NEO TV’de yayımlanan “Beyaz Masa” programına konuk olan İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Karabağlar AK Parti Grup Başkan Vekili Fırat Eroğlu, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Büyükşehir'in olaylı Nisan ayı meclis toplantısından, Körfez kirliliğine kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, Karabağlar Belediyesi'nde kentsel dönüşüm üzerinden milyonluk bir para trafiği oluşturulduğunu öne sürerek, “naylon fatura” iddiasını gündeme taşıdı. Öte yandan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu'nun İzmir Körfezi ile ilgili paylaşım ve açıklamalarına sert tepki gösteren Eroğlu, Karabağlar Belediyesi'nin 2 yıllık hizmet sürecini değerlendirdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Karabağlar AK Parti Grup Başkan Vekili Fırat Eroğlu, NEO TV’de yayımlanan “Beyaz Masa” programında kent gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Eroğlu, Karabağlar Belediyesi'nin kentsel dönüşüm üzerinden milyonluk bir para trafiği oluşturduğunu öne sürerek, “naylon fatura” iddiasını gündeme taşıdı.
KARABAĞLAR BELEDİYESİ'NDE NAYLON FATURA İDDİASI!
Canlı yayında belge gösteren Eroğlu, ihale süreçlerinin devre dışı bırakıldığını savunup belediye yönetimini sert sözlerle hedef aldı. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin çarpıcı iddialarda bulunan Eroğlu şunları söyledi;
"Biz yaklaşık 2024 1 Nisan'da göreve başladık. Biz göreve başladıktan sonra biz kalkıp da hiçbir zaman negatif bir başlangıç veya bir arayışta değildik. Fakat Bizim geçen dönemde bu kentte yine ilçede ben hem de Büyükşehir'de, belediye meclis üyesiydim. Bizim Muhittin Başkan'a da yaklaşımımız aynıydı. Bu şu an ekrana çıkan görüntü şu. Bizim Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından bizim kendi iştirakımız olan Karabağlar Belediyesi Spor A.Ş.'nin belediyeye kestiği faturanın içerik kısmıdır" diyerek SAMPAŞ Holding'e kesildiğini iddia ettiği bir fatura belgesini gösterdi ve "Bu belge de O faturaları kabul eden kişi Bizim Kentsel Dönüşüm ve Yapı Kontrol Müdürümüz." dedi.
Eroğlu, öne sürdüğü iddialar şu sözlerle detaylandırdı; Şimdi belediyelerde biliyorsunuz ihale kanunları vardır. İhale kanunları çerçevesinde Doğrudan temin limiti vardır. Pazarlık usulü yada Ekap üzerinden kamuya açık ihale yapabilirsiniz. 21B, 22D'de oradan teminler vardır. Bizim her zaman tavsiye ettiğimiz en şeffaf açık ihaledir. Ama Belediyemizin İştirak şirketleri var bir de. Bu iştirak şirketleri sizin ailenizde bir şirketi olan birisi varsa herkesin etrafında vardır. Nasıl bireysel olarak şirketinizde siz istediğiniz yerden alışveriş yapabilirsiniz bir ihale yapmanıza gerek yok. Bizim belediye iştiraklarımız da Anonim şirkettir. Ve ihalesiz istediği yerden istediğini alabilir.
Eğer bu SAMPAŞ Holding şunu yapsaydı; Biz bunu belediyeden ihaleye çıkarsaydık. Buna herkes girebilirdi. Ki bu verilen iş bu arada belediyenin uktesinde kalan bir iş değil. Tamamen para sormak için yapılan bir iş. Bu kentsel dönüşümle kesilen fatura, halkın planı yapılan alan içerisinde. kendi haklarıyla yapacağı bir dönüşümdür. Belediye bu alana 'Proje üretiyormuş gibi faturalar kestirtip bir para akışı sağlıyor bu şirkete de. Bu şirket, belediyenin iştirakına faturayı kesiyor, belediyenin iştirakı da (A.Ş olan iştirak da) bizim kentsel dönüşüm müdürlüğümüze kesiyor. Ve kentsel dönüşüm müdürümüz de daha önce bu şirkette 10 sene çalışmış.Kendi hesabında (bir kariyer hesabı) yazıyor.
