Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
Köşe Yazarı
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
 

Doğru İletişim Kurabiliyor Musunuz?

Doğru İletişim Kurabiliyor Musunuz?                                         -Çocuklarınızla İletişim Kurarken-             Toplumsal yaşamın her alanında önemli yere sahip olan iletişimi nasıl kurduğumuz oldukça önemlidir. Meslek hayatımızda, özel hayatımızda veya sosyal hayatta iletişimi elverişli ve doğru kullanıyor olmak aslında bir beceridir. Bu beceriyi, çocukluk döneminden kazanabiliyor, aile ve sosyal çevrenin etkisiyle geliştiriyor ve sürekli olarak deneyimliyoruz.             Hayatınızın herhangi bir yerinde devamlı sıkıntı yaşıyorsanız..Mesela; çocuklarınızla/eşinizle sürekli çatışma halinde ve anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız veya iş yaşamında yanlış anlaşılmalar sıkça yaşıyorsanız aranızda kurduğunuz iletişimi gözden geçirmenin faydası olacaktır.             İnsan, doğduğu andan itibaren iletişim halindedir. Yeni doğmuş bir bebek ihtiyaçlarını, ağlayarak ifade eder ve böylelikle iletişim kurar. İletişim; gelişerek devam eden karşılıklı etkileşim sürecidir. İletişim, hayatın vazgeçilmez bir gereği olduğu için etkili bir şekilde kullanmayı da önemsemeliyiz. Aynı zamanda da bireylerin ruhsal ihtiyaçları açısından iletişim önemli bir yere sahiptir.             Sağlıklı bir iletişim kurmak için;             Duygu, düşünce ve istekleri aktarırken; doğal ve abartıdan uzak olmak, yargılayıcı olmamak, empati kurabilmek, hoşgörülü ve saygılı olmak, farklılıkları kabul edebilmek, önyargısız olmak, dürüst ve uzlaşmacı olabilmek, iyi bir dinleyici olmak ve ilgili olmak gerekir. Bunlarla birlikte kişinin kendini tanıması ve farkındalığının olması, beden dili, sesin düzeyi ve göz teması kurabilme etkili bir iletişim kurmanın temelidir.             Aile içi iletişimden bahsedecek olursak;             Aile içi iletişimin bazı gereksinimleri olduğunu söyleyebiliriz.  Ebeveyn-çocuk ilişkisi ve eşler arasındaki ilişki, iletişimi etkileyen en kritik ilişkilerdir. Her aile sağlıklı çocuklar yetiştirmek ister. Genellikle ebeveynler bunu çocuklarına iyi bir eğitim hayatı sunarak ve ihtiyaçlarını karşılayarak gerçekleşeceğini düşünürler. Fakat sağlıklı çocuklar yetiştirmenin en kıymetli yollarından biri doğru ilişki ve iletişim kurmaktır. Bunun temeli ebeveynlerle atılacaktır. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi sağlıklı yaşayabilmesi ve sağlıklı bir kimlik oluşturmasıdır. Aile iletişim becerilerini kullanamıyorsa, çocuklar da kullanmazlar. Dolayısıyla çocuk, hem aile içerisinde hem de sosyal çevrede çatışma yaşar. Anne ve babası tarafından değerli olduğunu hisseden ve aile içinde dinlenen çocuklar, anlaşıldıkları hissedip daha uyumlu, güven duygusu gelişmiş ve benlik saygısı olan çocuklar olurlar. Dinlenmeyen ve engellenen çocuklar ise, savunucu bir tutumda olabilirler, duygusal, davranışsal zorlanmalar görülebilir ve ebeveynleriyle uyum konusunda, anlaşmada zorluk yaşayabilirler.             