Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
Köşe Yazarı
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
 

Ergenle iletişim

Yaşam bir bütündür. Sadece ergenlik dönemi olarak ele alınmamalıdır. Ergenlik dönemi, bebeklikten itibaren devam eden bir hikayenin yalnızca bir bölümü diyebiliriz. Çocukluk ile erişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak tanımlanır.  Çocukluktan erişkinliğe geçerken çeşitli fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişiklikler yer almaktadır.  İnsan, tek boyutlu bir varlık değildir. Ergenlik bu boyutlar içerisinde biyolojik, duygusal, zihinsel ve ilişkiler içerisinde olan varlık olmasıyla faaldir.             Ergenlik döneminde biyolojik açıdan değişimler genellikle görmezden gelinir. Hızlı beden değişikliği ve fiziksel büyümenin hakim olduğu dönemde, kişinin psikolojik yapısında da bazı değişiklikler meydana gelir. Hızlı beden değişikliği bazen korkuya sebep olabilir. Bu değişikliklere önceden hazırlamak çok önemlidir. Korkulacak bir durum olmadığından, bedensel değişikliklerin yaşanacağından bahsetmek önemlidir.             Aileler denetim odaklı kültüre sahip olduklarında; nasihat, azarlama, kıyaslama, “delikanlı dediğin” gibi etiketlemelere sahip oluyorlar. Denetim odaklı aileler; çocuklarının kim olduklarından ziyade, kim olması gerektiğini söyleyen aileler oluyorlar. Ergenlik dönemi ise; soyut kavramların gelişmesi, gerçekliği sorgulama, kendini ve başkalarını eleştirme gibi durumların yaşandığı dönemdir. Önemli olan,  “Ben olduğum gibi kabul görüyor muyum?” , “Ben kimim?” sorularıdır. Bunları sorgular ve öğrenmeye çalışırlar.             Her ailenin yapısı, düzeni, sınırları ve temel değerleri farklıdır. Değerler; aileye düzen veren yapıdır. Bu yüzden de bir ailenin değerleri açıklığa kavuşturulmalı, konuşulmalıdır. Ailenizde çocuklarınız istediklerini sizlere sorabilir, konuşabilir mi? Adalet ailenizde önemli mi? Ailenizde dürüstlük önemli mi? Sorumluluk önemli mi? Bunlar konuşulduğunda aileye disiplin girer, sınırlar belli olur. Sadece bir çocuğun disiplinde olması yeterli değil, ebeveynlerin de aynı disiplinde olması gereklidir. Böylelikle anne-baba arasında da tutarsızlıklar meydana gelmez, çatışma yaşanma olasılığı azalır. Uyum ve işbirliği artar. Bu değerler bilindiğinde çocuk hangi gelişim döneminde olursa olsun kendi özünü ve değerlerini bilir ve korur. Yani çocuk, iç pusulasını öğrenir. Çocuk her ne kadar aileden ayrışmak ister gibi görünse de ergenlik döneminde bir ekibin (ailenin) parçası olmak ister.             Aileler denetim odaklı olmak yerine gelişim odaklı bir tavırda çocuklarına yaklaşmalıdır. Yaşam boyunca çocuğun güçlü olması, keyifli, anlamlı bir hayatının olması, ailesi tarafından anlaşılması, kabul görmesi ve önemsendiğini hissetmesi çok kıymetlidir. Bunlar elbette tesadüfen olacak durumlar değil. Ailenin değerleri belirlendiği zaman, kişi neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayırt edebiliyor olur. Böylelikle de ailenin müdahalesi, kaygılanması, çevreye karşı olan güvensizliği ve kaygısı, anne-çocuk çatışması veya baba-çocuk çatışması yaşanma olasılığı azalır.             Ergen, bir var olma ihtiyacı halindedir. Eğer bu iletişimi aile ile sağlanmazsa, o zaman akranları içinde arayıp bulurlar. Ergenlikte; “Aile içerisinde kabul görüyor muyum?, Önemseniyor muyum?, Potansiyelime bakılıyor mu?, Değerli miyim?, Bu ailenin bir üyesi miyim, sorumluluklarım var mı?, Seviliyor muyum?”  önemli olandır. Ailenin çocuklarını dinlemek ise; bütün bunları var eden iletişimin başlangıcıdır. Çocukları samimiyetle dinlemek gerekir. Bu yüzden; ebeveynlerin tutum ve davranışlarının önemi büyüktür.             İletişim kurarken bu dönemde ebeveynlerini çok iyi gözlemlerler. Ebeveynlerinin gerçekten samimi olup olmadıklarını anlamak isterler, niyetlerinin ne olduğunu anlamaya çalışırlar (manipüle etmek mi?, anlamaya çalışmak mı?), gönüllü-gönülsüz bir yol arkadaşı olup olmadıklarını test ederler,  iyi bir dinleyici olmalarını beklerler. Kurulan ilişki “sen-ben” ilişkisi değil, “biz” olmalıdır. Bazen ebeveynler bu iletişimi sağlamakta zorlanabilir, motivasyonlarını kaybedebilirler. Kendi çocukluk deneyimlerini yansıtabilir ve kendilerini kendi anne-babalarında bulamadıklarını vermeye çalışırken bulabilirler. Bu da süreci zor geçirmelerine, yoğun duygular yaşamalarına sebep olabilir.             Ebeveynler çocuklarını kendi belirledikleri yoldan götürmeye çalıştıklarında zorlanmalar yaşarlar. Çocukların ihtiyacı olan, beraber yolda yürüyebileceği, yolunu şaşırdığında sorabileceği, danışabileceği ebeveynler olmasıdır. Onlara samimi ve kabul gördükleri alan sağlayın, izin verin sorsunlar, danışsınlar ve sizinle konuşsunlar…
Ekleme Tarihi: 15 Şubat 2021 - Pazartesi