"BELEDİYEYLE İŞ BAĞI OLMAYAN BİR İŞİN FATURASI"
Ve bu 29 milyon 100 bin TL'lik fatura bu işin sadece bir kısmı. İçerisinde küçük bir maket var mesela. Makete 4,5 milyon yazmışlar. 4,5 milyon! Ve sizin paranız, bizim paramız, halkın parası, hemşehrilerimizin parası.. Ama kadın sığımı ev yapmaya gelince yapmazlar. Ama bu işte SAMPAŞ Holding gibi şirketlerle 'Naylon' diyorum bakın. Naylon diyorum ve bunu da altın çiziyorum. Orada yapılan fatura kesilen iş tamamen belediyenin ukdesinde kalmayan bir işin faturası. Belediye ile iş bağı olmayan bir işin faturası. Kendi kendilerine bir fatura kestirtip, harcama yapıyorlar. Harcamada 'şişirilmiş bir harcama'. Harcama ihale kapsamına zaten sokmamak için, direkt bu adamlara vermek için de, belediyenin iştirak A.Ş. şirketini kullanıyorlar. Önce oraya fatura kesiliyor. Oradan da bizim belediyemize kesiliyor malesef ve bu Sampaş Holding denen şirket de web sitesinde, hem Instagram'ında hem Twitter hesabında da 'Karabağlar Belediyesi'yle iş yapıyoruz' diye paylaşımları da var.
OLAYLI BÜYÜKŞEHİR MECLİSİNİ ANLATTI
Faaliyet raporu çok geniş kapsamlı. Kültür faaliyetleri var. Aklınıza ne geliyorsa belediyenin işleyişi içerisinde bütün çalışmaları var. Bu da her Nisan ayında gerçekleşir. Beldenin Belediye başkanı da bu konuyu değerlendirirken, faaliyet raporu görüşülürken sıralarda oturur. Divan başkanlığı yapmaz. Başkan vekili divana geçer. Belediye başkanı sıralara meclis üyeleri arasında geçer. Ve değerlendirmeyi o da bizzat kendisi de şahit olur. Ve bu akış sonunda da, tabi bu akış nasıl ilerliyor? Öncelikle ilgili meclis üyeleri, komisyon üyeleri kalkar konuşmalar yapar. Daha sonra iki tarafında grup başkan vekili, grup sözcüsü söz alır. Kapanışta da Sayın Belediye Başkanı çıkar. İşte konu konu yapılan eleştirileri, muhalefetlerin cevabını verir.
Bu tabii ki de Her meclisten önce. Grup başkan vekilleri bir araya geliyor. Oturur. İşte bugün gündemde şu var, bu var. İşte biz bu konuda konuşacağız, şu konuda konuşacağız. Bir liste de veriliyor. Hatta bu sadece İzmir'de var. Yani diğer illerde direkt temenni bölümünde meclis üyeleri kaldırır ve sorunlarını söyler. İlçesiyle ilgili sorunlarını, halkın sorunlarını dile getirir. Fakat maalesef bizim Büyükşehir Belediyesi'nde önden bir liste isteniyor. Kimler konuşacak? Böyle bir liste veriliyor. Şimdi bu yine faaliyet raporundan önce de grup başkan vekilleri bir araya geldiğinde, her meclis üyesinin kaç dakika konuşması gerektiğiyle ilgili mutabakata varıyorlar ki bu toplantı akışının sonuna doğru. Sayın Cemil Tugay da toplantıya katılıyor. Bu mutabakat neticesinde Meclise giriliyor. Bu mutabakat nedir? İşte her meclis üyesi 10 dakika konuşacaktır. Grup başkan vekilleri aslında bununla ilgili kanunlarımız kısıtlama da yok ama bu centilmenliktir. Bu sözcüğün mutabakata varıyorlar. Uzatmayalım, toparlayalım diye. İşte bizim Hakan Başkan diyor, ben 45-50 dakikaya geçmemeye özen göstereceğim. Karşılıklı bu şekilde ilerleyelim. Bizim arkadaşlarımız 10 dakika konuşacak, 10 dakikaya geçmeyecek. Fakat ne oluyorsa, bakın ne Meclis salonu içeri girildikten sonra, yani sanki o toplantı yarım saatlik o toplantı yapılmamış gibi. Ki Cemil Başkan'ın toplantının son evresinde var ve ona da biz böyle böyle kararlar aldık gruplar olarak diye. Cemil Başkan'a iletiyorlar. Bunu bana anlatan kişi de Hakan Yıldız. Bizim grubumuza da bunu anlattı. Biz de buna istinaden arkadaşlarımız konuşma aralıklarını belirledik. Hatta Hakan Başkan da herkesten rica etti. Biz sonuçta mutabakata vardık. Sürelere geçmeyelim dendi. Ama sanki bu konuşmalar yapılmamış gibi önergeyle 10 dakikayı 5 dakikaya indirildi.
