Mustafa Tübcel Yorumluyor;

Siyasette "saha" asla yalan söylemez. Siz Ankara’da ne kadar büyük cümleler kurarsanız kurun, tabandaki erimeyi durduramadığınız sürece tabeladaki yeriniz değişmeye mahkumdur.

Geçtiğimiz günlerde İzmir siyasetinde çok önemli bir kırılma yaşandı. AK Parti Konak İlçe Başkanı Said Baştaş’ın organize ettiği, İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da katılarak rozetleri taktığı devasa bir toplu katılım töreni gerçekleştirildi. Basına da yansıdı, duymuşsunuzdur; yaklaşık 370 kişi AK Parti saflarına katıldı.

Ancak bu olayın sadece bir "rozet takma töreni" olmadığını, arka planındaki çarpıcı gerçeği iyi okumak gerekiyor. AK Parti’ye geçen bu 370 kişinin 300’e yakını İYİ Parti’den istifa eden isimler. Üstelik aralarında eski ilçe başkanları da var.

Şimdi madalyonun iki yüzüne de bakmak lazım.

AK Parti'nin Saha Stratejisi

Öncelikle bu tablo, net bir şekilde AK Parti’nin ve Konak İlçe Teşkilatı’nın başarısıdır. İl Başkanı Bilal Saygılı’nın belirlediği saha stratejisinin ne kadar doğru işlediğinin bir kanıtıdır. 30 ilçe içerisinde belki de en başarılı, en diri çalışmayı yürüten ilçelerin başında Konak geliyor. Başında da Said Baştaş var; bu başarı hanesine kocaman bir artı olarak mutlaka yazılır.

İYİ Parti’de "Lider" Var, "Saha" Yok!

Menderes’te plaj voleybolu heyecanı
Menderes’te plaj voleybolu heyecanı
İçeriği Görüntüle

Gelelim madalyonun diğer yüzüne, yani İYİ Parti cephesine... İşte asıl durup düşünülmesi, şapkanın öne konup masaya yatırılması gereken yer burası.

İYİ Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İzmir milletvekili. İzmirliler kendisini yakından tanır. Keza diğer milletvekili Hüsmen Kırkbınar da bu partide daha önce il başkanlığı yapmış, kenti bilen bir isim.

Şimdi soruyorum size: Bir partinin genel başkanı İzmir milletvekili olacak, eski il başkanı İzmir milletvekili olacak ama o partinin İzmir’de saha kabiliyeti, saha hakimiyeti sıfır olacak! Bu nasıl bir çelişkidir?

Sokağa çıkıp vatandaşa sorsak; bugün İYİ Parti’nin İzmir İl Başkanı’nı tanıyan kaç kişi çıkar? İnanın, bir elin parmaklarını geçmez.

Kendi Bölgesine Hâkim Olamayan, Türkiye’yi Yönetebilir mi?

Genel Başkanı ve güçlü figürleri İzmirli olan bir partiden, sadece bir ilçede 300 kişi birden istifa edip rakip partiye geçiyorsa, orada çok ciddi bir yönetim ve organizasyon zafiyeti var demektir. Türkiye’yi yönetmeye talip olduğunu iddia eden bir siyasi hareket, henüz kendi kalesine, kendi bölgesine hakim olmayı başaramıyor.

AK Parti ve Konak İlçe Teşkilatı bu operasyonla rüştünü bir kez daha ispatlamıştır; bunu teslim edelim. Ama İYİ Parti’deki arkadaşların da artık o fildişi kulelerinden inip, "Biz nerede hata yapıyoruz?" diye derin derin düşünme vakti gelmiştir, hatta geçmektedir.

Nasıl buldunuz? Üzerinde eklemek ya da değiştirmek istediğiniz bir vurgu var mı?