Moderatörlüğünü Mustafa Tübcel'in yaptığı programda Köşe Yazarı Önder Şengüler, Gazeteci Arif Çayan ve Ceza Hukukçusu Murad İdikurt'un katıldığı tartışmada; Ak Parti İl başkanı ve milletvekillerinin sahadaki yoğun mesaisine karşın, ilçe başkanları ve meclis üyelerinin "sessizliği" ve "finansal yetersizlikleri" programın ana gündem maddesi oldu.
Gündemin Nabzı programında, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından AK Parti’nin İzmir’de üstlendiği muhalefet rolü tartışıldı. Programda konuşan katılımcılar, İzmir Büyükşehir ve 28 ilçede seçmenin AK Parti’ye “denetim ve muhalefet görevi” verdiğini ifade ederek, bu görevin sahada ne ölçüde karşılandığını sorguladı.
Programın Moderatörü Mustafa Tübcel , önceki yayınlarda bazı AK Parti milletvekillerinin sahadaki görünürlüğünün örnek gösterildiğini hatırlatarak Milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan, Ceyda Bölünmez Çankırı, Şebnem Bursalı ve Mahmut Atilla Kaya gibi isimlerin İzmir’de aktif çalıştıklarının dile getirildiğini hatırlatarak bu kez tartışmanın odağına AK Parti il yönetimi, ilçe başkanları ve belediye meclis üyelerinin pasifliğinin konuşulacağını söyledi.
“İlçe başkanları ve meclis üyeleri verilen muhalefet görevini yerine getirmiyor”
İzmir genelinde yaklaşık 150 AK Partili belediye meclis üyesi bulunduğunu hatırlatan Mustafa Tübcel, “Basın dünyasında olan insanlar olarak en fazla 10 meclis üyesinin ismini sayabiliyoruz. Geri kalanlardan ses yok. Oysa yerelde muhalefet görevi meclis üyeleriyle yapılır. Ak Parti İl Başkanı Bilal Saygılı sahada yoğun emek veriyor. Ama bu emek sahaya ve medyaya yeterince yansımıyor. İl yönetimi ve teşkilat mensupları kendi il başkanlarının paylaşımlarına bile yeterli desteği vermiyor. Dikili’de yaşanan hayvan ölümleri olayında kamuoyunun ayağa kalktı herkes eleştirdi kınadı ancak AK Parti ilçe başkanlığından bir açıklama gelmedi.
“Parasız İlçe Başkanı Muhalefet Yapamaz”
İlçe teşkilatlarının maddi imkânsızlıklar içinde olduğunu da dile getiren Tübcel, “Parası olmayan siyaset yapmasın demiyorum ama ilçe başkanlığı ciddi bir mali yük. Elektriğini, kirasını ödeyemeyen, bağış arayan bir ilçe başkanı nasıl bağımsız muhalefet yapacak?” diye sordu. Bu durumun teşkilatları iş insanlarına bağımlı hale getirdiğini savunan Tübcel, “Siyasette yardım almaya alışan, emir almaya da alışır” değerlendirmesinde bulundu.
“Görevini Yapmayanlar Cumhurbaşkanına İhanet Ediyor”
Programın sonunda oldukça sert ifadeler kullanan Mustafa Tübcel, görevini yerine getirmeyen teşkilat mensuplarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset anlayışına zarar verdiğini savundu. “Cumhurbaşkanı ‘millete sırtınızı dönün’ demiyor. Tam tersine kapılarınızı açın diyor. İlçe başkanından randevu alamayan vatandaş bize geliyor. Bu tablo kabul edilemez” diyen Tübcel, yereldeki muhalefet zafiyetinin yalnızca İzmir’e değil, AK Parti’nin genel siyasi algısına da zarar verdiğini ifade etti.
Programda konuşan köşe yazarı Önder Şengüler ise AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın zor bir dönemde göreve geldiğini ve kişisel olarak yüksek bir performans ortaya koyduğunu ifade ederken, aynı performansın il yönetimi ve teşkilat kademelerine yansımadığını söyledi.
“2500 Kişilik Yönetici Kadrosu Var Ama Etki Yok”
AK Parti’nin İzmir genelinde ana kademe, kadın ve gençlik kolları ile birlikte 2500’ün üzerinde resmi yöneticisi bulunduğunu hatırlatan Önder, bu geniş kadroya rağmen sahada ciddi bir görünürlük sorunu yaşandığını dile getirdi.