"YANGINI BAŞLATAN DA KÖRÜKLEYEN DE CEMİL TUGAY"
Torbalı meclis üyemiz Nail Kocabaş gayet naif bir dille eleştirilerini dile getirdi. Dedi ki, daha bu dedi yüzde 35 seviyesinde dedi. Burada bittiği yüzde yüz tamamlanmış yazıyor. Sayfa sayfa veriyor. Bakın burada bu yazıyor. Orada o muhitte yaşayan kim varsa. Evinin camından çıkıp baktığında Faaliyet Raporu'nda kitapçıkla kitapçıkta yazan 'bitti' denilen projelerin bitmediğini görüyor. Bu yangının başlangıcı da maalesef Cemil Tugay oldu. Körükleyen de maalesef Cemil Tugay oldu. Nail Bey'in konuşmasını sık sık böldü... Hani bir insanın sözünü kesip kesip kesip kesip kesip oradan laf atarak ki hiç yakışmadı yani. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nı ben hiç yakıştıramadım bu davranışı. Maalesef böyle bir durma söz konusu oldu. Yani çok üzüldük.
Akabinde Bizim o gerginlik orada başladı. Ondan sonra bizim torbalı meclis üyemiz Gizem Hanım konuşmaya başladı. Kelimeleri Cemil Başkan'ı rahatsız etti. Bakın rahatsız edebilir. İğneyici lafları var mıdır? Olabilir, vardır fakat bunu hakaret olmadı. O kız en tahminim Sayın Cemil Tugay'ın kızından çok daha ufak bir kız yaşı olarak. Babası zaten Cemil Tugay'dan daha genç. Şimdi Böyle genç bir kızı. Orada dönüp de yani 'sahtekar' diye parmak sallamaktansa, lafla dövmeyi niye tercih etmiyorsun? Ben onun yerinde olsam, çok rahatsız oluyorsam "Bu laflar Sana yakışıyor mu kızım? Bak ben senin baban yaşındayım. Kelimelerini düzgün seç" tarzında bir konuşma yapmaktansa arkaya dönüp yani bize parmak sallayıp, kızın kendisine orada bir 'sahtekar' lafı kullanıldı." dedi.
CHP'li meclis üyelerini de gözlemlediğini ifade edern Eroğlu, "Arkasındaki arkadaşlar Herhalde onlar da bazıları yeni görevler almış. Arkada oturanlardan bir tanesi, iki tanesi yeni görevler almış. Maalesef o 1-2 kişi var benim gözlemlediğim, onlar da herhalde yeni görevlilerinin hakkaniyetini vermek istiyorlar. Daha çok işte orada bak dingileyeceğine ateşe benzin atan hallerle bulunup bizim sıralara geldiler. Bizim sıralardan bir kişi oraya gitmedi. Video kayıtları var. Bir kişi gitmedi Gizem Hanım'ın konuşmasından sonraki olaylarda. Ama Arkadaşlar geldi.
Bakın bu arada CHP'nin içinde gerçekten de olayı dizginlemek için bizim oraya gelen meclis üyeleri de oldu. Yani ben onların da hakkını yemiyorum. Çok kişi geldi olayı sakinleştirelim diye. Onlar da çok sükunetli bir şekilde yaklaştı. Ama böyle 1-2 kişi de bu olayı ateşleyici hareketlerde bulundu. Ama çoğunluğu bakın onu da söyleyeyim CHP'de en az 8-9 kişi de gelip olayı sakinleştirmek için de davranışlarda bulundu.
"KAVGA BİTTİ RİNGE ÇIKTI" YANITI
CHP'den bir tane meclis üyesi. Bakın bir tane meclis üyesi. Herkes yerine oturduktan sonra bizim grup başkan vekilimizin önüne gelerek 'Herkes yerine oturacak' dedi.
Grup başkan vekilimiz anlayamadı ne yaptığını, yani tam önünde durdu ki grup başkan vekilimiz o sırada meclis başkanı ile konuşma yapıyordu. Önüne geçti, 'herkes yine oturacak' dedi. Sonra Grup Başkan Vekilimiz Hakan Bey dedi; 'Sen geç abi yerine. Olay da kapandı zaten' dedi.
"Ben size diyorum herkes yere oturacak". dedi tekrar tahrik edici. Ben de kendisine dedim, " Millet oturuyor. Lütfen yerine geçer misin" dedim. Sonra bende sesini yükselttim. Aramızda sözlü bir gerginlik oldu.
