canlııı
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
Köşe Yazarı
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
 

HAYATIN SENİN ELİNDE

                                                            Hayatin senin elinde! Ertelememek ya da ertelemek, sonucunda duygularını bastırmak. Konuşmak veya konuşmadan sadece zihin okumak.  Güvenmek ya da güvenmeyip “-mış” gibi davranmak.    Sen hangisini yapıyorsun hayatında?    Sevdiğin kişiyle (kardeşinle, dostunla, eşinle, evladınla...) konuşarak, ertelemeden karşındakine güvenerek bir iletişim kurmayı mı? Yoksa... Duygularına hiç aldırış etmeden, hiç bir şey hissetmediğine inanıp bastırarak, başkalarının senin hakkında ne düşündüğüne inanıp zihin okuyarak ve tüm hayatını “-mış gibi” nin üzerine kurarak mı?   Hangisi senin anını kurtarır sence? Baş etmeden, yok saymak tabii... Herkes ister hiçbir şey olmamış gibi davranmayı, günlük hayatta kullandığımız terim gibi “takmamayı”...   Pekiyi ya geleceğini hangisi kurtaracak? Tüm hayatını -mış gibi yaparak geçirirsen, zihin okur kimseyle diyalog kuramayıp, güvenmezsen kim destek olabilir? Belki “kim bana destek olacak, bu zamana kadar kim olmuş” diye olumsuz düşüncelere kapıldığındandır bütün bunlar. Seni düşünen, yanında olmak isteyenleri düşün, yalnız olmadığını bil. O zaman göreceksin ve sevgiyle çoğalacaksın.    Belki bunlara fırsatının bile olmadığını düşünüyorsun. Günlük hayat problemleri bu düşüncelerinin üzerine tuz, biber mi? Herkes günlük hayatlarının koşuşturması içinde sorunlarını öyle ya da böyle çözmek için çabalar. Ama stresli geçen mesai saatleri, hayatın koşuşturması içinde o kadar zor gelir ki bu problemlerin çözümü... Tam da bu yüzden ertelememeli, bastırmamalısın.  İçinden ne geçiyorsa, daha mutlu, seni stresten uzaklaştıracak şey ne ise artık yapmalısın. Önce kendin için.   Hani bazen kırılırsın, incinirsin ama “boş ver” dersin. Bir şey yokmuş gibi yaparsın ama aslında bunları hisseder, yaşar çevrene de yansıtırsın. “Bir şey mi yaptım? Neden böylesin?” diye sorulduğunda “Hayır, yok” dersin güya bir şey yoktur. Güya diyorum çünkü; aslında sen geçiştiriyor, mış gibi yapıyorsundur... Yaşanmamış gibi, yokmuş gibi, bir şey olmamış gibi... Bu karşı taraf için ispatlanamaz bir saldırıdır. Karşı taraf  “bir şey var anlıyorum ama ne?” sorusunu sorup durur. Bir psikolojik şiddettir yani.  Ne kadar maskelesen, üzerini örtsen, o kelimeleri sarf etmediğini düşünsen de aslında çoktan söylenmiş olur her şey. Bu iletişimi bozmayalım diye yapılan “iletişimsizlik” kurulan bağı koparır.    Üzüntümüzü, mutsuzluğumuzu gerçekten örtebiliyor muyuz? Bütün bunları yapınca elimize ne geçiyor?    Diyeceğim o ki... Dinliyormuş gibi yapma, DİNLE! Seviyormuş gibi yapma, SEV! Yaşıyormuş gibi yapma, YAŞA!   Yeni yılda; içinden geldiği gibi yaşamayı seç... Herkese şimdiden sağlıklı, mutlu yıllar diliyorum.
Ekleme Tarihi: 28 Aralık 2020 - Pazartesi

HAYATIN SENİN ELİNDE

                                               
           
Hayatin senin elinde!

Ertelememek ya da ertelemek, sonucunda duygularını bastırmak.
Konuşmak veya konuşmadan sadece zihin okumak. 

Güvenmek ya da güvenmeyip “-mış” gibi davranmak. 

 

Sen hangisini yapıyorsun hayatında? 

 

Sevdiğin kişiyle (kardeşinle, dostunla, eşinle, evladınla...) konuşarak, ertelemeden karşındakine güvenerek bir iletişim kurmayı mı?
Yoksa...

Duygularına hiç aldırış etmeden, hiç bir şey hissetmediğine inanıp bastırarak, başkalarının senin hakkında ne düşündüğüne inanıp zihin okuyarak ve tüm hayatını “-mış gibi” nin üzerine kurarak mı?

 

Hangisi senin anını kurtarır sence? Baş etmeden, yok saymak tabii... Herkes ister hiçbir şey olmamış gibi davranmayı, günlük hayatta kullandığımız terim gibi “takmamayı”...

 

Pekiyi ya geleceğini hangisi kurtaracak? Tüm hayatını -mış gibi yaparak geçirirsen, zihin okur kimseyle diyalog kuramayıp, güvenmezsen kim destek olabilir? Belki “kim bana destek olacak, bu zamana kadar kim olmuş” diye olumsuz düşüncelere kapıldığındandır bütün bunlar. Seni düşünen, yanında olmak isteyenleri düşün, yalnız olmadığını bil. O zaman göreceksin ve sevgiyle çoğalacaksın. 

 

Belki bunlara fırsatının bile olmadığını düşünüyorsun. Günlük hayat problemleri bu düşüncelerinin üzerine tuz, biber mi? Herkes günlük hayatlarının koşuşturması içinde sorunlarını öyle ya da böyle çözmek için çabalar. Ama stresli geçen mesai saatleri, hayatın koşuşturması içinde o kadar zor gelir ki bu problemlerin çözümü...

Tam da bu yüzden ertelememeli, bastırmamalısın. 

İçinden ne geçiyorsa, daha mutlu, seni stresten uzaklaştıracak şey ne ise artık yapmalısın. Önce kendin için.

 

Hani bazen kırılırsın, incinirsin ama “boş ver” dersin. Bir şey yokmuş gibi yaparsın ama aslında bunları hisseder, yaşar çevrene de yansıtırsın. “Bir şey mi yaptım? Neden böylesin?” diye sorulduğunda “Hayır, yok” dersin güya bir şey yoktur. Güya diyorum çünkü; aslında sen geçiştiriyor, mış gibi yapıyorsundur... Yaşanmamış gibi, yokmuş gibi, bir şey olmamış gibi... Bu karşı taraf için ispatlanamaz bir saldırıdır. Karşı taraf  “bir şey var anlıyorum ama ne?” sorusunu sorup durur. Bir psikolojik şiddettir yani. 

Ne kadar maskelesen, üzerini örtsen, o kelimeleri sarf etmediğini düşünsen de aslında çoktan söylenmiş olur her şey. Bu iletişimi bozmayalım diye yapılan “iletişimsizlik” kurulan bağı koparır. 

 

Üzüntümüzü, mutsuzluğumuzu gerçekten örtebiliyor muyuz? Bütün bunları yapınca elimize ne geçiyor? 

 

Diyeceğim o ki...

Dinliyormuş gibi yapma, DİNLE!

Seviyormuş gibi yapma, SEV!
Yaşıyormuş gibi yapma, YAŞA!

 

Yeni yılda; içinden geldiği gibi yaşamayı seç... Herkese şimdiden sağlıklı, mutlu yıllar diliyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmirtime35.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.