Gündemin Nabzı programında gazeteciler Mustafa Tübcel, Arif Çayan, Ezgi Yeşil ve Köşe Yazarı Önder Şengüler Kınık Belediyesi'nde yaşanan gelişmeleri ve İçişleri Bakanlığı ile Kınık Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan suç duyurularını tüm ayrıntılarıyla ele aldı.
MAKAM ARABASI TEPKİSİ VE LÜKS ARAÇ ALIMI
Programın açılışında Kınık Belediye Başkanı'nın makam arabası konusundaki tutumunu anlatan Mustafa Tübcel, başkanın katıldığı bir toplantıda yaşadığı olayı aktardı:
Mustafa Tübcel: "Bir belediye başkanı katıldığı bir toplantıda, kendi deyimiyle, arabası eski olduğu için kapısının açılmadığını ve kendisine yeterli ilginin gösterilmediğini, belediye başkanı olarak tanınmadığını düşünerek çok üzülüyor. Dönüşte ilk kararı lüks bir araba satın almak oluyor. Yasaya göre makam arabası olarak doğrudan alamadıkları için aracı şirket üzerinden alıp kullanıyorlar. Yayında sebebini açıklarken 'Oraya gittim, araba eskiydi, beni belediye başkanı zannetmediler, çok zoruma gitti. Ben bu ilçeyi böyle temsil edemem' diyor. Oysa o ilçede önceki başkanlar aynı arabayı yıllarca hiçbir sıkıntı yaşamadan kullanmıştı."

AK PARTİ'YE GEÇİŞ İDDİALARI VE KINIK'TAKİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTI
Kınık Belediye Başkanı’nın partisinden istifa ettiği ve AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaları değerlendiren gazeteci Arif Çayan, ilçede yaşanan hareketliliği şu sözlerle açıkladı:
Arif Çayan: "Başkanın geçen hafta yeni partisinden istifa ettiğine dair haberler çıktı. Ertesi gün Kınık’ta olağanüstü bir toplantı gerçekleşti. İzmir’deki parti yöneticileri, milletvekilleri, il başkanı, komşu belediye başkanları, şoförler ve akrabalardan oluşan yaklaşık 50 kişilik bir heyet Kınık’a adeta çıkartma yaptı. Başkanın AK Parti’ye geçeceği iddiaları üzerine bu toplantılar yapıldı ve fotoğraflar verildi ancak orada hala bir tereddüt ve sıkıntı var."
İŞ ADAMI ENGİN ÇELİK’TEN BAŞSAVCILIK VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA SUÇ DUYURUSU
Kınık Cumhuriyet Başsavcılığı ile İçişleri Bakanlığı’na verilen resmi ve ıslak imzalı şikayet dilekçelerini açıklayan Arif Çayan, Somalı iş adamı Engin Çelik’in mağduriyetini ve adli süreci detaylandırdı:
Arif Çayan: "Sayın Belediye Başkanı, Kınık’ta dar gelirli vatandaşlar için villa yapacağını belirterek projeye başladı. Daha sonra Somalı iş adamı Engin Çelik’i belediyeye çağırarak 'Maaş ödemem lazım, iki tane villa almam lazım' diyor. İş adamı banka dekontlarıyla sabit olmak üzere iki villanın parasını ödüyor. Sözleşmede villaların belirli bir tarihte teslim edileceği, geciken her gün için 10 bin TL tazminat ödeneceği taahhüt ediliyor.
Villalar teslim edilmeyince iş adamı sıkışıp villanın birini satmak zorunda kalıyor. Ancak belediye başkanı, yeni alıcıya tapunun devredilmesi için iş adamından tüm haklarından vazgeçtiğine dair 'feragatname' imzalamasını şart koşuyor. İş adamı zorunlu olarak feragatnameyi imzalıyor ancak kalan diğer villasının tapusunu istediğinde başkan, ona da feragatname vermediği sürece tapuyu vermeyeceğini söylüyor. İş adamı Engin Çelik de Kınık Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na başvurarak 'görevi kötüye kullanma', 'irtikap', 'cebir' ve 'tehdit' suçlamalarıyla davasını açıyor."