Medyaya yansıyan "Kavga bitti ringe çıktı" haberlerine ilişkin ise Eroğlu, "Bu ufak bir şeydi. Ama tabii o andaki gerginlikle, bağırış, çağırış, bilmem ne bir fotoğraf garisi de çıkmış. Ondan dolayı da daha farklı bir şey gibi algılanmış olabilir fotoğraftan dolayı. Ama öyle ne bir görüntü var. Ne bir şey var, hiçbir şey yok. Öyle bir şey de yaşanmadı." dedi.
BESİM DUTLULU'YA KÖRFEZ TEPKİSİ: 'KENDİ İŞİNE BAKSIN'
"Çok talihsiz bir haber gördüm. Şimdi Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Kendisinin şöyle bir açıklaması olmuş, çok üzücü. Orası Yunanistan'ın değil, bizim körfezimiz. 'Neden temizlemiyorsunuz' demiş. Sayın Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu. Bakın Deniz üzerinden bizim komşu ülkelerimizle Etnik yaklaşımcılığa yaklaşıp, yani Yunanlıların temizlemeyecek miyiz? Yani denizin kirliliğinin bir sebebi mi olur? Onlar bizim komşu ülkemiz. Onların üzerinden böyle bir algı, onları kötüleyen böyle bir yaklaşım bir kere kabul edilemez. Bakın yangın çıkıyor Yunanistan'da. biz elimizde ne kadar uçağımız varsa elimizden gelen gayretle Oraya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nde herhangi bir yangın oluyor. Onlar da bize uçaklarını göndermek için Girişimlerde bulunuyorlar, gönderiyorlar. Onlar bize yardımcı oluyorlar. Yani 'Körfez, Yunanlı'nın mı? Niye temizlemiyorsunuz' diyen bir Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı bizim Dutlulu. Bir kere çok talihsiz bir açıklama. Şimdi geçen gün ben Maalesef bir paylaşım gördüm. Bakın bu paylaşımda Hani Besim Dutlulu Bey Manisa'dan kalkıp ki, Manisa'nın sorunlarıyla ilgilenmek varken burada işte popüler bir açıklama yapayım demiş. Hani başlık olsun diye bir açıklama yapıyor. Kendisine benim tavsiyem önce kendi işine gücüne baksın. Kent ile ilgili sorunları çözsün. Ondan sonra gelsin burada. Bugün kordondaki, poseptikte tıkanıklık, pislikler, kanalizasyon pistikleri görüntülerde açık. Borularla ve denizin içini mahveden Maalesef. Bugün kentin ihtiyacı olan o arıtma tesis kapasitesine İzmir Büyükşehir Belediyesi sahip mi? Kaç yıldır kenti CHP yönetiyor? Yani kalkıp heykel yapmayalım demiyorum. Lazımsa heykel de yapalım. Tarkan'a da 100 milyon, 200 milyon mu vereceğiz? Gerekiyorsa, çok lazımsa verelim. Ki ben lazım olduğunu düşünmüyorum.
Kentin kapasitesi, nüfusumuz belli. İhtiyacımız olan kapasite belli. Şimdi bir tanesini geçen sene açıldı. Yenisi yapılıyor, bir tane daha yapılıyor. Bu yıllardır bekleyen, kanayan bir sorun. Bu körfez kimin körfezi? Hepimizin körfezi. Sen gelsin devleti temizlesin. Devletin temizliğinden önce. Bugün temizlense yarın yine kirlenecek. Çünkü sürekli sen oraya pis su basıyorsun körfeze. Yap önce arıtma tesislerini. Kenti kirleten sizsiniz. Kenti kirletmekten vazgeçin bu tıkanıklığı gidermek için yapılan ama bugün mesela Karataş'ta bir nokta var. Yağmur su hatlarının aktığı. Gidin orada. Herkes oltasıyla orada bekliyor. Hani mideniz bulanmasın ama. Mesela levrek. Fare tüketir devrek.Şimdi gidin orada Karataş'ta bir bölge var. Çünkü yağmur suratlarıyla Kanalizasyon hatları kente karıştığı için. Bu komple denize akıyor. Ben bir ara bisiklet turu yapıyordum sürekli aynı güzergahta. Yani bildiğiniz fareler denizde yüzüyor. Millet de orada levrek peşinde koşuyor. Bizim İzmir bu. Ama kalkıp da işte 'Yunanlı'nın körfezimi' gibi, hem komşu ülkemize bir etnik ayrımcılık yaparak bir açıklama yapıyor, hem de kendi yedikleri nanenin faturasını kamuoyunun nezninde devletimizi ödetmeye çalışıyorlar.
