İzmir’de uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alan su kriziyle ilgili Devlet Su İşleri (DSİ) 2. Bölge Müdürlüğü’nden İZSU’ya onay çıktı. DSİ, İZSU’nun Manisa’da bulunan 8 yeraltı suyunun yenilenmesine yönelik başvurusunu uygun buldu.
DSİ tarafından yayımlanan resmi belge üzerinden tartışmalar sürerken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “Maalesef DSİ tarafı yalan söylüyor” açıklamasına AK Parti cephesinden tepki geldi. AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, yaptığı değerlendirmede İzmir’de yaşanan susuzluğun nedeninin uzun yıllardır ihmal edilen altyapı yatırımları olduğunu öne sürdü.
Kaya, açıklamasında yerel yönetim anlayışını hedef alarak, halkın gerçek dışı bilgilerle yönlendirildiğini savundu. Kamuoyunu yanıltan, gerçeği çarpıtan ve yanlış bilgilerle algı oluşturmaya çalışan bir yönetim anlayışının sorumluluktan uzak olduğunu dile getiren Kaya, bu tür söylemlerin kamu ciddiyetiyle bağdaşmadığını ifade etti.
Taleplerin defalarca kabul edildiğinin sözlü ve yazılı olarak dile getirilmesine rağmen, vatandaşlara sürekli farklı bilgiler verilmesinin İzmir’in gündemini bilinçli biçimde manipüle etme çabası olduğunu savunan Kaya, yerel yönetimin bu tavrının çelişkili olduğunu belirtti.
Kaya, basit bir inşaat ruhsatı için vatandaşlara uzun bekleme süreleri dayatıldığını, ancak konu algı yönetimi olduğunda aynı yerel yönetimin hızla açıklamalar yaptığını ifade ederek bu durumun dikkat çekici olduğunu söyledi.
İzmir’de yaşanan susuzluğun temel nedeninin çeyrek asırdır altyapıya yeterli yatırım yapılmaması olduğunu yineleyen Kaya, sorumluluğun yerel yönetim dışında başka yerlere yüklenmeye çalışılmasının gerçeği gizleme çabasından ibaret olduğunu dile getirdi.
Kaya ayrıca İzmir’de altyapının yetersiz olduğunu, kayıp-kaçak oranlarının ciddi boyutlara ulaştığını savundu. Her yıl yaklaşık 92 milyon metreküp suyun, yani Tahtalı Barajı’nın doluluk kapasitesine denk bir miktarın, şebekede kaybolduğunu belirten Kaya, şebekeye giren her üç birim sudan birinin vatandaşa ulaşmadan heba olduğunu ifade etti.
Ortaya çıkan tablonun plansız ve sorumsuz bir yerel yönetim anlayışının sonucu olduğunu söyleyen Kaya, İzmir’in hem su üretimi hem de mevcut suyun sağlıklı dağıtımı konusunda yönetilemediğini, bunun bedelini ise tüm kentin ödediğini kaydetti.