Önder, “İl başkanının paylaşımları 200–300 etkileşim bandında kalıyor. Oysa sadece yönetici sayımız 2500’ün üzerinde. İl yönetiminde yer alan 50 asil, 25 yedek üyenin dahi bu paylaşımlara destek vermediğini görüyoruz. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nın son yıllardaki en zayıf tanıtım dönemini yaşıyor. Parti imkânlarının geniş olmasına rağmen bu imkânların etkin kullanılmıyor. İl başkanının sahadaki emeğinin kamuoyuna yeterince yansıtılmıyor. Milletvekilleri sahada ama teşkilat bu tempoya ayak uyduramıyor. Bunlar partiye zarar veriyor. İzmir’de ilçe başkanları ve meclis üyelerinin büyük kısmının sessizliği, AK Parti’nin yereldeki muhalefet gücünü zayıflatıyor. Bu sessizlik sadece teşkilata değil, partinin genel duruşuna da zarar veriyor” sözleriyle tamamladı.
“Cumhurbaşkanı Uyardı: Geçimini Sağlayamayan Siyaset Yapmasın”
Önder, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın parti eğitim kamplarında yaptığı uyarıları hatırlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanımız açıkça ‘Geçimini sağlayamayan siyaset yapmasın’ dedi. Çünkü siyasette yardım almaya alışan, emir almaya da alışır” sözleriyle konuşmasını tamamladı
Gazeteci Arif Çayan ise birçok ilçede AK Parti ilçe başkanlarının kamuoyuna açıklama yapmakta yetersiz kaldığını iddia etti. Bazı ilçelerde sınırlı sayıda ismin öne çıktığını belirten Arif, Selçuk’ta Hakan Bayraklı ve Konak’ta Sait Baştaş’ı örnek gösterdi. Çayan, özellikle Dikili’de hayvan ölümleriyle gündeme gelen olayda ilçe teşkilatından kamuoyuna dönük güçlü bir tepki gelmediğini savunarak, “İki soru soramıyor musunuz?” ifadelerini kullandı.
“Dikili’de Hayvanlar Öldü, İlçe Başkanı Konuşmadı”
Dikili’de yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran hayvan ölümlerine dikkat çeken Gazeteci Arif Çayan , sanatçılardan futbolculara kadar herkesin olaya tepki gösterdiğini, ancak AK Parti Dikili İlçe Başkanlığı’ndan tek bir açıklama gelmediğini söyledi.
“Dikili’de bu kadar hayvan sever var. Belediye başkanına iki soru soramıyor musunuz? Bu hayvanlara ne oldu diye soramıyor musunuz?” diyen Çayan, ilçe başkanlarının sahaya inmemesini eleştirdi.
Bergama Tepkisi: “Çöpünü Toplayamayan İl Olamaz”
Bergama Belediye Başkanı Tanju Çelik’i de sert sözlerle eleştiren Çayan, seçimden iki yıl geçmesine rağmen seçim afişlerinin hâlâ çöplüklerde durduğunu söyledi.
“Seçim olalı 700 gün oldu, afişler hâlâ çöpte. Sen kendi afişini toplayamıyorsun, sonra diyor ki Bergama il olsun, havaalanı yapılsın. Önce çöplüğünü topla. Bergama’daki hastane yolunda hamile bir kadın hastaneye dahi ulaşamaz. Belediye başkanı bu yoldan hiç geçmiyor demek ki.” dedi.
İlçe Başkanlıklarının Fiziki Durumu da Eleştirildi
Urla AK Parti İlçe Başkanlığı’nın tabelasının ışıklarının yanmadığını belirten Çayan, “AK Parti ışığı temsil eden bir parti ama Urla’da tabelanın ışığı yanmıyor. 50-100 bin lira bulunup tabela bile yaptıramıyorlar” dedi.
“Muhalefet Yapanlar Sahipsiz Bırakılıyor”
Buca’da belediyeye yönelik “Phuket tatili” iddialarını ortaya çıkaran AK Partili meclis üyesi Veli Balyemez’i de örnek veren Çayan, bu çalışmanın Cumhurbaşkanı tarafından iki kez gündeme getirilmesine rağmen parti teşkilatından yeterli takdir görmediğini söyledi.