En yoğun kirliliğin de Manisa'dan geldiğini belirten Eroğlu, konuşmasına şu sözlerle devam etti;
"Bizim kentimizin kirlenmemesi için tedbir alabilecek bir belediye başkanı olarak kalkıp sen önce gel. Deki, 'Değerli İzmir halkı, ben bu sene şu kadar... Gediz'i kirleten fabrikaya, işte şunu döken firmaya, bunu yapan firmaya bu kadar ceza kestim. Biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. tedbirleri alıyoruz. Şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz. Anlat.' Hem kirlet hem de gel konuş. Yazık. Bakın eleştiri de yapılabilir, ben eleştirilmesin demiyorum. Ama yapıcı, altı dolu eleştiriler yapılır. Sorumluların konu hakkında konuşmaları bir siyasi olgu haline geldi bu kentte. İşte geçen biliyorsunuz 8 Mart'ta Bakıyorum ben. Bizim Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay, Konak Belediye Başkanı Sayın Nünifer Çınar Mutlu. Bakıyorum. 8 Mart'ta yürüyüş yapıyorlar. gerçekten de dikkat çekici yürüyüşlerde katkısı alacaksınız topluma ben yanayım. Ama sen sen artık temsil makamısın. Sen orada daha önce yürüyor olabilirsin. Ama sen temsil makamı olarak bana söylemen lazım. Konak'ın, Karabağlar'ın nüfusu 100 binin üstü. Kadın sığınma evi yapmakla yükümlüsün. Sana devlet bunun parasını gönderiyor. Devlet sana bunu yap diye parasını gönderiyor. İkiniz de kadın belediye başkanısınız. Yürüyüş yapacağınıza erk sahibisiniz, temsil makamındasınız. Sonra sayın Cumhurbaşkanımıza laf atıyorlar. Orada yürüyüşte laf atıyorsunuz ya. Size parayı gönderiyor Sayın Cumhurbaşkanımız. İller Bankası gönderiyor, devlet gönderiyor. Siz o parayı ne yaptığınızı açıklayın bakalım. Hangi müdürlüklere gönderdiniz onları açıklayın. Bu kentte nasıl konserler yaptınız, kadın sığımı ev yapmak yerine? Neler yaptınız? Hangi tiyatrolar yaptınız? Onları açıklayın. Yürüyorsunuz orada. En önde, arkada bir grup Sayın Cumhurbaşkanı'nı sallıyor. Yakışıyor mu?
2 YILI DEĞERLENDİRDİ
Şimdi 2. yılı… Ben anlatsam, programımızın sonunda dar alanda anlatma şansım yok; çok seçerek kelime kullanmam gerekiyor. İzleyicilerimizden sadece şunu istiyorum: “Karabağlar Belediyesi Emine Helil Kınay” diye Google’a yazın; kendilerinin bizden şahit olmasını istiyoruz. Yine de sizin için birkaç cümleyle değineceğim.
Kendisi, çıkan haberlerin Oda TV’de, Ege Postası’nda ve Erhan Gülenç’te yer aldığını söylüyor; bunların hepsini “yandaş medya” olarak tanımlıyor. Topu taca atmak için “yandaş medya” diyor; gazeteciler hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Sonra belgeler sunulunca, bu kez gazeteciler hakkında, itibarsızlaştırıldıkları gerekçesiyle tazminat davası açıyor. Bu davaları da gazeteciler kazanıyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz.
Başlangıcımız Temmuz–Ağustos ayları gibi. Seçim zamanı toplanan paralarla ilgili, Oda TV’de çıkan ve dekontların yayımlandığı bir süreçle başladı. Bu paraların seçim kampanyasında toplanıp nereye harcandığı sorgulandı. Kendisi üç ay sonra mazbatayı aldı; 4–5 Nisan’da koltuğa oturdu. Üç-dört ay sonra da karşımıza böyle bir konuyla çıktı.
