İZMİR

Lal Denizli Çeşme’deki Rüşvet İddialarına Neden Sessiz?

İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme, belediye bünyesinde görev yapan bir personelin, imar müdür vekili olan eşi hakkındaki rüşvet ve usulsüzlük iddialarıyla sarsılıyor.

Loading...

> İzmir

Abone Ol

Moderatör Mustafa Tübcel yönetiminde Gündemin Nazbı programında konuyu masaya yatıran gazeteciler Arif Çayan, Köşe Yazarı Önder Şengüler ve Ceza Hukukçusu Avukat Murad İdikurt, olayın perde arkasını, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde sızdırılmasını ve Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin sessizliğini sert sözlerle eleştirdi.

"Asrın Yolsuzluğuna Benzeyen Bir Skandal mı Var?"

Programın açılışını yapan Mustafa Tübcel, Çeşme’deki iddiaları duyduğunda aklına 33 yıl önce yaşanan tarihi bir skandalın geldiğini belirterek şunları söyledi:

"Şimdi diğer konumuz Çeşme. Bugünlerde çok fazla gündemde konuşuluyor. 93 yılını hatırlıyor musun İSKİ skandalını? Ergün Göknel, meşhur. 33 sene önce olan bir olay. Ne olmuştu İSKİ skandalında? Bu Ergün Göknel İSKİ müdürü boşanma aşamasında karısı gitti ihbar etti, asrın yolsuzluk davasına sebep oldu. Çeşme'de, niye söyledim? Benzer bir olay mı var? Çeşme'deki olayları okuyunca aklıma İSKİ skandalı geldi. Şimdi Çeşme'de bir adam var, belediyede çalışıyor. Eşi belediyede çalışıyor, eşi imar müdür vekili. İmar müdürü yani. Boşanma aşamasına gelmişler. Herhalde 10-15 yıllık, bizi o konular ilgilendirmiyor. Ama adamın söyledikleri ilgilendiriyor. Eşim rüşvet aldı diyor. Dilekçe hazırlamış, belediyeye ve savcılığa vermiş."

"İstanbul Tayfasına Kendini Kaptırdı, 350 Bin TL Karşılığında İmza Attı"

Olayın merkezindeki isim olan belediye personeli Efe Sağlamer ile Çeşme'de yüz yüze görüşen gazeteci Arif Çayan, görüşmenin detaylarını ve kendisine sunulan iddiaları şu sözlerle aktardı:

"Ben gittim Çeşmeye gittim Efe ile oturdum. Hatta biraz tedirgin oldu. Çeşmenin bir semtine oturdum, yanıma bir gazeteci arkadaşımı aldım gittim. 'Anlat' dedim ona. Dedi ki: Eşimle ayrılma aşamasındayız' 'Sorunlar yaşıyoruz' dedi. 'Eşim İstanbul tayfasına kendini kaptırdı' dedi. 'Bu ne demek?' dedim. 'Yani eşim yapmayacağı şeyleri yaptı' diyor. 'Mesela telefonu yoktu' diyor, 'bilmem ne telefonu aldı' diyor. 'Getirdiler' diyor. 'Akşam kızdım evde kırdım telefonu' diyor. 'Sabahleyin yine getirdiler aynı telefonu. İstanbul tayfasına kendini kaptırdı' diyor. 'Neler oldu?' dedi, 'bunlar bunlar bunlar' dedi. Ondan sonra 'sen ne yaptın?' dedim. Bana sayfa sayfa Cumhuriyet Savcılığı'na vermiş olduğu şikayetleri anlattı. Buralarda usulsüzlük vardı, işte imar rantı var' dedi. 'Burada rüşvet var, burada para var.' Bunları bunları anlattı."

"Ağabey 15 yıl aynı evde yaşıyordum diyor. 'Ben karımın son 1,5-2 senedir her şeyi değişti', Giyimi de değişti, tarzı da değişti diyor, konuşması da değişti diyor. Hayata bakış açısı değiştiği için diyor, artık zaten boşanma aşamasına geldik. 'Ben bunları şikayet ettim.' Hem cumhuriyet savcılığına veriyor hem belediyeye veriyor."

Araya giren Mustafa Tübcel ise iddiaların büyüklüğüne dikkat çekerek, "Adam diyor ki, 350 bin lira karşılığında Çeşme'de bir projeye yapı kullanıma iznine uygundur diye imza attı benim karım. Yok telefon diyor, bilmem ne diyor... Bunların hepsi incelenmeye muhtaç iddialar" ifadelerini kullandı.

Eşi Rüşvet Yedim, Hırsızlık Yaptım Diye İtiraf Ediyor"

Görüntülü kayıtları izlediğini belirten gazeteci Önder Şengüler, iddiaların sıradan bir ihbar olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı ve şu açıklamayı yaptı:

" Şu çok önemli bir şey. Yani bunu sokaktaki bir adam veya bir gazeteci söylemiyor. Bahse konu imar müdürünün eşi söylüyor. Dolayısıyla ben Lal Denizli'nin yerinde olsam hemen imar müdürünü bir görevden alırım öncelikle. Savcılar suçluysa bunu incelemesi alakalı. Çünkü iddia sahibi eşi. Sokaktaki bir insan söylese iftira olma ihtimali yüksek deriz, gazetecide yanlış haber olmuş olabilir deriz ama eşi çok bariz bir şekilde videolu ve yazılı."