Sağlıklı iletişimi engelleyen unsurlar da olabilir. Bu unsurlar sadece çocuklarla kurulan iletişimde değil, her alanda dikkat edilmesi gereken durumlardır. ***Sürekli emir kelimesi/cümlesi kullanarak iletişim kurmak. Mesela; çocuğunuza “Yapma artık, gel dedim buraya!”şeklinde kurduğunuz cümleler iletişiminizi olumsuz yönde etkiler. Özellikle çocuklara emir verdiğinizde çocuğunuzun davranışlarını düzeltmesi ve yerine getiriyor olması sorunları çözebildiğiniz anlamına gelmiyor. Aksine bu sağlıksızdır. Bir çocuk korktuğu için ondan istediğiniz bir davranışı yerine getiriyor olmamalıdır. Kendi kararları ve fikirleri olduğunda saygı duyulmalı ve düşünmesine fırsat sunulup (alan  açıp), çözüm için ebeveyn tarafından destekleniyor olması kıymetli ve sağlıklı olandır. *** Ebeveynler çocuklarıyla iletişim kurmadan önce, “Çocuğumdan bu istediğim, benim mi ihtiyacım?” sorusunu kendilerine sormalılar. Çoğunlukla ebeveynler kendi geçmiş yaşantıları, istekleri ve deneyimleri sonucunda çocuklarının ne yapıp, ne yapmamaları gerektiğini belirliyorlar ve aynı zamanda bolca öğüt veya çocuk yerine de çözüm üretiyorlar. Bu da ebeveynlerin inandıkları bir iletişim yolu oluyor. Halbuki çocuğun ihtiyacı olmadan verilen yardım ve öğütler çocuğunuzun yararına olmayacaktır. Tam tersi anne ve babaya bağımlı çocuklar yaratabilir. Fakat bu çocuklara “yardım etmemeliyiz, öğütler yanlıştır” anlamına gelmez. Bunu çocuğun ihtiyacına uygun, gelişimine uygun şekilde şefkat,sevgiyle, sınırlar koyarak ve alan sağlayarak(güven oluşturarak) ebeveynlerin destekleyebilmesi ve onu çözüme kavuşturabilmesi önemli ve doğru olandır. Çocuğun ebeveynine ihtiyacı varken “Hayır!sen kendin yap”  diyerek, yalnız bırakmamak gerekir. Her zaman önce çocuk; anlaşıldığını hissetmeli, ihtiyacı görülüp, desteklenmelidir. Bu bahsettiğim alan sağlama, sevgi ve sınırlar doğru ve dengeli şekilde yapıldığında çocuğunuzun kendine güveni de gelir, bağımlı da olmayacaktır. *** Çocuğunuzu yargılamak, eleştirmek, aşağılamak; “Yine mi döktün? Ne kadar sakar bir çocuksun!”, “Ne kadar ağladın? Ne huysuz çocuk oldun sen!” gibi cümleler çocuğunuzun öfkelenmesine, size yönelmesine “Sen kötü bir anne/babasın”  veya “Ben kötüyüm, değersizim” düşüncelerine ya da her ikisini birden yaşamasına neden olabilir. Bu da çocukta olumsuz etkiler yaratabilir. Çocuğun kendisini yetersiz ve değersiz görmesine sebep olur. ***Çocuklara takılan isimler veya alay etme; Bu durum iki uçtaysa çocukların kendilik gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Örneğin; “Ağlama artık, sümüklü”, “sulu  göz” gibi ifadeler sevilmediğini ve değersiz olduğunu hissettirir. Aynı zamanda çocuğunuza “Aşkım, sevgilim” kelimelerini sıkça kullanmak da anne ve baba ile olan sınrıları belirlemekte ve cinsel normları oluşturmada sıkıntı yaşamasına neden olabilir.             Bütün bunlar ışığında çocuklarınıza zaman ayırın, onları dinleyin, anlamaya çalışın. Unutmayın, onlarla kurduğunuz iletişimin gelişimleri üzerinde çok büyük etkisi olacak… Anlaşıldıklarını hissetsinler, duygularını (ağlasalar da, öfkelenseler de) bırakın özgürce ifade etsinler. Sevildiğini, değer gördüğünü hisseden, korkmayan sağlıklı çocuklar olarak yetişsinler.. SEVGİLER.
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2021 - Cuma

Doğru İletişim Kurabiliyor Musunuz?