200 DOKTORUN MAĞDUR OLDUĞU SİT ALANI SKANDALI VE ARSA İŞLEMLERİ
Arif Çayan, belediye başkanıyla ilgili adli süreçlere konu olan diğer emlak iddialarını da sıraladı:
Arif Çayan: "Bu ilk olay değil. Kınık-Hayırlıköy’deki 270 bin metrekarelik bir arsa üzerinden İzmirli bir iş adamı ile birlikte 200 doktora satış yapıldı. Ancak arsa ikinci derece SİT alanı çıkınca projenin imkanı kalmadı ve 200 doktor mağdur oldu. Hem kooperatif hem de bireysel üzerinden açılan davalar devam ediyor.
Bir diğer olayda ise başkan bir kooperatiften 5,5 dönümlük arsa alıp başkasına satıyor. Ancak savcılık ifadesinde arsayı kaç paraya aldığını, kaç paraya sattığını ve kime sattığını bilmediğini beyan ediyor. Resmî ifadelerde bu durum açıkça yer alıyor.
Buradan Sayın Başkana soruyorum: 2011 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile PTT bünyesindeki görevlerinizden emekli olduktan sonra üzerinizde kayıtlı kaç tane tapu var? Kaç tane gayrimenkul veya taşınmaz aldığınızı açıklayabilir misiniz?"

SAYIŞTAY RAPORU: KINIK BELEDİYESİ’NDE MİLYONLARCA LİRALIK KAMU ZARARI VE USULSÜZ PERSONEL ALIMLARI
Kınık Belediyesi’nin Sayıştay Raporu’nu inceleyen Köşe Yazarı Önder Şengüler, rapordaki çarpıcı tabloyu ve kamu zararını şu verilerle paylaştı:
Önder Şengüler: "Sayıştay raporunu inceledim, tam anlamıyla bir facia ve büyük bir zarar söz konusu. Belediyenin KINYAYBEL isimli şirketi üzerinden 86 adet konut üretimine geçilmiş. Konutların birim maliyeti 2 milyon 190 bin TL olarak hesaplanmış. Ancak ilk 30 konut maliyetinin çok altında, 1 milyon 850 bin TL’den satılmış. Sadece ilk 30 konutta 10 milyon TL, toplamda ise konut işinden 50 milyon TL kamu zararı oluşturulmuş. Şirket genelinde ise 100 milyon TL zarar açıklanmış.
Personel alımlarında da ciddi usulsüzlükler var. Kınık gibi küçük bir ilçede 151 personel işe alınmış ve güvenlik soruşturmaları yapılmamış. Uyarılardan sonra yapılan incelemelerde 64 personelin adli sicil kaydı olduğu, bunların 55 tanesinin kanunen hiçbir kamu kurumunda çalışamayacak suçlardan kaydının bulunduğu ortaya çıktı. Yönetim tarzı tamamen usulsüzlüklerle dolu."

"SAYIŞTAY RAPORLARI VE DOSYALAR ORTADAYKEN AK PARTİ KABUL ETMEZ"
Sayıştay raporları ve iddialar ışığında AK Parti'ye geçiş ihtimalini değerlendiren Ezgi Yeşil ise şu yorumda bulundu:
Ezgi Yeşil: "Sayıştay raporu ve dosyaları bu kadar kabarıkken AK Parti’nin kucak açıp 'gel bizim belediyemiz ol' diyeceğini kesinlikle zannetmiyorum. Benzer durumlar geçmişte Menderes’te de yaşandı, kapıda yatıp sinyal vermelerine rağmen kabul edilmediler. Şeffaf belediyecilik ilkelerinin hiçbirinin uygulanmadığı, ihaleye fesat karıştırma iddiaları, kaçak yapılar ve emlak vergisindeki düzensizliklerin Sayıştay raporlarıyla tespit edildiği bir ortamda bu geçiş mümkün görünmüyor."
GAYRİMENKUL VARLIĞI GÜNDEMDE
Programda ayrıca Kınık Belediye Başkanı’nın Milas’tan Kartal’a, Seferihisar’dan Dikili ve Urla’ya kadar uzanan geniş bir yelpazede taşınmaz sahibi olduğuna dair iddialar dile getirilerek, emeklilik sonrasındaki mal varlığı artışının şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiği vurgulandı.





