Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli'nin, Belediye Meclisi'nde Cumhur İttifakı'na yönelik sözleri gündem oldu. Meclis'te Cumhur İttifakı'na söz verirken hakaretler savuran Denizli, "Değil fikir almak size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül" ifadelerini kullandı. Ayrıca Çeşme Belediyesi’ne ait olduğu belirtilen yaklaşık 2,5 milyar TL değerindeki arsanın belediye iştirakine devri de kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Konu, Mustafa Tübcel’in sunduğu Gündemin Nabzı programda masaya yatırıldı.
Telefon bağlantısı ile programa katılan MHP 2024 İlçe Belediye Başkan Adayı Esat Tanık Tübcel’in sorularını yanıtladı. Tanık, sürece ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
Mustafa Tübcel:
Çeşme’de kamuoyunda talihsiz olarak değerlendirilen bir gündem var. Siyasetçilerin nezaket ve mütevazılık konusunda topluma örnek olması gerektiğini düşünüyoruz. Belediye Başkanı lal Denizli’nin üslubu ve tavrı tartışıldı. Ancak asıl mesele, yaklaşık 2,5 milyar liralık bir arsanın belediye iştirakine devri. Bu Çeşme’nin menfaatine olan bir şey değil mi? Neden karşı çıkıyorsunuz ya da eleştiriyorsunuz?
Esat Tanık:
Son yaşanan meclis süreciyle ilgili şunu söylemek isterim. Çeşme Belediye Meclisi üyeleri, binlerce oy alarak vatandaşın hakkını korumak ve temsil etmek için seçilmiş kişilerdir. Son meclis toplantısında bu arsayla ilgili, vatandaşın kafasındaki soru işaretlerini gidermek amacıyla soru sordular. Ancak bu sorulara verilen üslup ve karşılık son derece üzücü ve can sıkıcıydı.Bu tutumu kesinlikle kabul etmiyorum. Sayın Belediye Başkanımızın, kamuoyu önünde, halk oyuyla seçilmiş meclis üyelerinden acilen özür dilemesi ve gönüllerini alması gerektiğini düşünüyorum.
Mustafa Tübcel:
Peki asıl tartışma konusu olan arsa devriyle ilgili temel itirazınız nedir?
Esat Tanık:
Burada asıl amaç, bana göre, yapılan bu devrin üzerini örtmek ve konuyu başka yerlere çekerek kapatmak. Ancak bu konu öyle kolay kapanacak bir konu değil. Çünkü arkasında onlarca soru işareti var ve projenin fizibilite aşamasında hazır olup olmadığı bile net değil.
Sayın Belediye Başkanımız çok üzücü bir açıklama yaptı ve “Çeşme’ye nitelikli bir otel kazandıracağız” dedi. Bu ifade, sanki Çeşme’de nitelikli otel yokmuş gibi bir algı yaratıyor ve mevcut otel işletmecilerini de derinden yaralıyor.
Mustafa Tübcel:
Bu projeyle ilgili hangi soruların yanıtlanmadığını düşünüyorsunuz?
Esat Tanık:
Şu soruların hiçbirinin kamuoyuna açık şekilde yanıtlandığını görmedik:
- Bu proje planlanırken Alataş firmasına devredilmeden önce, Çeşme Belediyesi, Belediye Başkanı ve Çeşme’deki otel işletmecileriyle herhangi bir istişare yapıldı mı?
- Turizm Otelciler Birliği ile bir toplantı düzenlendi mi, görüş alındı mı?
- Yapılması planlanan otel hangi nitelikte olacak?
- Proje ve konsept nedir?
- Hangi turist profili hedefleniyor?
- Yaz-kış çalışan bir tesis mi olacak, yoksa sadece yaz sezonuna mı hitap edecek?
- Yılda kaç turist bekleniyor?
- Bu fizibilite çalışmaları yapıldı mı?
Mustafa Tübcel:
Yani siz diyorsunuz ki, bu sorulara yanıt verilmeden süreç ilerledi?
Esat Tanık:
Kesinlikle öyle. Ayrıca şunu da sormak gerekiyor:
- Yüzde kaç yerli, yüzde kaç yabancı turist hedefleniyor?
- Bu tesis gerçekten Çeşme’nin ve Çeşmelinin faydasına olacak mı?
Burası bir sörf alanı.
Çeşmeli çocuklar, Çeşmeli sporcular bu tesislerden ücretsiz faydalanabilecek mi?
Çeşmeli sörfçüler bu sosyal alanlara erişebilecek mi?
Konaklama ücretleri ne olacak?
Çeşmeli sporcular burada kamp yapmak isterse, buna yönelik bir plan var mı?
Spor konseptli bir otel mi olacak?
Burası milli sporcuların yetiştiği bir alan.
Yüzme havuzu olacak mı?
Sporcuların ve sörfçülerin ücretsiz eğitim alabileceği tesisler planlandı mı?
Mustafa Tübcel:
Belediye Başkanı bu konuda kimseyle istişare yapmadı, kimsenin net bilgisi yok, mecliste “arsa devrediliyor” denildi, oy çokluğuyla kabul edildi ve süreç bu şekilde ilerledi. Siz de bunu eleştiriyorsunuz.
Esat Tanık:
Evet, tam olarak bunu söylüyorum.
Daha onlarca soru var ama zaman kısıtlı.
Bir firmaya, hem de kendi belediye iştirakine, 2,5 milyarlık Çeşmelinin malı olan bir arsayı devretmeden önce, bu soruların hepsini kamuoyuna açık ve net bir şekilde anlatabilmeniz gerekir.
Aksi halde insanların kafasında soru işaretleri kalır.
Üstelik geçmişte, 1992 yılında, Hilton örneğinde yaşananlar ortadayken bugün çok daha dikkatli olunmalı.
Bu nedenle bu konu kapanmış değildir, aksine daha yeni başlamıştır.