MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, "Orta Doğu’da önümüze gelen manzarayı bugün münferit olarak sadece sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri harekatlara dair haber akışıyla anlamaya kalkışmak, büyük resmi ıskalamak olur. Karşımızdaki tabloda; diplomasi ile askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliği ile sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örülmüş çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durmaktadır. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlanmış görünmesi, krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ateşkes diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır" dedi.

'YANGININ BİR BÖLGEDE SINIRLI KALACAĞINI DÜŞÜNMEK GAFLETTİR'

Bahçeli, İslamabad’da sonuçsuz kalan görüşmelerin bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğini kaydederek, "Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu’da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa yarın Avrupa’nın göbeğinde, Asya’nın düğüm noktalarında ve Afrika’nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır. 2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir 'Dünya Barış Konseyi' mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" diye konuştu.

'İSRAİL, SAVAŞIN TEK SORUMLUSUDUR'

İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırılarının derhal durdurulması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD’nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir" dedi.

'SÖZDE MUHALEFET, KENDİ BASİRETSİZLİĞİNİ ELE VERMEKTEDİR'

Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini vurgulayarak, "Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır. Bugün bölgedeki her sarsıntı, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabartmaktadır. Türkiye’yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken; devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Vaşington- Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisi’ni tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır" diye konuştu.

'TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRÜN KÖKÜNÜ KAZIYAN BİR HEDEFTİR'

Bahçeli, "Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle, milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirde aramayan gençlerdir dedi.

'POLİS İNTİHARLARINI ES GEÇMEMEK GEREKİR'

Türk Polis Teşkilatı'nın 181'inci kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Bahçeli, "Türk polisi bugün çok ağır bir yük taşımaktadır. Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorun ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır" diye konuştu.

AK Partili Kocabaş’tan Başkan Işık’a sert çıkış
AK Partili Kocabaş’tan Başkan Işık’a sert çıkış
İçeriği Görüntüle

'ARA SEÇİM' SORUSUNA CEVAP

Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, CHP'nin ara seçim talebine ilişkin, "Cumhuriyet Halk Partisi, kapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak aralamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır" dedi.