Duruşma İstanbul Adalet Sarayı'ndaki 59. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 2 no’lu duruşma salonunda görüldü.

'20'NİN ÜZERİNDE DAVAYA MUHATABIM'

İzmir'de şezlong tartışmasında 1 gözaltı
İzmir'de şezlong tartışmasında 1 gözaltı
İçeriği Görüntüle

Duruşmada savunma yapan İmamoğlu, "1 buçuk yılda icat edilen 20’nin üzerinde davaya muhatabım. Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Bu davanın konusu da rezalet. Bu ülkede gerçekten yargı bağımsızlığı yerle bir olmuştur. Adeta yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmamıştır. Bir bakan değişti, ardından adalet mekanizmasının bambaşka bir yere evrilmesi sağlandı. Aynı iktidar döneminde bir bakan gidiyor, başka bir Adalet Bakanı geliyor, bütün kadrolar değişiyor, bütün kadrolar. Mahkemeler artık doğal akışıyla değil, ne yazık ki sipariş usulüyle oluşturuluyor. Ve hiç çekinmeden, hiç hesap vermeden sistem artık otoriter bir sisteme dönmüş. HSK bütün kadrolarıyla iktidar tarafından atanıyor. Hakkımda iddianame düzenleyen savcıların tamamı ödüllendirildi. Hukuka bağlı kalmayı tercih eden 18 hakim değişti. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mutlaka mahkum etme iradesi. Bunun son örneğini İBB davasında bir kez daha yaşadık. Ben İBB davasında sözüm ona ‘suç örgütü lideri’ olarak yargılanıyorum. Ve 1 kişiyi sıralamada benden sonraya yazmışlar. Önümüze kondu. Ben buna itiraz ettim, dedim ki: ‘Beni lütfen ilk dinleyin.’ Kabul etmediler. O zaman dedim, ‘Ben en son konuşmalıyım.’ Yargıç kabul etti. En son geçen hafta pazartesi dedim ki: ‘Sayın yargıç, sıra bana geliyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi, burada herkes savunmasını bitirdikten sonra benim savunma yapmam doğrudur. Çünkü ben bütün eylemlerden yargılanıyorum.’ dedim. ‘Doğru, sorun yok’ dedi. Bir anda perşembe sabahı, ‘9 Temmuz’da duruşmalar bitecek. En son kişi işte Fatih Bey olacak. Ondan önce Ekrem Bey’i dinleyeceğim. Zaman kalmasa da Fatih Bey ağustosa kalsın’ dedi. Allah Allah. 9 Temmuz. Nedir? Bilmiyoruz. Göreceğiz bu telaşı, bu aceleyi. Benim kabul etmem mümkün değil. Beni saatlere sıkıştırmak değil, tam aksine bu kutsal, kutsalımız adalet, mülkün temeli, devletin temeli olan adalet, bir sanığın, kendini ifade etmek zorunda olan bir kişinin sözünü kesmemeli. Yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına çok gölge düşmüş bir dönemde benim artık bu duvarlar arasında anlatacaklarımı dinlemeye niyetli ne yazık ki bağımsız ve tarafsız bir mahkeme göremediğim ve bunu yaşayamadığım için çok üzgünüm” dedi.

‘NATO ÜLKELERİ ANKARA’YA GELDİĞİ GÜN YARGILANIYORUM’

İmamoğlu, “Kıymetli ve aziz milletim, bu savunmayı ülkemiz açısından tarihe öneme sahip bir haftada da yaptığımın altını çizeyim. NATO toplanıyor yarın itibarıyla Ankara’da. Devlet ve hükümet başkanları Avrupa’nın güvenliğini, Ukrayna’daki savaşı, yeni güvenlik mimarisini konuşacaklar. Ben, bu ülkenin 15 milyon insanının ön seçimde oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. Tarihin en yüksek oyuyla seçtiği belediye başkanı olarak burada, NATO ülkeleri Ankara’ya geldiği gün yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? ‘Çok güçlüyüm. Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım’ mı diyecek? Onlar da ‘Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri’ mi diyecek? Kendini aldatan bir garip. Ne diyecek? ‘İmamoğlu’nu 2 senedir hapiste tutuyorum, ben ne büyük liderim. Sen de aynısını yap. Rakibin varsa hemen git hapse at. Bir dahaki seçimde aday olacaksa onu da hapse at. Hatta ikinci olanı tehdit et, üçüncü fırsatı olanı onu da tehdit et, onu da hapse at. Varsa sizde öyle bir imkan, bir de diplomasını iptal et. Hatta diploma konusunda ceza davası da aç. 18 yaşındaki Ekrem’i yargıla’ mı diyecek? Bu NATO günlerinde ben buradayım. Umarım benim söylediklerim, ‘NATO mermer, NATO kafa’ pozisyonunda birilerine çarpıp geri dönmüyordur. Ekrem İmamoğlu hakkında türlü kumpas senaryolarıyla kurgulanıp açılan davalar benim şahsi meselem değildir. Benim şahsi davalarım hiç değildir. Bu davalar millet iradesine, demokrasiye, Cumhuriyet’e, hukukun üstünlüğüne karşı açılmış bir savaşın yargıdaki tezahürüdür. Bugün, işte tam da NATO zirvesi konuşulduğunda, dünyanın gözünün Türkiye’ye çevrildiği günlerde, 6 Temmuz’da Silivri’de 3 absürt kumpas davasının duruşması yapılıyor. 19 Mart darbesi de o uygulamanın bir parçası, Cumhuriyet Halk Partisi’ne 21 Mayıs’ta yapılan darbe de butlan safsatası da aynı bütüncül operasyonların bir parçasıdır. Onun için artık her şey mümkündür. Mart 2020’de İstanbul Üniversitesi’ne CİMER’den başvuru yapılıyor. İstanbul Üniversitesi ne cevap veriyor biliyor musunuz? ‘Ekrem İmamoğlu kabul koşullarını yerine getirerek kayıt olmuştur. Hiçbir sorun yoktur.’ Madem her şey usulüne uygun, hukuka aykırı bir işlem yok, ben niye sanık kürsüsündeyim? Tabii şunu söylemek istiyorum; eğer siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir telefon, bir talimat, bir korku sizi bu kürsüde oturduğunuz o sıfattan koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur” dedi.

DURUŞMA 25 ARALIK TARİHİNE ERTELENDİ

Mahkeme, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne yazı yazılarak diploma davasının iptaline ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına karar verdi. Duruşma, 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi.