Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
Köşe Yazarı
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
 

Kendini Yeniden Değerlendirmek ve Anlayabilmek

Kendimizi unutup, olaylara odaklandığımızda ve daha çok ötekiler için bir yaşam sürdürdüğümüzde duygularımızı fark edemez hale geliriz.  Halbuki insan birçok duyguyu içinde barındırır. Mutluluk, üzüntü, öfke, kırgınlık gibi… Hepsini de yaşayabilirsin; yok saymadığında, bastırmadığında, kendi sesini duymaya imkan verdiğinde. Belki bir kayıp yaşadın ve mutlu olmayı kendine yakıştırmıyorsun ve “mutlu olamam” diye düşünüyorsun; belki sevdiğin bir kişiyle sorun yaşadın ve bu senin “değersiz” hissetmene sebep oluyor. Hayatında deneyimlediklerini; kabul ettiğinde ve olumsuz olarak düşündüğün bu duygularla barıştığında/anlaştığında kendini de kabul etmiş olacaksın. Kendini de dinleyecek bir alan sağlayacaksın.          Yaşadığımız hayat her zaman güzellikler çıkarmıyor insanın karşısına. İnişler ve çıkışlarla dolu bir hayattayız. Belirsizlikler içinde bu zorluklarla baş edemediğini düşünebilirsin… Önemli olan hayatın sunduğu belirli durumları görebilmek ve sarılabilmek. Geçmeyecek, bu kadarını kaldıramam artık dediğimiz kaç olayı geride bırakmışızdır? Her şey hayatımızda bir yere ait oluyor. Yaşam bir bütün; ayrı ayrı değerlendirme. Sen de bir bütünsün tek bir olay seni “sen” yapmıyor veya değişmiyorsun. Sen yine aynı sen birikimlerinle, deneyimlerinde daha da güçleniyorsun.          İnsan doğumundan itibaren ilişkiler içerisinde var oluyor. Sabah yataktan kalktığımız andan itibarenden hep bir “ötekini” düşünerek yaşayan bir varlığız. Bütün mücadele hep ötekilerle verilmiyor mu? Kendimize bakmak, kendimizle ilişki kurmak çok zor geliyor veya atlanıyor. Kişinin kendi hikayesi bakım verenlerin ona sunduğu hayatla başlıyor. Bireyin kendini ilk algılama biçimi, ebeveynlerinin ya da bakım verenin onu algılama biçimi oluyor. Bu yüzden; yaşamında da daha önceden öğrendiği, bildiği, tanıdığı alanda kalmak ve bu alanın dışına çıkmamak hep kolay olan olur. Bu alana, kişinin konfor alanı diyebiliriz. İnsan, konfor alanından çıkmaya çalıştıkça kendini yeniden doğururmuşcasına acı çekebiliyor, zorlanabiliyor. Çünkü; bu süreçte aslında kendisiyle ilk defa yüzleşmiş ve ilişki kurmuş oluyor… Alışılmışın dışına çıkmak gerçekten kişiye zor gelir ve dışarıya adımını atabilmek kolayca mümkün olmaz. İnsan zorlanayacağını bile bile bir şekilde o zorluğun içerisine giriyor ve bir şekilde çıkmayı başarıyor.          Konfor alanımız yapabildiklerimiz ve olabildiklerimizden oluşur. Hayatımızda bir şeyler ters gittiğinde, yapamayacağımızı hissettiğimiz durumlarda, bizi zorlayan ilişkiler içinde olduğumuzda kendi içimizde çatışmaya başlarız. Bu noktada kişi kendine yani içine döner ve sormaya, sorgulamaya başlar. Çatışmanın olduğu yerde üretme ve gelişme vardır. Çatışma olmadan ayrışma ve bireyselleşme olmuyor… Kendini yeniden değerlendirebilirsin,  alışılagelmiş düzeneklerin dışına çıktığınızda yeni kapılar açılabilir. Bazı anlarda daha rahat, özgür ve konforlu oluyoruz. O anlara genellikle dönüp baktığımızda yanımızda rahat, özgür hissettiğimiz insanlar oluyor. Eleştirmeyen, yargılamayan insanlar varsa daha keyifli oluyorsun. Gündelik yaşamda biçilmiş birçok rol mecvut. O yüzden; “kendim olmak istiyorum” demek zor geliyor olabilir. Gerçek kendilik; yaşam boyu sürecek, kendini yeniden anlamlandırılacak bir süreçtir…          Hayatımızda kendi sesimizle, öteki sesleri ayırt edebilmeliyiz. Kendini anlamak, keşfetmek, görebilmek zor bir süreçtir. Kişi, kendini başkasının gözünden görür ve başkasının sesinden duyar. Kendi sesini, öteki seslerden ayırt edebilme sonucunda; kendinize ait duygularınızı keşfetmenin, duygu yelpazenizi genişletmenin, kendini anlama ve tanımanın keyfine varmış oluyorsunuz…  
Ekleme Tarihi: 04 Mayıs 2021 - Salı

