Gündemin Nabzı’nda Çeşme konuşuldu, vatandaş sosyal medyada adeta içini döktü

Time35 ekranlarında yayınlanan Gündemin Nabzı programında bu hafta Çeşme’yi masaya yatırdık.

Program katılımcıları Avukat Murat İdikurt, Gazeteci Arif Çayan, Gazeteci Ezgi Yeşil ve moderatör Mustafa Tübcel, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin seçim döneminde verdiği sözlerden ilçenin günlük sorunlarına, tamamlanmadığı veya beklenen sonucu vermediği ileri sürülen projelerden vatandaşın belediye hizmetlerine yönelik şikâyetlerine kadar pek çok başlığı değerlendirdi.

Menderes Belediyesi’nde yönetim AK Parti’ye geçti!
Menderes Belediyesi’nde yönetim AK Parti’ye geçti!
İçeriği Görüntüle

Programda sorulan temel soru aslında son derece basitti:

Çeşme’de vaat edilenlerle bugün ortaya çıkan tablo birbirini tutuyor mu?

Programın ardından Time35’in sosyal medya hesaplarında yayınlanan haber paylaşımının altına gelen vatandaş yorumları ise tartışmayı başka bir noktaya taşıdı.

Çünkü yorumları tek tek okuduğunuzda karşınıza yalnızca siyasi bir eleştiri çıkmıyor.

Yol konuşuluyor.

Kanalizasyon konuşuluyor.

Tuvalet konuşuluyor.

Pazar yeri konuşuluyor.

İmar konuşuluyor.

Sivrisinek ve karasinek konuşuluyor.

Trafik ve aydınlatma konuşuluyor.

Sosyal konut konuşuluyor.

Yarım kaldığı iddia edilen projeler konuşuluyor.

Ve bütün bu şikâyetlerin üzerinde tek bir soru yükseliyor:

SAYIN LÂL DENİZLİ, VATANDAŞIN İSYANINI DUYUYOR MUSUNUZ?

Bazen bir kentin gerçek gündemini anlamak için anket yaptırmaya, kalın raporlar hazırlatmaya gerek kalmaz.

Sokağa bakarsınız.

Esnafa kulak verirsiniz.

Bir de insanların hiçbir yönlendirme olmadan, kendi iradeleriyle yazdıklarına bakarsınız.

Time35 olarak Çeşme’yi konuştuk.

Ardından vatandaş konuşmaya başladı.

Yorumları okuduk.

Birini değil.

İkisini değil.

Tek tek okuduk.

Ve gördük ki Çeşme’deki tartışma artık birkaç siyasi eleştiriden ibaret değil.

Ortada dikkate alınması gereken ciddi bir memnuniyetsizlik tablosu var.

Yorumların içerisinde siyasi eleştiri de var, öfke de var, hatta zaman zaman bizim de doğru bulmadığımız kişisel ve ağır ifadeler de var.

Bunları bir kenara bırakalım.

Çünkü bizim işimiz hakareti büyütmek değil.

Ancak hakaretleri ve siyasi polemikleri ayıkladığınızda geriye kalan somut vatandaş şikâyetlerini de yok sayamazsınız.

Tam tersine, asıl konuşulması gerekenler bunlardır.

“50 DEFA ŞİKÂYET ETTİK, KİMSE GELMEDİ”

Bir vatandaş İnönü Mahallesi 2088 Sokak’ı özellikle adres gösteriyor.

İki yıldır yollarda çalışma görmediğini belirterek aynı sokak için “en az 50 sefer şikâyet ettik” diyor ve kimsenin gelmediğini ileri sürüyor.

Bu artık genel bir siyasi eleştiri değildir.

Mahalle belli.

Sokak belli.

Şikâyet belli.

O halde belediyeye düşen de son derece basit:

Gidin 2088 Sokak’a.

Vatandaşın söylediği doğru mu, değil mi görün.

Sorun varsa çözün.

Vatandaş haksızsa çıkın ve açıklayın.

Ama sessiz kalmayın.

Çünkü bir vatandaş belediyesine ısrarla ulaştığını ve karşılık alamadığını söylüyorsa, burada yalnızca yol sorunu değil, belediye ile vatandaş arasındaki iletişim sorunu da konuşulmalıdır.