Doğru İletişim Kurabiliyor Musunuz?
                                        -Çocuklarınızla İletişim Kurarken-


            Toplumsal yaşamın her alanında önemli yere sahip olan iletişimi nasıl kurduğumuz oldukça önemlidir. Meslek hayatımızda, özel hayatımızda veya sosyal hayatta iletişimi elverişli ve doğru kullanıyor olmak aslında bir beceridir. Bu beceriyi, çocukluk döneminden kazanabiliyor, aile ve sosyal çevrenin etkisiyle geliştiriyor ve sürekli olarak deneyimliyoruz.

            Hayatınızın herhangi bir yerinde devamlı sıkıntı yaşıyorsanız..Mesela; çocuklarınızla/eşinizle sürekli çatışma halinde ve anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız veya iş yaşamında yanlış anlaşılmalar sıkça yaşıyorsanız aranızda kurduğunuz iletişimi gözden geçirmenin faydası olacaktır.

            İnsan, doğduğu andan itibaren iletişim halindedir. Yeni doğmuş bir bebek ihtiyaçlarını, ağlayarak ifade eder ve böylelikle iletişim kurar. İletişim; gelişerek devam eden karşılıklı etkileşim sürecidir. İletişim, hayatın vazgeçilmez bir gereği olduğu için etkili bir şekilde kullanmayı da önemsemeliyiz. Aynı zamanda da bireylerin ruhsal ihtiyaçları açısından iletişim önemli bir yere sahiptir.

            Sağlıklı bir iletişim kurmak için;

            Duygu, düşünce ve istekleri aktarırken; doğal ve abartıdan uzak olmak, yargılayıcı olmamak, empati kurabilmek, hoşgörülü ve saygılı olmak, farklılıkları kabul edebilmek, önyargısız olmak, dürüst ve uzlaşmacı olabilmek, iyi bir dinleyici olmak ve ilgili olmak gerekir. Bunlarla birlikte kişinin kendini tanıması ve farkındalığının olması, beden dili, sesin düzeyi ve göz teması kurabilme etkili bir iletişim kurmanın temelidir.

            Aile içi iletişimden bahsedecek olursak;

            Aile içi iletişimin bazı gereksinimleri olduğunu söyleyebiliriz.  Ebeveyn-çocuk ilişkisi ve eşler arasındaki ilişki, iletişimi etkileyen en kritik ilişkilerdir.
Her aile sağlıklı çocuklar yetiştirmek ister. Genellikle ebeveynler bunu çocuklarına iyi bir eğitim hayatı sunarak ve ihtiyaçlarını karşılayarak gerçekleşeceğini düşünürler. Fakat sağlıklı çocuklar yetiştirmenin en kıymetli yollarından biri doğru ilişki ve iletişim kurmaktır. Bunun temeli ebeveynlerle atılacaktır. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi sağlıklı yaşayabilmesi ve sağlıklı bir kimlik oluşturmasıdır. Aile iletişim becerilerini kullanamıyorsa, çocuklar da kullanmazlar. Dolayısıyla çocuk, hem aile içerisinde hem de sosyal çevrede çatışma yaşar. Anne ve babası tarafından değerli olduğunu hisseden ve aile içinde dinlenen çocuklar, anlaşıldıkları hissedip daha uyumlu, güven duygusu gelişmiş ve benlik saygısı olan çocuklar olurlar. Dinlenmeyen ve engellenen çocuklar ise, savunucu bir tutumda olabilirler, duygusal, davranışsal zorlanmalar görülebilir ve ebeveynleriyle uyum konusunda, anlaşmada zorluk yaşayabilirler.

            Sağlıklı iletişimi engelleyen unsurlar da olabilir. Bu unsurlar sadece çocuklarla kurulan iletişimde değil, her alanda dikkat edilmesi gereken durumlardır.