Kendini Yeniden Değerlendirmek ve Anlayabilmek

Kendimizi unutup, olaylara odaklandığımızda ve daha çok ötekiler için bir yaşam sürdürdüğümüzde duygularımızı fark edemez hale geliriz.  Halbuki insan birçok duyguyu içinde barındırır. Mutluluk, üzüntü, öfke, kırgınlık gibi… Hepsini de yaşayabilirsin; yok saymadığında, bastırmadığında, kendi sesini duymaya imkan verdiğinde. Belki bir kayıp yaşadın ve mutlu olmayı kendine yakıştırmıyorsun ve “mutlu olamam” diye düşünüyorsun; belki sevdiğin bir kişiyle sorun yaşadın ve bu senin “değersiz” hissetmene sebep oluyor. Hayatında deneyimlediklerini; kabul ettiğinde ve olumsuz olarak düşündüğün bu duygularla barıştığında/anlaştığında kendini de kabul etmiş olacaksın. Kendini de dinleyecek bir alan sağlayacaksın.

         Yaşadığımız hayat her zaman güzellikler çıkarmıyor insanın karşısına. İnişler ve çıkışlarla dolu bir hayattayız. Belirsizlikler içinde bu zorluklarla baş edemediğini düşünebilirsin… Önemli olan hayatın sunduğu belirli durumları görebilmek ve sarılabilmek. Geçmeyecek, bu kadarını kaldıramam artık dediğimiz kaç olayı geride bırakmışızdır? Her şey hayatımızda bir yere ait oluyor. Yaşam bir bütün; ayrı ayrı değerlendirme. Sen de bir bütünsün tek bir olay seni “sen” yapmıyor veya değişmiyorsun. Sen yine aynı sen birikimlerinle, deneyimlerinde daha da güçleniyorsun.

         İnsan doğumundan itibaren ilişkiler içerisinde var oluyor. Sabah yataktan kalktığımız andan itibarenden hep bir “ötekini” düşünerek yaşayan bir varlığız. Bütün mücadele hep ötekilerle verilmiyor mu? Kendimize bakmak, kendimizle ilişki kurmak çok zor geliyor veya atlanıyor. Kişinin kendi hikayesi bakım verenlerin ona sunduğu hayatla başlıyor. Bireyin kendini ilk algılama biçimi, ebeveynlerinin ya da bakım verenin onu algılama biçimi oluyor. Bu yüzden; yaşamında da daha önceden öğrendiği, bildiği, tanıdığı alanda kalmak ve bu alanın dışına çıkmamak hep kolay olan olur. Bu alana, kişinin konfor alanı diyebiliriz. İnsan, konfor alanından çıkmaya çalıştıkça kendini yeniden doğururmuşcasına acı çekebiliyor, zorlanabiliyor. Çünkü; bu süreçte aslında kendisiyle ilk defa yüzleşmiş ve ilişki kurmuş oluyor… Alışılmışın dışına çıkmak gerçekten kişiye zor gelir ve dışarıya adımını atabilmek kolayca mümkün olmaz. İnsan zorlanayacağını bile bile bir şekilde o zorluğun içerisine giriyor ve bir şekilde çıkmayı başarıyor.

         Konfor alanımız yapabildiklerimiz ve olabildiklerimizden oluşur. Hayatımızda bir şeyler ters gittiğinde, yapamayacağımızı hissettiğimiz durumlarda, bizi zorlayan ilişkiler içinde olduğumuzda kendi içimizde çatışmaya başlarız. Bu noktada kişi kendine yani içine döner ve sormaya, sorgulamaya başlar. Çatışmanın olduğu yerde üretme ve gelişme vardır. Çatışma olmadan ayrışma ve bireyselleşme olmuyor… Kendini yeniden değerlendirebilirsin,  alışılagelmiş düzeneklerin dışına çıktığınızda yeni kapılar açılabilir. Bazı anlarda daha rahat, özgür ve konforlu oluyoruz. O anlara genellikle dönüp baktığımızda yanımızda rahat, özgür hissettiğimiz insanlar oluyor. Eleştirmeyen, yargılamayan insanlar varsa daha keyifli oluyorsun. Gündelik yaşamda biçilmiş birçok rol mecvut. O yüzden; “kendim olmak istiyorum” demek zor geliyor olabilir. Gerçek kendilik; yaşam boyu sürecek, kendini yeniden anlamlandırılacak bir süreçtir…

         Hayatımızda kendi sesimizle, öteki sesleri ayırt edebilmeliyiz. Kendini anlamak, keşfetmek, görebilmek zor bir süreçtir. Kişi, kendini başkasının gözünden görür ve başkasının sesinden duyar. Kendi sesini, öteki seslerden ayırt edebilme sonucunda; kendinize ait duygularınızı keşfetmenin, duygu yelpazenizi genişletmenin, kendini anlama ve tanımanın keyfine varmış oluyorsunuz…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmirtime35.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.