ÇEŞME’DE HÂLÂ KANALİZASYON KONUŞUYORUZ

Bir başka vatandaş çok daha temel bir meseleye dikkat çekiyor.

Çeşme’nin birçok noktasında kanalizasyon bulunmadığını, buna rağmen atık su bedeli ödendiğini ve vidanjör maliyetlerinin vatandaşın sırtına kaldığını söylüyor.

Şimdi burada yetki hangi kurumdaysa çıksın anlatsın.

Çeşme Belediyesi ise Çeşme Belediyesi…

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise Büyükşehir…

İZSU ise İZSU…

Vatandaş kurumlar arasındaki yetki tartışmasını dinlemek istemiyor.

Vatandaş sonuç istiyor.

Vatandaş kanalizasyon istiyor.

Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli turizm merkezlerinden birinde 2026 yılında hâlâ kanalizasyon konuşuyorsak, kimse kusura bakmasın ama burada ortada ciddi bir yerel yönetim problemi vardır.

Çeşme’nin adı milyonluk villalarla, lüks turizmle, beach club’larla, Alaçatı’yla anılırken vatandaşın hâlâ kanalizasyon talep etmesi üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir çelişkidir.

TUVALET MESELESİ KÜÇÜK MÜ?

Gündemin Nabzı programında özellikle üzerinde durduğumuz konulardan biri de tarihi Hacı Memişağa Camii çevresindeki tuvalet meselesiydi.

Sosyal medya yorumlarına baktığımızda aynı temel ihtiyacın başka noktalarda da dile getirildiğini görüyoruz.

Bir vatandaş Çeşme pazarına lavabo yapılmasını istiyor ve pazarcı esnafının ihtiyaçlarını karşılamak için marketlere ve mağazalara gitmek zorunda kaldığını söylüyor.

Bir başka vatandaş Ilıca’daki ÇEŞTUR tesislerinde aylardır tuvalet yapılmadığını ileri sürüyor.

Şimdi soruyorum:

Bir turizm kentinde temiz, ulaşılabilir ve yeterli sayıda umumi tuvalet istemek gerçekten çok büyük bir beklenti midir?

Milyonluk projeleri bir kenara bırakın.

Vizyon projelerini bir kenara bırakın.

Sunumları bir kenara bırakın.

Vatandaş önce en temel ihtiyacını karşılamak istiyor.

Eğer Çeşme’nin göbeğinde vatandaş tuvalet arıyorsa, belediyeciliğin en temel konularından birinde problem var demektir.

“ALAÇATI’NIN SOKAKLARI REZİL”

Bir başka yorumda Alaçatı’daki kazı çalışmalarından sonra sokakların bırakıldığı durum eleştiriliyor.

Vatandaş, kazılan yerlerin düzgün şekilde kapatılmadığını, sokakların delik deşik olduğunu ve çalışmaların daha çok ana yollarda görüntü verdiğini ileri sürüyor.

Başka bir vatandaş yollar için çok daha çarpıcı bir ifade kullanıyor:

“Köstebek yuvası.”

Çeşme semt pazarının durumundan şikâyet eden bir başka vatandaş ise park yeri bulunmadığını, zeminin kötü durumda olduğunu ve asfalt taşlarının kırıldığını söylüyor.

Bunlar devasa yatırımlar değildir.

Bunlar belediyeciliğin günlük sınavlarıdır.

Çünkü vatandaş belediyeyi önce ayağının bastığı kaldırımda görür.

Otomobilinin geçtiği yolda görür.

Alışveriş yaptığı pazarda görür.

Mahallesindeki çöpte görür.

Sokağındaki ışıkta görür.

Ve Sayın Lâl Denizli’nin belki de kendisine sorması gereken temel soru tam burada başlıyor:

Çeşmeliler belediyenin hizmetini günlük hayatlarında neden yeterince hissedemediklerini söylüyor?

KARASİNEK, SİVRİSİNEK, TRAFİK LAMBASI, AYDINLATMA…

Bir vatandaşın yorumu aslında meseleyi tek cümlede özetliyor:

“Türkiye’nin en turistik yerlerinden birisine yakışmıyor.”

Gündüz karasinek, gece sivrisinek sorununun devam ettiğini söylüyor.

Bir başka vatandaş trafik lambalarının bozuk olduğunu, mahallelerde gündüz vakti genel aydınlatmaların yandığını ve yolların kötü durumda olduğunu yazıyor.