Ergenle iletişim

Yaşam bir bütündür. Sadece ergenlik dönemi olarak ele alınmamalıdır. Ergenlik dönemi, bebeklikten itibaren devam eden bir hikayenin yalnızca bir bölümü diyebiliriz. Çocukluk ile erişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak tanımlanır.  Çocukluktan erişkinliğe geçerken çeşitli fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişiklikler yer almaktadır.  İnsan, tek boyutlu bir varlık değildir. Ergenlik bu boyutlar içerisinde biyolojik, duygusal, zihinsel ve ilişkiler içerisinde olan varlık olmasıyla faaldir.

            Ergenlik döneminde biyolojik açıdan değişimler genellikle görmezden gelinir. Hızlı beden değişikliği ve fiziksel büyümenin hakim olduğu dönemde, kişinin psikolojik yapısında da bazı değişiklikler meydana gelir. Hızlı beden değişikliği bazen korkuya sebep olabilir. Bu değişikliklere önceden hazırlamak çok önemlidir. Korkulacak bir durum olmadığından, bedensel değişikliklerin yaşanacağından bahsetmek önemlidir.

            Aileler denetim odaklı kültüre sahip olduklarında; nasihat, azarlama, kıyaslama, “delikanlı dediğin” gibi etiketlemelere sahip oluyorlar. Denetim odaklı aileler; çocuklarının kim olduklarından ziyade, kim olması gerektiğini söyleyen aileler oluyorlar. Ergenlik dönemi ise; soyut kavramların gelişmesi, gerçekliği sorgulama, kendini ve başkalarını eleştirme gibi durumların yaşandığı dönemdir. Önemli olan,  “Ben olduğum gibi kabul görüyor muyum?” , “Ben kimim?” sorularıdır. Bunları sorgular ve öğrenmeye çalışırlar.

