Akşener'in açıklaması şöyle:
2 gün sonra, yani 25 Mart, Türk siyasetinin, dürüst ve yiğit evladı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun, şehadetinin, 13’üncü yıldönümü. Muhsin Başkan, daima hakikat yolunda yürüyen, bir dava adamıydı. Ama O, aynı zamanda, evlatlarının üzerine titreyen, çınar ağacı gibi bir babaydı. O, aynı zamanda, bizler için, zor günlerde yanımızda kaya gibi duran, bir kardeşti. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Biliyorsunuz, geçtiğimiz Cuma günü, Çanakkale Zaferimizin, 107’inci Yılını idrak ettik. Başta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o büyük destanı yazan kahramanlarımızı, bir kez daha, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
"Gazi'nin adı, kendi kurduğu Diyanet'in aklına gelmiyor!
Memlekette, kime sorsanız, Çanakkale Harbi dendiğinde, akla ilk gelen isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ancak, her ne hikmetse; Milli günlerimize denk gelen, Cuma namazlarının hutbelerinde,
Diyanet yönetiminin aklına, nedense Atatürk gelmiyor. Yani; Elmalılı Hamdi Yazır’a, yüce dinimizin mukaddes kitabı, Kur’an-ı Kerim’in tefsirini yaptıran, sadece 1923 yılında, 126 caminin bakımını yaptıran, Gazi Mustafa Kemal’in adı, bizzat kendisinin kurduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aklına gelmiyor. Hatta, hutbelerde onun adını anmamak için, adeta özel bir çaba harcanıyor. Vefasızlığa bakar mısınız?
Buradan, diyanet yetkililerine seslenmek istiyorum: Küffara karşı, serden geçen aziz ecdadımıza, herkesten önce, sizin vefa göstermeniz gerekmez mi? Ay yıldızlı bayrağımız, Türk yurdunun üzerinde, ilelebet dalgalanabilsin diye, göğsünü siper eden istiklal kahramanlarına, bir Fatiha’yı çok görmek, ayıp değil mi? Gazi Mustafa Kemal’in adını anmamak, her şeyden önce, mukaddesatımıza aykırı değil mi? Yazıklar olsun.
Aziz milletim; Gelelim meselenin diğer boyutuna… Biliyorsunuz, 18 Mart gününde, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün, açılışı yapıldı. Ülkemizde, taş üstüne taş koyan herkesten, Allah razı olsun. Biz meseleye, öncelikle böyle bakarız. Ancak, biz, bu taşın nasıl konulduğuyla da, elbette ilgileniriz.
"Biz projeye değil, ranta karşıyız"
İYİ Parti olarak, sıklıkla bir şeyin altını çiziyoruz: Diyoruz ki; “Biz projeye değil, ranta karşıyız.” Çünkü o rant, devletin hazinesinden çıkıyor. Milletimizin helal parası, haramzadelerin cebine indiriliyor. Çalışanlarımız, emeklilerimiz, esnafımız, çiftçilerimiz, milyonlarca vatandaşımız, pahalılıkla, yoklukla, yoksullukla mücadele ederken; Bay Kriz, proje görünümlü tezgahlar üzerinden, milyonlarca doları, rantın 5 atlısına, bir çırpıda ödüyor. Pandemide, vatandaşına iki yılda layık gördüğü nakit desteğin, kat be kat fazlasını, o rant çetesinin, tek bir üyesinin cebine, aynı gün koyuveriyor.
İşte bizim karşı olduğumuz şey, bu soygundur. Bizim karşı olduğumuz şey, millet hazinesine el uzatılmasıdır. Bizim karşı olduğumuz şey, bu adaletsizlik, bu haksızlıktır. Çelişkiler insanı Bay Kriz, eskiden ne diyordu, hatırlıyor musunuz? 'Bu köprüler, yollar, tüneller için devletin, yani milletin kesesinden beş kuruş çıkmıyor.' Aynen böyle diyordu. Ama bu arkadaşımız, daha nice konuda yaptığı gibi, Çanakkale Köprüsü’nün açılışında, yine kendi kendini yalanladı. Köprünün geçiş ücretini, 200 “liracık” olarak açıkladı. “Geçen, 200 “liracık” verecek ama, üzerini de devlet olarak biz tamamlayacağız.” dedi. Yani nihayet, gerçeği itiraf etti.
"Vatandaşa verirken 'liraaaaa', vatandaştan alırken 'liracık'"
Törene katılan vatandaşlarımız, pahalı dese de, zamanında, emeklilerimize seyyanen zam yaparken, “iki yüüüüüüz” lira diyerek büyüttüğü rakamı, köprü geçişinde 200 “liracık” ilan etti. Vatandaşa verirken “liraaaaa”, vatandaştan alırken “liracık”… Asgari ücrete zam yaparken “liraaa”, Eşe dosta yandaşa dağıtırken, 5’li çetenin vergi borcunu silerken “liracık.”
Dahası var. Çanakkale’de, adalar hariç iki yaka arasında, feribotlar, günde 7 bin araç taşırken, bu köprüye, günlük 45 bin araç garantisi verilmiş. Şaka gibi, ama maalesef gerçek. Bu matematik üstadı arkadaşlar, günde 45 bin, yılda 16 buçuk milyon araçlık garanti verdiler. Yani, müteahhit firmalara, yıllık 246 milyon avroyu garanti ettiler.
Bitmedi. Sözleşmeyi imzaladıkları gün, avro 4 lira 80 kuruştu. Bugünse, 16 lira 40 kuruş. Daha inşaat devam ederken, maliyet 3 buçuk kat arttı. İşte size, Ak Parti’nin, bir yandan, vatandaşa “dövizini bozdur” çağrıları yaparken, öbür taraftan, yandaşının eline, “avrocukları” sayan, üstün yönetim anlayışı. İşte size, bitmeyen bir yerli ve millilik edebiyatı arasından, milletin hazinesini, dövizle borçlandırmakta hiçbir sakınca görmeyen, Ak Parti zihniyeti. Allah ıslah etsin.
Ben, “Neden köprü yaptınız?” demiyorum. Ben; “Honkong’la Çin’i bağlayan köprünün, kilometre maliyeti, 360 milyon dolarken, Bay Kriz’in yaptırdığı köprünün, kilometre maliyeti, neden 900 milyon dolar?” diyorum…
Ben, “Neden yol yaptınız?” demiyorum. Ben; “Neden bir liralık işi, beş liraya yapıyorsunuz?” diyorum.
Ez cümle ben; “Milletimizin alın teriyle, fedakarlıklarla doldurduğu hazineyi, neden müteahhitlerinize peşkeş çekiyorsunuz?” diyorum.
"Osmangazi köprüsünün durumu ortada, aynı soygun modeliyle yapıldı Çanakkale Köprüsü..."
Çünkü, biz bu filmi, daha önce de izledik. Osmangazi köprüsünün durumu ortada. İşte o nedenle, aynı soygun modeliyle yapılan Çanakkale Köprüsü’nü de, sanki hafızamızı yitirmiş gibi, görmezden gelemeyiz.