Bunların her biri tek başına küçük görülebilir.

Ama belediyecilik zaten insanların günlük yaşamındaki bu meselelerin toplamıdır.

Sokak karanlıksa…

Yol bozuksa…

Sinekten pencerenizi açamıyorsanız…

Pazarda tuvalet bulamıyorsanız…

Kanalizasyon sorunu yaşıyorsanız…

Belediyeye defalarca ulaştığınızı fakat sonuç alamadığınızı düşünüyorsanız…

Vatandaşa dönüp yalnızca büyük projeler anlatamazsınız.

Çünkü vatandaşın terazisi basittir:

Benim hayatım kolaylaştı mı?

“SAKIZ AĞACI PROJESİNE GİDİP BAKIN”

Dikkatimizi çeken yorumlardan biri de Ilıca’daki Sakız Ağacı Projesi ile ilgili.

Bir vatandaş doğrudan:

“Gidip görün ne halde.”

diyor.

Aslında bundan daha açık bir çağrı olabilir mi?

Adres belli.

Proje belli.

İddia belli.

Sayın Başkan, belediyenizin ilgili yöneticileriyle gidin ve görün.

Vatandaş haksızsa fotoğraflarıyla açıklayın.

Proje tamamlandıysa gösterin.

Çalışmalar devam ediyorsa takvimini paylaşın.

Ama vatandaş haklıysa da gereğini yapın.

Belediyecilik vatandaşla sosyal medya üzerinden tartışmak değil, vatandaşın gösterdiği yere gidip sorunu çözmektir.

SOSYAL KONUT PROJESİ NE DURUMDA?

Bir başka vatandaş dar gelirlilere yönelik kiralık konut projesini hatırlatıyor.

Açılış yapıldığını ancak çalışmanın uzun süredir ilerlemediğini ileri sürüyor.

Bu iddia özellikle cevaplandırılmalıdır.

Çünkü konut bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biridir.

Çeşme gibi kira ve konut fiyatlarının vatandaş üzerinde ciddi baskı oluşturduğu bir ilçede dar gelirliye verilen konut sözü sıradan bir seçim vaadi değildir.

İnsanların hayatına doğrudan dokunan bir sözdür.

O halde soralım:

Proje bugün hangi aşamada?

Kaç konut yapılacak?

Ne zaman tamamlanacak?

Kimler yararlanacak?

Çalışmalar neden vatandaşta “yarım kaldı” algısı oluşturuyor?

Eğer proje devam ediyorsa çıkın takvimini açıklayın.

Vatandaş da bilsin.

“135 PROJE GERÇEKLEŞTİ” DENİYORSA VATANDAŞ NEDEN “NEREDE?” DİYOR?

Yorumların altında ironik biçimde tekrar edilen başka bir ifade daha var:

“Sözde 135 proje gerçekleşmiş.”

İşte burada çok önemli bir yönetim ve iletişim problemi ortaya çıkıyor.

Bir belediye yüzlerce çalışma yaptığını söyleyebilir.

Gerçekten başarılı çalışmalar da gerçekleştirmiş olabilir.

Bunları görmezden gelmek de doğru değildir.

Ama vatandaşın önemli bir bölümü hâlâ:

“Ne yaptınız?”

diye soruyorsa burada belediye yönetiminin üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir kopukluk vardır.

Ya yapılanı anlatamıyorsunuz.

Ya yapılan işler vatandaşın öncelikleriyle örtüşmüyor.

Ya da vatandaş günlük yaşamında bunların karşılığını yeterince göremiyor.

Hangisi?

Bunu cevaplamak bizim değil, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin görevidir.

Çünkü seçim meydanında vaat açıklamak kolaydır.

Projeleri görsellerle anlatmak kolaydır.

Açılış töreni yapmak kolaydır.

Asıl mesele iki yıl sonra vatandaşın karşısına çıkıp:

“Söz verdim ve yaptım.”

diyebilmektir.

İMAR KONUSUNDAKİ İDDİALAR CEVAPSIZ BIRAKILMAMALI

Yorumların içerisinde çok daha ciddi iddialar da bulunuyor.

Bir vatandaş “garaj arkası imar planı” nedeniyle insanların mağdur edildiğini ileri sürüyor.

Başka bir vatandaş encümen ve belediye meclisi kararlarının uygulanmadığı yönünde son derece ağır iddialarda bulunuyor ve belediyenin incelenmesini talep ediyor.

