AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, sosyal medya hesabından yayımladığı video serisinin son bölümünde İzmir’de devam eden su kesintilerini gündeme taşıdı. 6 Ağustos’tan bu yana kent genelinde yaşanan kesintilerin tesadüf olmadığını savunan Kaya, su yönetiminde ciddi bir kriz bulunduğunu ifade etti.

Yerel yöneticilerin baraj yapılması çağrılarına da değinen Kaya, “Aylarca su krizini dile getirdik. Şimdi ise ‘İzmir’e baraj yapılsın, sorun çözülsün’ deniliyor. Ancak işin aslı çok farklı” dedi.

“221 Tesis Yapıldı, Yerel Yönetime Teslim Edildi”

CHP’den belediye başkanlarına yurt dışı genelgesi
CHP’den belediye başkanlarına yurt dışı genelgesi
İçeriği Görüntüle

Kaya, İzmir’e bugüne kadar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Devlet Su İşleri tarafından yapılan yatırımları sıraladı. Buna göre; İzmir genelinde 36 baraj, 10 gölet, 9 yeraltı su depolama tesisi, 51 sulama tesisi, 5 içme suyu tesisi ve 109 taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 221 büyük yatırımın tamamlanarak yerel yönetime devredildiğini vurguladı.

Bu yatırımların tamamına rağmen kentte musluklardan su akmamasının asıl nedeninin farklı olduğunu savunan Kaya, “Bakanlık üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır” dedi.

“1,7 Milyar TL’lik Yatırım Çeşme’de Sorunu Çözmedi mi?”

Kaya, son dönemde hizmete alınan projelere de dikkat çekti. Karareis Barajı, Salman Barajı ortak deposu, iletim hattı ve arıtma tesisinin yalnızca birkaç ay önce 1 milyar 700 milyon TL’lik yatırımla devreye alındığını hatırlatan Kaya, bu projeler sayesinde Çeşme’de yıllardır süren su kesintilerinin sona erdiğini ifade etti.

“Bakanlık 221 tesis yapıp teslim etmişken, hâlâ İzmir’de su yoksa, burada durup düşünmek gerekir” diyen Kaya, sorunun üretimden değil, dağıtımdan kaynaklandığını söyledi.

“Sorun Suyun Kim Tarafından Kaybedildiği”

İzmir’de her yıl Tahtalı Barajı dolusu suyun, şebekede kaybolduğunu belirten Kaya, asıl yüzleşilmesi gereken noktanın burası olduğunu vurguladı. Kayıp-kaçak oranlarının yüksekliğine ve yıllardır ihmal edilen altyapıya işaret eden Kaya, “Rakamlar çok net. Sorun suyun yetersiz olması değil, suyun musluğa ulaşamadan kaybolmasıdır” dedi.

Kaya açıklamasını, “Önce ‘suyu kim tüketiyor’ sorusunu değil, ‘suyu kim kaybediyor’ sorusunu sormamız gerekiyor” sözleriyle tamamladı.