***Sürekli emir kelimesi/cümlesi kullanarak iletişim kurmak. Mesela; çocuğunuza “Yapma artık, gel dedim buraya!”şeklinde kurduğunuz cümleler iletişiminizi olumsuz yönde etkiler. Özellikle çocuklara emir verdiğinizde çocuğunuzun davranışlarını düzeltmesi ve yerine getiriyor olması sorunları çözebildiğiniz anlamına gelmiyor. Aksine bu sağlıksızdır. Bir çocuk korktuğu için ondan istediğiniz bir davranışı yerine getiriyor olmamalıdır. Kendi kararları ve fikirleri olduğunda saygı duyulmalı ve düşünmesine fırsat sunulup (alan  açıp), çözüm için ebeveyn tarafından destekleniyor olması kıymetli ve sağlıklı olandır.

*** Ebeveynler çocuklarıyla iletişim kurmadan önce, “Çocuğumdan bu istediğim, benim mi ihtiyacım?” sorusunu kendilerine sormalılar. Çoğunlukla ebeveynler kendi geçmiş yaşantıları, istekleri ve deneyimleri sonucunda çocuklarının ne yapıp, ne yapmamaları gerektiğini belirliyorlar ve aynı zamanda bolca öğüt veya çocuk yerine de çözüm üretiyorlar. Bu da ebeveynlerin inandıkları bir iletişim yolu oluyor. Halbuki çocuğun ihtiyacı olmadan verilen yardım ve öğütler çocuğunuzun yararına olmayacaktır. Tam tersi anne ve babaya bağımlı çocuklar yaratabilir. Fakat bu çocuklara “yardım etmemeliyiz, öğütler yanlıştır” anlamına gelmez. Bunu çocuğun ihtiyacına uygun, gelişimine uygun şekilde şefkat,sevgiyle, sınırlar koyarak ve alan sağlayarak(güven oluşturarak) ebeveynlerin destekleyebilmesi ve onu çözüme kavuşturabilmesi önemli ve doğru olandır.
Çocuğun ebeveynine ihtiyacı varken “Hayır!sen kendin yap”  diyerek, yalnız bırakmamak gerekir. Her zaman önce çocuk; anlaşıldığını hissetmeli, ihtiyacı görülüp, desteklenmelidir. Bu bahsettiğim alan sağlama, sevgi ve sınırlar doğru ve dengeli şekilde yapıldığında çocuğunuzun kendine güveni de gelir, bağımlı da olmayacaktır.

*** Çocuğunuzu yargılamak, eleştirmek, aşağılamak; “Yine mi döktün? Ne kadar sakar bir çocuksun!”, “Ne kadar ağladın? Ne huysuz çocuk oldun sen!” gibi cümleler çocuğunuzun öfkelenmesine, size yönelmesine “Sen kötü bir anne/babasın”  veya “Ben kötüyüm, değersizim” düşüncelerine ya da her ikisini birden yaşamasına neden olabilir. Bu da çocukta olumsuz etkiler yaratabilir. Çocuğun kendisini yetersiz ve değersiz görmesine sebep olur.

***Çocuklara takılan isimler veya alay etme; Bu durum iki uçtaysa çocukların kendilik gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Örneğin; “Ağlama artık, sümüklü”, “sulu  göz” gibi ifadeler sevilmediğini ve değersiz olduğunu hissettirir. Aynı zamanda çocuğunuza “Aşkım, sevgilim” kelimelerini sıkça kullanmak da anne ve baba ile olan sınrıları belirlemekte ve cinsel normları oluşturmada sıkıntı yaşamasına neden olabilir.

            Bütün bunlar ışığında çocuklarınıza zaman ayırın, onları dinleyin, anlamaya çalışın. Unutmayın, onlarla kurduğunuz iletişimin gelişimleri üzerinde çok büyük etkisi olacak… Anlaşıldıklarını hissetsinler, duygularını (ağlasalar da, öfkelenseler de) bırakın özgürce ifade etsinler. Sevildiğini, değer gördüğünü hisseden, korkmayan sağlıklı çocuklar olarak yetişsinler..


SEVGİLER.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmirtime35.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.