Burada özellikle altını çiziyoruz:

Bunlar sosyal medya kullanıcılarının iddialarıdır.

Doğruluğunu araştırmadan gerçekleşmiş olaylar gibi sunamayız.

Gazetecilik bunu gerektirir.

Ancak aynı gazetecilik anlayışı bize şunu da söyler:

Bu kadar ciddi iddialar kamuoyu önünde dile getiriliyorsa belediye yönetimi bunları görmezden gelmemelidir.

Varsa yanlış bilgi, belgeleriyle düzeltirsiniz.

Varsa problem, gereğini yaparsınız.

Varsa hukuka aykırı bir durum olmadığına ilişkin belgeler, kamuoyuyla paylaşırsınız.

Şeffaf yönetim budur.

GÜNDEMİN NABZI’NDA DA AYNI SORUYU SORDUK: VAATLER NEREDE?

Time35 ekranlarında yayınlanan Gündemin Nabzı programında Avukat Murat İdikurt, Gazeteci Arif Çayan, Gazeteci Ezgi Yeşil ve moderatör Mustafa Tübcel olarak Çeşme dosyasını tartışırken aslında sosyal medyada vatandaşın daha sonra yönelttiği soruların önemli bir bölümünü biz de masaya yatırdık.

Seçim vaatlerini konuştuk.

Gerçekleştiği açıklanan projeleri konuştuk.

Vatandaşın günlük hayatında karşılığını göremediğini söylediği hizmetleri konuştuk.

ÇEŞTUR’u konuştuk.

Hacı Memişağa Camii çevresindeki tuvalet meselesini konuştuk.

Altyapıyı konuştuk.

Çeşme’nin turizmde taşıdığı marka değerine rağmen günlük belediyecilik hizmetlerinde neden bu kadar fazla şikâyetin ortaya çıktığını sorduk.

Program bittikten sonra vatandaşın yaptığı yorumlar bize şunu gösterdi:

Biz stüdyoda neyi konuşuyorsak, Çeşmeli de sokakta onu konuşuyor.

İşte belediye yönetiminin asıl üzerinde durması gereken nokta budur.

“YÜRÜYÜŞ VAR, PROTESTO VAR AMA İCRAAT YOK”

Vatandaşlardan biri Lâl Denizli’yi yürüyüşlere ve protestolara katılmak üzerinden eleştirirken şu ifadeyi kullanıyor:

“Ama icraat yok.”

Sert bir ifade.

Ama altında önemli bir siyasi soru yatıyor.

Çeşmelinin belediye başkanından öncelikli beklentisi nedir?

Ulusal siyasetin tartışmalarında daha fazla görünmesi mi?

Yoksa Çeşme’nin sokaklarında daha fazla görünmesi mi?

Bir belediye başkanının elbette siyasi görüşü vardır.

Toplumsal olaylara ilişkin tavrı olabilir.

Yürüyüşe de katılabilir.

Protestoya da katılabilir.

Açıklama da yapabilir.

Bunlar demokratik siyasetin parçalarıdır.

Ancak belediye başkanının birinci sorumluluğunun önüne hiçbirisi geçemez.

O sorumluluğun adı:

ÇEŞME’DİR.

Çeşme’nin yolu yapılmıyorsa vatandaş başkanını orada arar.

Kanalizasyon problemi varsa orada arar.

Pazar yerinde tuvalet yoksa orada arar.

Proje yarım kaldıysa orada arar.

Sivrisinek varsa orada arar.

Belediye başkanlığı yalnızca siyasi görünürlük makamı değildir.

Belediye başkanlığı hizmet makamıdır.

SAYIN LÂL DENİZLİ, MESELE ELEŞTİRİLMENİZ DEĞİL

Bu yorumların bazıları gerçekten çok sert.

Bazılarındaki kişisel ifadeleri biz de doğru bulmuyoruz.

Bir belediye başkanını eleştirmek başka şeydir.

Hakaret etmek başka şeydir.

Bizim işimiz hakaretleri çoğaltmak değildir.

Ama burada çok tehlikeli başka bir kolaycılık da yapılmamalıdır:

Sert birkaç yorumu gerekçe gösterip bütün vatandaş eleştirilerini “siyasi saldırı” diye çöpe atmak.

