İzmir siyasetinde belediye başkanlarının parti değişiklikleriyle başlayan hareketlilik sürüyor. Çiğli ve Foça belediye başkanlarının AK Parti’ye geçişinin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da 7 Ekim’de AK Parti’ye katılacak olması kentte protesto edildi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla sendikalar, meslek odaları, siyasi partiler ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri Alsancak’ta bir araya geldi.
SENDİKA VE MESLEK ODALARI DA KATILDI
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla gerçekleştirilen eyleme TMMOB, İzmir Barosu, KESK, DİSK ve İzmir Tabip Odası’nın yanı sıra çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütleri destek verdi.
Yürüyüşe YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ile Ümit Özlale, Murat Bakan, Seda Kaya Ösen, Deniz Yücel, Ednan Arslan, Tuncay Özkan ve Yüksel Taşkın da katıldı.
Alsancak’taki ÖSYM binası önünde başlayan eylemde, Çiğli ve Foça belediye başkanlarının AK Parti’ye geçişleri ile Cemil Tugay’ın 7 Ekim’de AK Parti’ye katılacak olması protesto edildi.
YÜRÜYÜŞE POLİS MÜDAHALESİ
Eylem kapsamında gerçekleştirilen yürüyüş sırasında güvenlik güçleri ile eylemciler arasında kısa süreli gerilim yaşandı.
Gerilimin ardından polis gruba müdahale etti.
Eylemin devamında İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, seçimlerde ortaya çıkan seçmen iradesinin daha sonra gerçekleştirilen siyasi parti değişiklikleriyle farklı bir noktaya taşınmasına tepki gösterildi.
“SEÇMENİN İRADESİ PAZARLIK MASALARINDA DEĞİŞTİRİLEMEZ”
Ortak açıklamada Türkiye’nin uzun süredir ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, demokrasiye, hukuka, seçmen iradesine ve demokratik teamüllere daha fazla sahip çıkılması gerektiği ifade edildi.
Farklı siyasi partilerden seçilen belediye başkanlarının daha sonra AK Parti’ye katılmasının yalnızca kişisel siyasi tercihler üzerinden değerlendirilemeyeceği savunuldu.
Belediye başkanlarının seçimlerde aday oldukları partilerin kurumsal kimliğiyle seçmenin karşısına çıktıklarına dikkat çekilen açıklamada, adayların belirlenmesinde parti örgütlerinin, parti yönetimlerinin ve yürütülen siyasi çalışmaların etkili olduğu belirtildi.
Açıklamada, seçmen iradesinin kişisel kariyer planlarının, siyasi pazarlıkların veya iktidar değişiminden faydalanma hesaplarının bir parçası haline getirilemeyeceği savunuldu.
ÇİĞLİ VE FOÇA ÖRNEĞİ VERİLDİ
Açıklamada Çiğli ve Foça belediye başkanlarının AK Parti’ye geçişlerine ayrıca yer verildi.
İki ilçede de yıllar içerisinde oluşan siyasi temsil ilişkisinin, parti örgütlerinin çalışmaları, seçim kampanyaları, aday belirleme süreçleri ve seçmenin sandıkta ortaya koyduğu tercihle şekillendiği belirtildi.
Belediye başkanlarının seçimlerin ardından AK Parti’ye geçişlerinin “kişisel siyasi tercih” olarak değerlendirilemeyeceğini savunan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, meselenin seçmenin verdiği oyun siyasi anlamıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Açıklamada, “Mesele bir kişinin hangi partiye üye olduğu meselesinden ibaret değildir. Mesele, seçmenin verdiği oyun siyasi anlamının seçim sonrasında değiştirilmeye çalışılmasıdır” denildi.
CEMİL TUGAY’IN AK PARTİ’YE GEÇİŞİNE TEPKİ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 7 Ekim’de AK Parti’ye geçecek olması da ortak açıklamanın ana gündemlerinden biri oldu.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Tugay’ın parti değişikliğinin de seçmen iradesi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bir siyasi partinin adayı olarak seçmenin karşısına çıkan ve o siyasi kimlikle belediye başkanlığı görevine seçilen isimlerin daha sonra farklı bir partiye katılmasının, seçmenin oy verirken ortaya koyduğu siyasi tercihi tartışmaya açtığı belirtildi.
“SANDIKTA KAYBEDİLEN BELEDİYELER TRANSFERLE KAZANILAMAZ”
Ortak açıklamada, yerel seçimlerde kazanılamayan belediyelerin daha sonra belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle iktidar partisinin yönetimine geçmesine de tepki gösterildi.
Bu yöntemin seçim sonuçlarının siyasi etkisini değiştirdiği savunularak, merkezi iktidarın seçimlerde kaybettiği yerel yönetimleri siyasi transferler aracılığıyla kendi kontrol alanına dahil etmesinin demokratik açıdan normalleştirilmemesi gerektiği belirtildi.
“PARTİNİN, PROGRAMIN VE SEÇMENİN ÖNEMİ VAR”
Açıklamada belediye başkanlarının parti değiştirmesinin yalnızca bireysel siyasi tercih üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
“İstediği partiye geçer, sonuçta belediye başkanı yine aynı kişi, partinin ne önemi var?” yaklaşımına karşı çıkılarak, seçmenlerin yalnızca adaylara değil, siyasi partilerin programlarına ve temsil ettikleri politikalara göre de tercih yaptığı ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Partinin, programın, aday gösterilme sürecinin, seçmenin önemi vardır. Çünkü seçmen tercihinin arkasında belirli politikalar bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.
“SİYASİ TRANSFERLERE İTİRAZ EDİYORUZ”
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye başkanlarının parti değişikliklerine yönelik tepkisini açıklamanın devamında da sürdürdü.
Siyasetin makam pazarlıklarına, siyasi transferlere ve kişisel hesaplara teslim edilmesine karşı olduklarını belirten grup, seçmenin sandıkta verdiği oyun seçim sonrasında başka bir siyasi anlama dönüştürülmesine itiraz ettiklerini açıkladı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bizler siyasetin bu biçimde yozlaştırılmasına itiraz ediyoruz. Siyasetin makam pazarlıklarına, siyasi transferlere ve kişisel ikbal hesaplarına teslim edilmesine itiraz ediyoruz. Seçmenin verdiği oyun seçimden sonra başka bir siyasi anlama dönüştürülmesine itiraz ediyoruz. Merkezi iktidarın yerel seçimlerde kaybettiği belediyeleri siyasi transferlerle yeniden kendi kontrol alanına dahil etme anlayışına itiraz ediyoruz.”
“SEÇMEN İRADESİNİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, açıklamanın sonunda hukukun üstünlüğünü, demokratik siyaseti, yerel yönetimlerin halk tarafından belirlenmesi ilkesini ve seçmen iradesini savunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Türkiye’nin geleceğinin siyasi transferler ve makam pazarlıkları yerine halkın özgür iradesiyle belirlenmesi gerektiği belirtilen açıklamada, demokratik mücadelenin sürdürüleceği vurgulandı.
Açıklama, “Yoksulluğa, hukuksuzluğa, baskıya, geleceksizliğe ve siyasal tahakküme karşı halkın demokratik mücadelesi büyüdükçe; siyasetin gerçek sahibi olan toplum yeniden sözünü söyleyecektir. Ve o söz, hiçbir siyasi transferle değiştirilemeyecektir” ifadeleriyle tamamlandı.