Zaten biz 2024 Nisan ayında ilk komisyonlar kurulurken dikkat ettiğimiz şey şuydu: Bir insanı en başta tanıma şansınız yoktur ama ilk izlenim önemlidir. Tire’de, Kınık’ta, Kiraz’da —nüfusu Karabağlar’daki bir mahalle kadar olan ilçelerde bile— İmar ve Plan Bütçe Komisyonu üye sayısı 5’tir. Kendisi bu sayıyı 3’e düşürdü. Oysa Plan ve Bütçe Komisyonu’nun ne kadar önemli olduğunu, İmar Komisyonu’nun ne kadar kritik olduğunu kamuoyu biliyor. Büyükşehir dâhil 30 ilçemiz var; İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 31 belediyeyiz. Bu 31 belediyenin hepsinde —Karabağlar hariç— İmar ve Plan Bütçe Komisyonu 5 kişiyken, 500 bin nüfuslu Karabağlar’da 3 kişiye düşürüldü ve kurulduğu tarihten beri ilk kez böyle bir uygulama yapıldı.
Sonra baktım, iki iştirakimiz var: Karbel ve Karabağlar Spor A.Ş. Bu iştirakler çok önemli. Yaklaşık 1700–1800 çalışanımız var; ancak iştiraklerin aldığı personel sayısını net göremediğimiz için tam sayı bilinmiyor. Belediye başkanı da kesin bir veri veremiyor; zaman zaman rakamlar paylaşılıyor ama tutmuyor. Bu 1700 kişinin yaklaşık 1100’ü iştiraklerde çalışıyor; yani belediyenin kadrolu çalışanı aslında yaklaşık 600 kişi.
İştirakler şirket statüsünde olduğu için sınırsız personel alabiliyor. Ancak kanun ne diyor? Belediye bütçesinin net giderlerinde personel oranı %30’u geçmemelidir. Karabağlar’da bugün bu oran, iştirakler dâhil edildiğinde yüzde 72’ye ulaşıyor. Bu sadece Karabağlar’a özgü değil; birçok belediyede benzer durumlar var. Ama biz Karabağlar Belediyesi olarak ne istiyoruz? Bu oran aşılsa bile, karşılığında hizmet üretilsin istiyoruz.
Bu şirketlerin başındaki kişi Koray Uvantaş ve Emine Helil Kınay’dır; iki şirkette de münferit imza yetkileri vardır. Karabağlar Belediyesi 2008’de kuruldu, 2009’daki seçimlerle faaliyete geçti. Konak Belediyesi’nden devralınan şirketler de bu yapının parçasıdır. Bu iki şirket, kurulduğu tarihten bu yana hiçbir zaman iki kişi tarafından yönetilmemişti; şimdi iki kişi tarafından yönetiliyor.
Koray Uvantaş kim? Belediye başkan yardımcısı Burcu Vantaş’ın eşi. Ayrıca Tuncay Uvantaş da var; o da piyasada belediyelere iş yapıyor. Oda TV’nin yaptığı haberde, bu kişilerin banka işlemlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle annelerinin hesaplarını kullandıkları, seçim zamanı toplanan paraların da bu hesaplara aktarıldığı iddia ediliyor. Oda TV bu dekontları yayımladı.
Bir de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “liyakat belediyeciliği” söylemine bakıyorum. Karabağlar’da liyakat var mı? İşçilerin hakları ödenmiyor; maaşlar gecikiyor, sosyal haklar verilmediği söyleniyor. İlçe başkanına “bankamatik” görevi yaptırıldığı iddiaları var. Adalet var mı? Verimli personelin yeri değiştiriliyor, sürgün edilir gibi başka birimlere gönderiliyor; sanki suç işlemiş gibi itibarsızlaştırılıyorlar.
Sayın Özgür Özel’in söylediği her şeyin tersini Karabağlar’da yaşadığımızı düşünüyoruz. Kendilerinin de bunlardan haberdar olduğu kanaati var; ancak gereken tepki verilmediği düşünülüyor. Bu durum üzücü.
Ben doğma büyüme İzmirliyim. Yıllardır bu şehirde sokak sokak gezen biriyim. İsterim ki İzmir gibi tabiatı, dokusu ve iklimi güzel bir şehir çok daha iyi bir yerde olsun. Ancak maalesef potansiyelimizi değerlendiremiyoruz. Tarih, deniz, turizm ve coğrafya açısından pek çok avantaja sahibiz ama bunları yeterince kullanamıyoruz.
Bugün “kayak yapacağım” deseniz, Ödemiş Bozdağ’da sınırlı da olsa kayak yapabilirsiniz. “Denize gireceğim” deseniz, uygun yerler var. Atina’da insanlar kentin merkezinde denize giriyor. Bizde ise şehir merkezinde altyapı sorunlarıyla uğraşıyoruz. Maalesef durum bu.