Hayır.

Çünkü hakaretleri ayıkladığınızda geride hâlâ şunlar kalıyor:

“Yolum yapılmadı” diyen vatandaş.

“Kanalizasyonum yok” diyen vatandaş.

“Tuvalet yok” diyen esnaf.

“Proje yarım kaldı” diyen vatandaş.

“Sinek sorunu çözülmedi” diyen vatandaş.

“İmar nedeniyle mağdur oldum” diyen vatandaş.

“Şikâyet ettim, kimse gelmedi” diyen vatandaş.

“Verilen vaatler nerede?” diye soran vatandaş.

Bunların hepsine muhalefet diyemezsiniz.

Bunların hepsini siyasi operasyon diyerek geçiştiremezsiniz.

Çünkü belediyecilikte vatandaşın siyasi kimliğinin hiçbir önemi yoktur.

CHP’liye de hizmet edeceksiniz.

AK Partiliye de.

MHP’liye de.

Başka bir partiye oy verene de.

Hiçbir partiye oy vermeyene de.

Hatta size oy vermemiş olana da.

Çünkü seçim bittiği gün adaylık biter, belediye başkanlığı başlar.

ELEŞTİRİDEN KAÇMAK YERİNE ÇEŞMELİNİN KARŞISINA ÇIKIN

Sayın Lâl Denizli’ye buradan bir çağrı yapmak istiyorum.

Bu yorumları okuyun.

Gerçekten okuyun.

Sosyal medya ekibinizin hazırladığı raporlardan değil.

Filtrelenmiş mesajlardan değil.

Vatandaşın yazdığı haliyle okuyun.

Sonra ekibinizi toplayın.

2088 Sokak’a gidin.

Pazar yerine gidin.

Ilıca’ya gidin.

Alaçatı’nın ara sokaklarına girin.

Sosyal konut projesinin geldiği noktayı yerinde görün.

Vatandaşın “gidip görün” dediği Sakız Ağacı Projesi’ne gidin.

Ve sonra Çeşmelinin karşısına çıkın.

Hangisi doğru?

Hangisi yanlış?

Hangisi çözülecek?

Hangisinin takvimi var?

Açıklayın.

Çünkü eleştiriden kaçmak eleştiriyi ortadan kaldırmaz.

Sessizlik de sorunu çözmez.

Tam tersine, cevap verilmeyen her soru vatandaşın zihninde biraz daha büyür.

BİZİM LÂL DENİZLİ İLE KİŞİSEL BİR MESELEMİZ YOK

Buradan çok açık söylüyorum.

Time35’in de, Gündemin Nabzı programının da Lâl Denizli ile kişisel bir meselesi yok.

İyi bir iş yapıldığında alkışlamak gazeteciliğin gereğidir.

Yanlış gördüğümüz bir uygulamayı sormak da gazeteciliğin gereğidir.

Biz Lâl Denizli’nin başarısız olmasını istemeyiz.

Çünkü Çeşme Belediye Başkanı başarısız olduğunda bedelini yalnızca Lâl Denizli ödemez.

Çeşme öder.

Çeşmeli öder.

Esnaf öder.

Turizmci öder.

Orada yaşayan vatandaş öder.

Bizim derdimiz tam olarak budur:

Çeşme kaybetmesin.

Ama bunun yolu da sorunların üzerini örtmek değildir.

Gazetecinin görevi belediye başkanının hoşuna gidecek soruları sormak değildir.

Vatandaşın cevabını merak ettiği soruları sormaktır.

Biz de bunu yapıyoruz.

O HALDE SORULARIMIZI BİR KEZ DAHA SORALIM

Sayın Lâl Denizli;

İnönü Mahallesi 2088 Sokak’ta vatandaşın anlattığı yol sorunu doğru mu?

Vatandaş neden defalarca şikâyette bulunduğunu fakat sonuç alamadığını söylüyor?

Alaçatı’da kazılan ve düzeltilmediği ileri sürülen sokakların durumu nedir?

Çeşme’deki kanalizasyon eksikliklerinin giderilmesine ilişkin somut takvim nedir?

Ilıca’daki Sakız Ağacı Projesi bugün hangi aşamadadır?

Dar gelirliye kiralık konut projesinde çalışmalar hangi noktadadır?

Proje ne zaman tamamlanacaktır?

