Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in katılımıyla düzenlenen etkinlikte, eğitim teknolojileri alanında faaliyet gösteren ve yatırım potansiyeli taşıyan 21 seçilmiş girişim, kürasyon esaslı eşleştirme modeliyle bakanlığın ilgili birimleri de dahil olmak üzere 18 yatırımcı ve kurum ile buluşturuldu. Bakan Tekin, genç girişimcilerle sohbet edip projelerine dair bilgi aldı. Tekin, ETKİM bünyesindeki Kuluçka Merkezi'ni de gezerek çalışanlarla sohbet etti. Bakan Tekin, etkinliğin çocukları özgüvenle yetiştirmenin bir parçası olduğunu belirterek, "Biz eğitim ve öğretim süreçlerine bu hassasiyetle yaklaşıyoruz. Yani çocuklarımız hem eğitim ve öğretimle ilgili yeni teknolojiler konusunda bilgi sahibi olsunlar, kullanabilsinler hem de geçmişiyle bağ kurabilsinler. Bu hassasiyetle eğitimle teknolojinin aynı anda hem imkan hem de bir imtihan ürettiği bir zamanda, Bakanlığımızın ilgili birimleri ile üniversitelerimizle genç girişimcilerimizle ve yatırımcılarımızla aynı ortamda bulunmayı bu açıdan değerli buluyorum" diye konuştu.

'HER ADIMI GENİŞ YELPAZE İLE TARTMAK DURUMUNDAYIZ'

Eğitim teknolojilerinde, sabırla işleyen bir muhakeme ile yürümek zorunda olduklarını söyleyen Bakan Tekin, "Zihnimizde çoğu zaman iki kolay eğilim ortaya çıkıyor. Birincisi karşımıza çıkan her yeni imkanı hiç tereddüt etmeden bir ilerleme olarak görmek. İkincisi ise her teknik yeniliğe, gelişmeye potansiyel bir tehdit gözüyle bakıp ona mesafeli yaklaşmak. Bu iki yol, bu iki tercih, karar vermeyi sanki kolaylaştırıyor ama eğitimin özüne temas etmekten de uzak. Biz meseleyi bu iki ucun konforuna bırakmadan ele almak durumundayız. Çünkü eğitim, evlatlarımızın zihnini şekillendiren, kalbine değen, vicdanını besleyen bir emanet alanı hepimiz için. Bizim ihtiyacımız teknolojiye hüküm vermeden önce onu anlamaya çalışan, sahaya bakan, işin özüne nüfuz etmeye odaklanan bir muhakeme anlayışı olmalı. Zira teknoloji eğitim alanına girdiği anda eğitimle kurduğumuz ilişkinin biçimi de kendiliğinden değişiyor. Neyi ölçtüğümüz, neyi hızlandırdığımız, neyin standardını oluşturduğumuz, hangi davranışları ödüllendirip, hangilerini görünmez kıldığımız, aslında çocuklarımıza ve öğretmenlerimize nasıl bir öğrenme tasavvuru sunduğumuzu da gösteriyor. Bu sebeple burada konuştuğumuz şey okulun iç ritmini, öğretmenin haysiyetini, çocuğun dikkat terbiyesini, aileyle kurulan güven bağını ve eğitim ailemizin bütün ilişkisellik haritasını da aynı anda içine alıyor. Teknolojiye dair her adımı da bu geniş yelpaze ile tartmak durumundayız" ifadelerini kullandı.

İzmir'de 721 bin 862 öğrenci karne aldı
İzmir'de 721 bin 862 öğrenci karne aldı
İçeriği Görüntüle

İnsanı merkeze almanın, öğretmeni ve öğrencileri önceleyen bir ölçü ile yürümenin, kendileri için en önemli mesele olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile de bizim yapmak istediğimiz şey bunu inşa etmekti. Eğitim teknolojileri alanındaki her tercihimizi, modelimizin insanı merkeze alan ruhuyla ve öğretmeni önceleyen iklimiyle uyumlu biçimde konumlandırmaya özen gösterdik. Sınıfa giren her çözüm bizim açımızdan sıraladığım bu ölçülerle değerlendirilmeli. Sözünü ettiği faydayı sınıfta üretmeyen, öğretmenin mesaisine değmeyen, çocuğun dikkatini ve mahremiyetini gözetmeyen hiçbir işin, uzun vadede bu ekosistemde yer tutamayacağını özellikle ifade etmek isterim. Bu çerçevede üç husus bizim için belirleyici. Birincisi öğrenmeyi derinleştiren, çocuğun zihninde kalıcı iz bırakan çözümler. İkincisi öğretmenin otoritesini ve mesleki haysiyetini güçlendiren, onu sürecin dışına itmeyen yaklaşımlar. Üçüncüsü ise veriye, mahremiyete ve bağımsızlığa saygı gösteren, şeffaf ve denetlenebilir yapılar. Önümüzdeki dönemde eğitim teknolojileri alanında atacağımız her adımda, bu üç istikameti esas alan bir çerçevede yürümek istiyoruz" açıklamasında bulundu.

'SAVAŞAR VARSA EĞİTİM SEKTÖRÜNÜN İHMALİ VAR'

Eğitimciler için merkeze insanı, insani değerleri, insan olmanın onurunu ve haysiyetini, temel insan haklarını koruyacak bir kuşak yetiştirmenin ihmal edilmemesi gereken bir nokta olduğunu vurgulayan Tekin, "Bunu ihmal eden hiçbir yaklaşım bizim açımızdan değerlendirmeye alınmamalı. Fakat üzülerek şunu görüyoruz. Bugün dünyanın her tarafında, bizim etrafımızdaki coğrafya üzerinden bakarsak Irak'ta, Suriye'de, İsrail-Filistin arasında, Rusya-Ukrayna arasında insan hakları ihlalleri, insan onurunu, insan yaşamını hiçe sayan zulümler ve savaşlar varsa eğer, bunda eğitim sektörü ile ilgilenen eğitimcilerin, dünyadaki eğitimcilerin bir payı olduğunu ihmal etmememiz gerekir. Dolayısıyla biz eğitimciler bir kez daha elimizi vicdanımıza koyup, şapkamızı önümüze koyup, nasıl bir insan profili yetiştirmek istediğimizi yeniden masaya yatırmak durumundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle bizim yapmak istediğimiz şey, bizim merkeze aldığımız şey, evrensel insani değerleri önceleyen dünyada barışı ve insan haklarını egemen kılacak, dünyanın neresinde olursa olsun bir insan hakkı ihlali gördüğünde ses çıkaracak, sesini yükseltecek bir kuşak yetiştirmek bizim önceliğimiz" dedi.