Mustafa Tübcel Yorumluyor;
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay son günlerde peş peşe çok kritik açıklamalar yaptı. Önce "Ben YENİ Parti’ye katılmayacağım" dedi, ardından "İzmir’i asla bir siyasi belirsizliğin içine sürüklemem" vurgusu yaptı... Ve bugün ekranlara düşen o son cümle: "Ben bu memlekete asla ihanet etmem!"
Şimdi gelin, ekran başındakilerle birlikte bu üç cümlenin siyaseten ne anlama geldiğini, fotoğrafın arkasında ne olduğunu tek tek çözelim...
Birincisi: "YENİ Parti’ye katılmayacağım" diyerek kapıyı Özgür Özel cephesine ve o kanattaki siyasete tamamen kapattı. Yani muhalefet içi yeni bir maceraya prim vermeyeceğini ilan etti.
İkincisi: "İzmir’i siyasi belirsizliğin ortasında bırakmam" dedi. Peki bir büyükşehir belediye başkanı şehri belirsizlikten nasıl korur? Altyapısı tıkanmış, körfezi alarm veren, dev yatırımlara ve merkezi hükümetin onayına ihtiyaç duyan bir İzmir’de "belirsizliği bitirmek", Ankara ile hizmet köprüsü kurmaktan geçer!
Ve üçüncüsü... En vurucu cümle: "Ben bu memlekete asla ihanet etmem!" Siyasette bu cümle tesadüfen kurulmaz. Bir siyasetçi bu cümleyi kuruyorsa, alacağı radikal bir kararın, atacağı tarihi bir adımın zeminini döşüyordur! "Benim derdim ideolojik sloganlar değil, memleketime ve İzmir’e hizmet etmektir" mesajıdır bu!
Şimdi resmin bütününü birleştirin sevgili izleyenler: YENİ Parti’ye gitmeyen, şehri belirsizlikte bırakmayacağını söyleyen ve İzmir’e hizmet etmeyi "memleket görevi" olarak gören bir büyükşehir belediye başkanı rotayı nereye kırar?
Siyasetin matematiği ve mantığı tek bir adresi gösteriyor: Ankara ile tam uyum ve iktidar gücünü İzmir’e taşıyacak o büyük adım!
Cemil Tugay açıkça söylemese de kullandığı bu güçlü kodlar, İzmir siyasetinde kartların yeniden dağıtılacağı ve okların AK Parti saflarına doğru kırıldığının en net diplomatik ilanıdır!