Çeşme pazarındaki tuvalet ve lavabo talebine cevabınız nedir?

Hacı Memişağa Camii çevresindeki tuvalet meselesinin çözümü nedir?

Sivrisinek ve karasinek şikâyetleri konusunda hangi çalışmalar yürütülüyor?

Garaj arkası imar planıyla ilgili mağduriyet iddialarına cevabınız nedir?

Encümen ve belediye meclisi kararlarının uygulanmadığı yönündeki vatandaş iddiaları doğru mudur?

Gerçekleştirildiğini söylediğiniz projeler konusunda neden bazı Çeşmeliler “Nerede?” diye soruyor?

Ve hepsinden önemlisi:

ÇEŞMELİ NEDEN YAPILAN HİZMETİ HİSSETMEDİĞİNİ SÖYLÜYOR?

Bu soruya verilecek cevap, belki de bütün diğer soruların cevabından daha önemlidir.

ÇEŞME VİTRİN DEĞİL, YAŞAYAN BİR KENTTİR

Çeşme’yi yalnızca Alaçatı’nın birkaç sokağından ibaret görenler yanılır.

Çeşme yalnızca beach club değildir.

Çeşme yalnızca lüks restoran değildir.

Çeşme yalnızca yazlıkçı değildir.

Çeşme yalnızca magazin fotoğraflarının fonu değildir.

Orada dört mevsim yaşayan insanlar var.

Esnaf var.

Emekli var.

İşçi var.

Genç var.

Çocuk var.

Aile var.

Sabah işine giden insan var.

Pazara çıkan vatandaş var.

Faturasını düşünen insan var.

Kirasını ödemeye çalışan insan var.

Onların beklentisi gösterişli cümleler değil.

Hizmet.

Onların istediği yeni bir vaat değil.

Verilmiş sözlerin tutulması.

Onların istediği sosyal medya videosu değil.

Sokağındaki çukurun kapanması.

Onların istediği yeni bir slogan değil.

Günlük hayatındaki problemin çözülmesi.

Ve siyaset açısından en tehlikeli nokta vatandaşın eleştirmesi değildir.

Vatandaş hâlâ eleştiriyorsa hâlâ bir şeylerin düzelmesini bekliyordur.

Asıl tehlike vatandaşın artık konuşmaktan vazgeçmesidir.

SAYIN BAŞKAN, BU SESİ DUYMAK ZORUNDASINIZ

Bu nedenle Lâl Denizli’ye bir kez daha sesleniyoruz:

Sayın Başkan…

Bu yorumları siz de okuyun.

Hakaretleri bir kenara koyun.

Siyasi polemikleri bir kenara koyun.

Parti tartışmalarını bir kenara koyun.

Ve geriye kalan sese kulak verin.

Çünkü o sesin içerisinde yol var.

Kanalizasyon var.

Pazar var.

Tuvalet var.

İmar var.

Konut var.

Sinek var.

Yarım kaldığı söylenen projeler var.

Cevap bekleyen Çeşmeliler var.

Bu insanlar sizden mucize istemiyor.

Belediyecilik istiyor.

Yeni vaat istemiyor.

Sonuç istiyor.

Mazeret istemiyor.

Çözüm istiyor.

Ve artık bu eleştirileri yalnızca “muhalefet konuşuyor” diyerek geçiştirmek mümkün görünmüyor.

Çünkü sosyal medyada konuşan insanlar arasında farklı gerekçelerle aynı noktada buluşan çok sayıda vatandaş var:

“Çeşme’de daha fazlası yapılmalı.”

O nedenle Gündemin Nabzı’nda sorduğumuz soruyu bugün vatandaşın yorumlarıyla birlikte çok daha yüksek sesle soruyoruz:

LÂL DENİZLİ, VATANDAŞIN İSYANINI DUYUYOR MUSUNUZ?

Sorular ortada.

Şikâyetler ortada.

Adresler ortada.

Projeler ortada.

Şimdi sıra cevapta.

Time35 olarak soruyoruz.

Gündemin Nabzı olarak soruyoruz.

Ve en önemlisi, yorumlarıyla sesini duyurmaya çalışan Çeşmeliler adına soruyoruz:

Sayın Lâl Denizli, Çeşme halkının sesini duymaya ne zaman başlayacaksınız?

Cevap vermek isterseniz, Time35’in ekranları da sayfaları da size açıktır.