Mustafa Tübcel; “Bu kent, doğasını ve kimliğini savunmayı seçti.”

2025 yılı Urla için sadece takvim yapraklarının değiştiği bir yıl olmadı. Bu yıl, doğayla kurulan ilişkinin yeniden tanımlandığı, kentin geleceğine dair önemli duruşların sergilendiği ve “nasıl bir Urla?” sorusuna somut cevapların verildiği bir dönem olarak hafızalara kazındı.

İklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha görünür olduğu bir süreçte, Urla Belediyesi’nin su yönetimi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik attığı adımlar öne çıktı. Yağmur suyu hasadından akıllı sulama sistemlerine, çevre dostu altyapı yatırımlarından sürdürülebilir kent vizyonuna kadar birçok başlıkta Urla’nın geleceği için uzun vadeli bir dönüşümün temelleri atıldı. Bu yaklaşım, yalnızca bugünü değil, yarını da düşünen bir yerel yönetim anlayışının göstergesiydi.

2025’te Urla’nın adı sadece çevre politikalarıyla değil, sürdürülebilir turizm ve gastronomi alanındaki başarısıyla da uluslararası platformlarda duyuldu.


Toprağın Hikâye Anlattığı Yer: Gastro Farm Urla – Bir Düşün Tohumları” projesinin Green Destinations Top 100 listesine girmesi ve bu başarının 19. Uluslararası İzmir Turizm Ticaret Fuarı’nda ödülle taçlandırılması, Urla’nın yerel üretimle doğa dostu turizmi buluşturan özgün kimliğini perçinledi. Bu ödül, yalnızca bir proje başarısı değil; Urla’nın dünyaya anlatabildiği hikâyesinin kabul görmesiydi.

Ancak belki de 2025’in en çok konuşulan ve en çok hatırlanacak gelişmesi, Yağcılar’daki yüzlerce villalık projeye karşı verilen hukuki mücadele oldu. 1. derece doğal SİT alanı içerisinde planlanan ve kamuoyunda büyük tepki çeken proje, mahkeme kararıyla iptal edildi. Bu süreçte çevre örgütleri, yurttaşlar ve Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın da aralarında olduğu davacılar, kentin doğal dokusunu savunmak adına ortak bir duruş sergiledi. Mahkemenin iptal kararı, Urla’da “doğanın geri dönülmez şekilde zarar görmesine izin verilmeyeceği” mesajını net biçimde verdi.

2025 yılı Urla’da bize şunu hatırlattı:
Bir kentin geleceği yalnızca betonla, yatırımla ya da rakamlarla değil; toprağıyla, suyuyla, kültürüyle ve ona sahip çıkan insanlarıyla şekilleniyor. Urla, bu yıl attığı adımlarla sadece bugünü değil, hafızalarda kalacak bir duruşu da inşa etti.

Ve belki yıllar sonra 2025 denildiğinde, Urla için aklımızda kalan en güçlü cümle şu olacak:
“Bu kent, doğasını ve kimliğini savunmayı seçti.”