            Her ailenin yapısı, düzeni, sınırları ve temel değerleri farklıdır. Değerler; aileye düzen veren yapıdır. Bu yüzden de bir ailenin değerleri açıklığa kavuşturulmalı, konuşulmalıdır.

Ailenizde çocuklarınız istediklerini sizlere sorabilir, konuşabilir mi?
Adalet ailenizde önemli mi?
Ailenizde dürüstlük önemli mi?
Sorumluluk önemli mi?


Bunlar konuşulduğunda aileye disiplin girer, sınırlar belli olur. Sadece bir çocuğun disiplinde olması yeterli değil, ebeveynlerin de aynı disiplinde olması gereklidir. Böylelikle anne-baba arasında da tutarsızlıklar meydana gelmez, çatışma yaşanma olasılığı azalır. Uyum ve işbirliği artar. Bu değerler bilindiğinde çocuk hangi gelişim döneminde olursa olsun kendi özünü ve değerlerini bilir ve korur. Yani çocuk, iç pusulasını öğrenir. Çocuk her ne kadar aileden ayrışmak ister gibi görünse de ergenlik döneminde bir ekibin (ailenin) parçası olmak ister.

            Aileler denetim odaklı olmak yerine gelişim odaklı bir tavırda çocuklarına yaklaşmalıdır. Yaşam boyunca çocuğun güçlü olması, keyifli, anlamlı bir hayatının olması, ailesi tarafından anlaşılması, kabul görmesi ve önemsendiğini hissetmesi çok kıymetlidir. Bunlar elbette tesadüfen olacak durumlar değil. Ailenin değerleri belirlendiği zaman, kişi neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayırt edebiliyor olur. Böylelikle de ailenin müdahalesi, kaygılanması, çevreye karşı olan güvensizliği ve kaygısı, anne-çocuk çatışması veya baba-çocuk çatışması yaşanma olasılığı azalır.

            Ergen, bir var olma ihtiyacı halindedir. Eğer bu iletişimi aile ile sağlanmazsa, o zaman akranları içinde arayıp bulurlar. Ergenlikte; “Aile içerisinde kabul görüyor muyum?, Önemseniyor muyum?, Potansiyelime bakılıyor mu?, Değerli miyim?, Bu ailenin bir üyesi miyim, sorumluluklarım var mı?, Seviliyor muyum?”  önemli olandır. Ailenin çocuklarını dinlemek ise; bütün bunları var eden iletişimin başlangıcıdır. Çocukları samimiyetle dinlemek gerekir. Bu yüzden; ebeveynlerin tutum ve davranışlarının önemi büyüktür.

            İletişim kurarken bu dönemde ebeveynlerini çok iyi gözlemlerler. Ebeveynlerinin gerçekten samimi olup olmadıklarını anlamak isterler, niyetlerinin ne olduğunu anlamaya çalışırlar (manipüle etmek mi?, anlamaya çalışmak mı?), gönüllü-gönülsüz bir yol arkadaşı olup olmadıklarını test ederler,  iyi bir dinleyici olmalarını beklerler. Kurulan ilişki “sen-ben” ilişkisi değil, “biz” olmalıdır. Bazen ebeveynler bu iletişimi sağlamakta zorlanabilir, motivasyonlarını kaybedebilirler. Kendi çocukluk deneyimlerini yansıtabilir ve kendilerini kendi anne-babalarında bulamadıklarını vermeye çalışırken bulabilirler. Bu da süreci zor geçirmelerine, yoğun duygular yaşamalarına sebep olabilir.

            Ebeveynler çocuklarını kendi belirledikleri yoldan götürmeye çalıştıklarında zorlanmalar yaşarlar. Çocukların ihtiyacı olan, beraber yolda yürüyebileceği, yolunu şaşırdığında sorabileceği, danışabileceği ebeveynler olmasıdır. Onlara samimi ve kabul gördükleri alan sağlayın, izin verin sorsunlar, danışsınlar ve sizinle konuşsunlar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmirtime35.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.