Mustafa Tübcel;

Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devraldığında karşısında hazır, sorunsuz bir tablo bulmadı. Aksine; önceki dönemden kalan yüksek borç yükü, plansız yapılan harcamalar ve belediyenin mali yapısını zorlayan aşırı personel alımları ile yüzleşmek zorunda kaldı. Neredeyse elini nereye atsa, karşısına borç, ertelenmiş ödeme ya da sürdürülemez bir mali yük çıktı.

Buna rağmen Cemil Tugay, bahane üretmek yerine sorumluluk almayı tercih etti. Popülist söylemlerden uzak durarak, gerçekleri saklamadan kamuoyuyla paylaştı. Belediyenin kaynaklarını daha verimli kullanmak, mali disiplini sağlamak ve kurumu yeniden ayakları üzerine bastırmak için zor ama gerekli kararlar almaktan çekinmedi.

Özellikle geçmişten devralınan borçlara rağmen yatırımları tamamen durdurmaması, sosyal hizmetleri korumaya çalışması ve şeffaflık vurgusu, onun kriz yönetme becerisini ortaya koydu. Kolay bir dönem değil; ancak Cemil Tugay, enkaz devralan bir yönetici olarak, İzmir’i geleceğe taşıyacak zemini sabırla ve akılcı adımlarla inşa etmeye çalışıyor.

Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde yalnızca muhalefetin değil, kendi partisinden gelen baskıların da hedefi oldu. Birçok kritik başlıkta desteklenmedi, hatta zaman zaman bilinçli bir yalnızlığa itildi. Buna rağmen geri çekilmedi. Önceki dönemden devralınan ağır borç yükü, plansız istihdam ve mali disiplini zorlayan bir tabloya rağmen, elini taşın altına koymaktan kaçınmadı.

Göreve gelir gelmez yaptığı en net tercihlerden biri, makam odalarını kaldırarak halk ile bürokrasinin arasındaki duvarları yıkmak oldu. Yönetimi kapalı kapılar ardında değil, sahada ve vatandaşın içinde yürütmeyi seçti. Bu tavır, sadece sembolik değil; aynı zamanda şeffaflık ve hesap verebilirlik mesajıydı.

Kendisine yöneltilen sert eleştirilerde dahi üslubunu hiçbir zaman bozmadı. Polemik üretmedi, kişisel tartışmalara girmedi. Tepki vermek yerine çalışmayı, gürültü yapmak yerine çözüm üretmeyi tercih etti. Belediyenin bir kuruş parasının bile heba edilmemesi konusunda son derece hassas davrandı; israfla anılan alışkanlıklara mesafe koydu, kaynakları korumayı ilke edindi.

Tüm bu süreçte kolay olanı değil, doğru olanı yaptı. Alkış alacak popülist adımlar yerine, İzmir’in geleceğini güvence altına alacak zor kararları tercih etti. Bugün açıkça görülüyor ki; Cemil Tugay, hem yalnız bırakıldı hem de sorumluluktan kaçmadı. Yük aldı, bedel ödedi ama İzmir için geri adım atmadı.

Bu duruş; makamın gücüne yaslanan bir siyasetçinin değil, halkla yürüyen, hesabını bilen ve kentini düşünen bir yöneticinin duruşudur.