ve hukuki sebep olmadan, bir sözde ihbar mektubunu bahane ederek Ömer Günel Başkanımızı tutuklayanlar; bir yıl önce bizleri suçlu ilan edip hapse atarken ne kadar rahat ve kibirliydiler. Bir yıl boyunca yalanlarla, iftiralarla, algı operasyonlarıyla bizi yargısız infaz edip durdular ama kimseyi inandıramadılar. Dava başlayınca, organize ettikleri kumpası milletimiz daha da net görmeye başladı. Biz bir yıldır, ‘Yargılama milletin gözü önünde yapılsın, duruşmalar canlı yayınlansın’ dedikçe neden duymazdan geldikleri, neden korkup çekindikleri apaçık ortaya çıktı. Silivri Mahkemesi’nde yargılananlar bizler değiliz, onlar. Siyasi rakibini saf dışı etmek için bu kadar kumpasa, bu kadar organize işe kalkışanları; üç beş güdümlü yargı mensubuyla milletin iradesine darbe yapmaya kalkanları yargılıyoruz biz. Tapularının hesabını veremeyenleri ve onları bir aparat olarak kullanarak ülkenin tapusunu kendi üstüne yapmaya çalışan o kötü aklı yargılıyoruz. Biz, zindandayız ama başımız dik, alnımız açık.

"O BÜYÜK ZULÜM VE İSTİBDAT SON BULACAK"

Üzerlerine adaletsizliğin, zorbalığın lekesi bulaşmış olanlar aklanmak istiyorlarsa, sandığı milletin önüne koyacaklar. Ya bütün bu yaptıklarına milletten onay alacaklar ya da millet kime verirse yetkiyi ona devredecekler. Bunun arası, ortası yoktur; bunun gecikmeye tahammülü yoktur. Türkiye acil ve büyük sorunlarını ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek; adaletiyle, bereketiyle gelecek. Bu cennet vatanda 86 milyon insan; geçim derdi çekmeden, gelecekten endişe etmeden, hep birlikte ve kardeşçe yaşayacak. Herkes için her yerde adalet ve hürriyet hâkim olacak. Kimse eşitsizliğe, ayrımcılığa, haksızlığa uğramayacak. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef alan o büyük zulüm ve istibdat son bulacak. Her şey çok güzel olacak."

Kaynak: CUMHURİYET