İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Gübre tedarikini kesintisiz sürdüren GÜBRETAŞ, 2020’yi rekorla tamamladı
Gübre tedarikini kesintisiz sürdüren GÜBRETAŞ, 2020’yi rekorla tamamladı
Çarşamba Ovası’nda marul yüz güldürüyor
Çarşamba Ovası’nda marul yüz güldürüyor
Yazı Detayı
07 Ocak 2021 - Perşembe 14:18
 
The Queen’s Gambit ve Çocukluk
Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu Erden
 
 

Son zamanlarda en çok konuşulan aynı zamanda beğenilen dizilerden biri olan “The Queen’s Gambit” i sonunda ben de izleyebildim. Kısaca; yetimhanede başlayıp dünya satranç şampiyonluğuna giden Beth’in öyküsünü anlatan, izlemeyenler için izlemesini tavsiye ettiğim bir mini dizi.

            Dizinin çokça konuyu işlemiş olması yönünden fazla dikkatimi çektiğini, çok severek soluksuz izlediğimi söyleyebilirim. Kayıp ve yas, akran zorbalığı, intihar, bağımlılık, travma başlıca ele alınmış konulardan.
 
            İzlemek isteyenler isterlerse bundan sonrasını izledikten sonra okuyabilirler…


            Çocukluk çağından ve bunun bilinçli/bilinçdışı yaşantımıza etkilerinden bahsetmek istiyorum.
            İlk olarak; Çocuk, biyolojik annesinin intiharına tanık oluyor ve anne bilinçli kaza yaparak çocuğunun da kendisiyle ölmesini amaçlıyor ama çocuk bu kazadan yara almadan çıkıyor. Bunun sonucunda yetimhaneye yerleştiriliyor.
Sonrasında çocukta doğabilecek birçok problem ortaya çıkabilir. Mesela;
Kendini suçlama:  Annesinin son sözlerinden birisi olan “seni ne yapacağımı düşünüyorum” cümlesi “ben olmasaydım, annem ölmezdi” inancını doğurması gibi.
Güvensizlik: En yakını yani annesi bile onu düşünmeden ölümle burun buruna bıraktı ve terk ettiyse, “dünya güvenli bir yer değil” düşüncesinin oluşması.  Dünya hakkında sarsılan temel inançlara sahip olması sonucu dünyanın güvenli bir yer olmayışı ve diğer insanların güvenilir olmayışına ilişkin olumsuz bilişlere sahip olması gibi.
Temel inançlar, kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkında bilişsel yapıda en merkezde yer alan düşünceleridir. Bebeklikten başlayarak gelişir ve yaşam boyu sürerler.  Kökleşmiş, değişmeye dirençli ve aşırı genellenmişlerdir. Bu yüzden; ulaşılması zordur. Yaşam boyu davranışlarımızı, düşüncelerimizi, insanlarla ilişkilerimizi belirleyen temel inançlarımızdır. Yaşamın erken dönemlerinde öğrenilen olumsuz temel inançlar, erişkin dönemde karşımıza uyum bozucu temel inançlar olarak çıkıyor. Çevredeki başka olaylar veya tetikleyicilerle de harekete geçebiliyor. Aynı dizide olduğu gibi; öz annesinden sonra evlatlık edinen annesini kaybedince aslında tüm kayıpları tekrar yaşamasına sebep oluyor.
            Satranç oynaması ise; dizide en etkilendiğim bölümlerden biri olan ilk röportajında zaten çok anlamlı bir şekilde açıklanmış. Röportajı yapan kadından irrite olduğum, izlerken sesli düşünüp “insan insana neden yapar bunu?” diye kendime sorduğum kısım. Röportajı yapan kişi, satrancı nasıl öğrendiğini soruyor ve bunaltıcı yerden (yetimhaneden) kaçış ve yalnızlık çektiğini o yüzden de satranca yöneldiği düşüncesini aktarıyor. Şahı babası, veziri ise annesi olarak görüp görmediğini soruyor.
“Dikkatimi ilk önce tahta çekmişti. Sadece 64 kareden oluşan bir dünya. Kendimi orada güvende hissediyorum. Kontrolümde, egemenliğimde olabiliyor. Öngörmeye müsait. Zarar görürsem tek suçlusu benim.” İfadesiyle Beth neler yaşadığını, neye ihtiyacı olduğunu özetliyor.
Anneyi suçlama, kendi kontrolünde olmayan, belirsizliğin hakim olduğu bir geçmiş ve güvensizlik …

            Dizide önemli bir yer tutan başka konu ise “bağımlılık”. Bağımlılık, yetimhanede çocuklara her gün sakinleştirici verilmesiyle ve daha sonra erişkinlikte de karakterin alkol bağımlısı olması şeklinde karşımıza çıkıyor. Bağımlılık için tek bir etkenden söz etmek güçtür. Psikolojik, kalıtsal, biyolojik, sosyokültürel, aile gibi etkenlerden söz edebiliriz. Ebeveyn-çocuk bağlanma ve ilgi eksikliği, baba figürünün hiçbir zaman olmayışı, evlatlık edinen annesinin de bağımlı olması dizideki etkenlerden diyebiliriz.

            İşlenen bir diğer konu “kayıp ve yas”. Dediğim gibi, dizide biyolojik annesi intihar ettikten sonra, evlat edinen annesini de aniden kaybetmesiyle hayatındaki tüm kayıplar birlikte yaşanıyor ve yıkım meydana geliyor. Kayıp ve yas denildiğinde yalnızca ölüm akla gelmemeli. Terk edilme, boşanma gibi olaylar da kendi yas süreçlerini oluşturur.  Mesela şu an yaşanılan salgının da yas dönemi yaşattığını söyleyebiliriz. Evlerde kalmamız, belirsizliğin getirdiği maddi ve manevi yıkımların yaşanması, sevdiklerimizden uzak kalmamız, kaybettiklerimiz, cenazelere dahi gidilememesi, vedalaşamamak gibi… Dizide yaşanılan kayıplar, ölümler sonrası tutulan yaslar hep eksik, bu dönemde yası yaşamak yerine alkol ve ilaçlarla süreci geçiriyor. Bu sebeple tekrar bir kayıp yaşadığında bu sadece ölüm değil satrançta kaybetmesini düşündüğümüzde çabucak tetikleniyor.
            Yas, yaşanılması gereken bir süreç. Hayatımızda daha önceden bastırdığımız, tutmadığımız yaslarımız varsa yaşanılan bu dönemle birlikte tetiklenmiş olması ve baş etmede güçlük çekiyor olmamız olası. Bu yüzden; sizler de bolca anlatın, paylaşın, duygularınızı yaşayın…

            Herkes için sevginin kendi içinde ve çevresinden hiç eksik olmadığı, olumlu düşüncelerin zihnimizi sardığı bir yıl olmasını diliyorum. Mutlu haftalar.
           
            Sevgiler.

 

 
Etiketler: The, Queen’s, Gambit, ve, Çocukluk,
Yorumlar
Haber Yazılımı