Programda özellikle kamu zararı iddiaları, siyasi sorumluluk ve “ikinci adamlar” olarak tanımlanan yönetici kadroların etkisi masaya yatırıldı.
Programda konuşan Arif Çayan, incelediği dilekçe ve evraklar karşısında şaşkınlık yaşadığını belirterek, bazı işlemlerin “açık şekilde yazılı olmasına rağmen” görmezden gelindiğini savundu. Çayan, düşük gelir beyanlarına karşın milyonlarca liralık kazançlar elde edildiğini öne sürerek, “Bunlar yazılı belgelerde duruyor. Ben araştırıp öğrenebiliyorsam, yetkili olanlar neden bakmıyor?” ifadelerini kullandı.
Mustafa Tübcel ise yaşananları yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorun olarak değerlendirdi. Tübcel, “Bazıları ne devletten, ne kanundan, ne de Allah’tan korkuyor. Bu bir inanç ve sorumluluk eksikliği meselesi” dedi.
Çayan da bu görüşe katılarak, “Allah’tan korkan bunu zaten yapmaz” değerlendirmesinde bulundu.
Programa katılan Murad İdikurt ise, kanundan korkmayan bir kişinin ilahi sorumluluk duygusuna da sahip olmayacağını savunarak, “Bu korkusu olan bir insan bu suçu işlemez” şeklinde konuştu.
Yargıtay vurgusu: “Siyasetçi eleştiriye katlanmak zorunda”
Programın kapanış bölümünde ise Yargıtay’ın emsal kararlarına dikkat çekildi. Tübcel, siyasetle uğraşan kişilerin ağır, sarsıcı ve incitici eleştirilere katlanmak zorunda olduğunu hatırlatarak, “Seçilmiş ya da atanmışsanız, kamu adına bir emanet taşıyorsanız özel hayatınız da kamuoyunun denetimine açıktır” dedi.
Siyasetin fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan konuşmacılar, kamu görevi yürüten kişilerin hem yaşam tarzları hem de harcamalarıyla topluma örnek olmak zorunda olduklarını dile getirdi.