Çayan “Böyle bir muhalefet yapan insanın onure edilmesi gerekirken kimse arayıp teşekkür bile etmedi.” dedi.
Konak İlçe Başkanını da değerlendiren Çayan şunları söyledi;
Konak İlçe Başkanı Sait Başdaş, adam gece gündüz çalışıyor. Sabahlara kadar çalışıyor. Konuşuyor. Ama bana göre Sait Başdaş'ı bu son olayda yalnız bıraktılar. Konak Belediyesi ile ilgili çok büyük bir iddia attı. Olayla ilgili açıklama yapan vatandaş bangır bangır bağırıyor. Burada adam öldürecekler diyor. Burada para var, şu var, bu var, tehdit var diyor. AK Parti'nin konaktaki meclis üyeleri Said Başdaş'a ya bir dakika başkan yanındayız demesi gerekirdi. İlçe Başkanını yalnız bırakıyorlar. Peki ne yapıyor meclis üyeleri il teşkilatı nerede bunlar”
“Sokak Konuşuyor, İlçe Başkanları Sessiz”
Konuşmasının sonunda Gazeteci Arif Çayan İzmir’de AK Parti’ye oy veren birçok vatandaşın dertlerini anlatacak muhatap bulamadığını vurguladı.
“İnsanlar ağlayarak geliyor. İlçe başkanlıkları kapalı, başkanlar yok. Sokak konuşuyor ama teşkilatlar susuyor” ifadeleriyle eleştirilerini özetledi.
Programın bir diğer konuğu Ceza Hukukçusu Murad İdikurt ise AK Parti’nin yerel teşkilat yapısından genel merkeze uzanan kapsamlı bir eleştiri getirdi. İdikurt, atama kültürü, liyakat sorunu ve toplumdan kopukluk nedeniyle partinin ciddi bir yenilenme ihtiyacı içinde olduğunu söyledi.
“Liyakat Yerine İlişkiler Ön Planda”
Belediye meclis üyelikleri konusunda da ciddi bir liyakat sorunu yaşandığını dile getiren İdikurt, “Sağ–sol ayrımı olmaksızın Türkiye siyasetinin genel bir arıza. Meclis üyelerinin belirlenmesinde kişisel yetkinlikten çok ilişkilerin öne çıkıyor. Seçilene kadar büyük çaba harcanıyor, seçildikten sonra ise sadece statüye odaklanan bir anlayış ortaya çıkıyor. Bu artık siyasetin değil, psikolojinin konusu” diyen İdikurt, idealle yapılmayan siyasetin topluma katkı sunamayacağını vurguladı.
“Toplumda Karşılığı Olmayan İlçe Başkanı Başarılı Olamaz”
Siyasetin finansmanı konusuna da değinen Murad İdikurt, ilçe başkanlarının maddi yetersizlik gerekçesiyle başarısızlıklarını açıklamasını eleştirdi. 25 kişilik bir ilçe yönetiminin, cüzi aidatlarla temel giderleri rahatlıkla karşılayabileceğini belirten İdikurt, “Çevresinde 15–20 güvenilir insanı bir araya getiremeyen biri neden ilçe başkanı olmak ister? Toplumda karşılığı olmayan, sevilmeyen bir ilçe başkanının finansman sağlaması zaten mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“AK Parti’nin Yapısal Yenilenmeye İhtiyacı Var”
Konuşmasının son bölümünde eleştirilerini genel merkeze yönelten İdikurt, sorunun sadece ilçe başkanlıklarında aranmasının eksik bir yaklaşım olduğunu söyledi. AK Parti’nin Ankara merkezli bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan İdikurt, toplumdan gelen mesajların okunmadığını savundu.
Genel seçimlerde Yeniden Refah Partisi’nin aldığı oyların büyük bölümünün AK Parti tabanından gittiğine dikkat çeken İdikurt, yerel seçimlerde yaşanan kayıpların en önemli nedenlerinden birinin emeklilerle ilgili politikalar olduğunu ifade etti.
“Toplumda AK Parti algısı olumsuzlaştıkça nitelikli insanlar da partide siyaset yapmak istemiyor. Bu da kadro kalitesini düşürüyor. Ülke düze çıksın diye AK Parti’nin yükselmesi beni rahatsız etmez. Ama toplumun verdiği mesaj çok net ve bu mesajın artık okunması gerekiyor” sözleriyle değerlendirmelerini tamamladı.