" Bir videosunda da o da eşine psikolojik şiddet uyguluyor bana göre. Zaten eşinden samimi itirafta alıyor. Evet, eşi diyor ki 'Ben rüşvet de yedim, hırsızlık da yaptım' diye kendisi kendine ihbarda bulunuyor. Ama hala Çeşme Belediyesi'nden bir ses çıkmadı."

Şengüler, belediye yönetiminin sergilediği tavrı da eleştirerek sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi zaman kayboluyor. Şimdi bahsettiğimiz konu İmar Müdürü işinin başında. Dolayısıyla; delil yok etme olabilir, evrakları değiştirme olabilir bu süreçte. Çünkü bir sürü ihbarda bulunuyor. Ve hala işinin başında, hala daha yetkili. Lal Denizli'nin bir gün sonra çıkıp 'Böyle bir iddia var, ben müdürüme güveniyorum ama bu iş sonuçlanıncaya kadar biz müdürümüzü açığa aldık, soruşturma açtık' demesi gerekirken hiç ses çıkmıyor. Hiçbir ses çıkmadı."

"Kişisel Veriler Elden Ele Dolaşıyor, Bu Bir Suçtur!"

İddiaların ardından, olayı ortaya çıkaran Efe Sağlamer hakkında "psikiyatrik tedavi gördüğüne dair" sağlık raporlarının WhatsApp üzerinden gazetecilere servis edildiği ortaya çıktı. Duruma sert tepki gösteren Mustafa Tübcel, "Bu adamın psikiyatri doktor raporu ortalıkta dolaşmaya başladı. Bana göre suç. Adamın adı, soyadı, TC'si bir de sağlık raporu çıkabilir mi ya? Ve bunu herkes birbirine atıyor. Elden ele dolaşıyor. Doktor babasına söylemiyor ya hastasının. Yazık, hasta mahremiyeti var. Belki de boşanma aşamasında olduğu eşi ulaştı, belki de ondan çıktı, bilemeyiz" diyerek mağdur personele suç duyurusunda bulunma çağrısı yaptı.

Raporun kendisine bizzat belediye kanadından atıldığını ifşa eden Arif Çayan ise olayı şu sözlerle anlattı:

"Bizim yaptığımız haberlerden sonra çocuğun işte deli olduğunu ispatlamaya çalışan birkaç tane haber yapıldı. İşte onun raporları çıktı. Onun raporunu bana Çeşme Belediyesi'nin Basın Danışmanı Seher Hanım attı. Dedim ki 'Bu raporu sen bana atamazsın' dedim WhatsApp'tan. 'Sen bunu bana atamazsın, bu suç, kişisel veriler...' Bana dedi ki 'Başka basın attı.' 'Bana niye atıyorsun?' dedim. Ben ekran görüntüsü aldım, 10 dakika sonra sildi."

Hukuki boyutu değerlendiren Avukat Murad İdikurt ise bu durumun açık bir suç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Olmaz. Yani haber değeri olan bir evrakın, haber değerinin merkezindeki konunun haber olması lazım. Yani gidip de kişisel verileri, adresi, TC'si bunun olmaz. Bu kişisel verileri de hukuka aykırı yayma olarak değerlendirilir. Psikiyatri raporunun içeriğindeki, kişisel veri niteliğindeki adres, TC kimlik numarası vs. tanı tam da özel hayatın gizliliğini ihlal ediyor."

"Eğer bunu kendi boşanma aşamasında olduğu şüpheli eşi yayıyorsa bu belgeyi şayet, onun yasal sorumluluğu; doktor tarafından oluyorsa doktorun yasal sorumluluğu ya da her kim yayıyorsa onun yasal sorumluluğu var burada cezai anlamda söyleyeyim. Bu tanı kısmı özel hayatın gizliliğini ihlal olarak değerlendirilebilir ama yargılamayı gerektirir. Ama TC kimlik numarası diğer kişisel bilgileri falan bu suç yani. Ayrıca bir kişinin hakkında bir psikolojik bir tanı olması, o kişinin beyanına itibar edilmeyeceği, o kişinin halüsinasyon gördüğü anlamına da gelmez."

"İstanbul Basınına Lüks Oteller, İzmir Basınına Sessizlik"

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin yerel basının sorularını görmezden geldiğini, ancak İstanbul basınını ağırlamak için büyük bütçeler ayırdığını söyleyen Arif Çayan eleştirilerini şöyle sürdürdü:

"Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli'ye bir şey sormak istiyorum, daha yüzünü görmedim. Sayın Başkan, Ot Festivali yaparken İstanbul'dan basını getiriyorsun uçaklarla. Çeşme'deki en lüks restoranlarda yemek yediriyorsun, en lüks otellerde kaldırıyorsun, basın toplantılarında çıkıyorsun, şık şık giyinip konuşuyorsun. Lal Denizli, senin hakkında 10 tane böyle iddia var. Ne yapacaksın biliyor musun? Bak ben olsam, yapı kontrolü gönderecek, bakacak. 'Bu bina kaç tane? Kimin adına? Metin bilmem neyin adına.' Bakacak, efendim diyecek ki 'Evet bu bina adamın dediği doğru' ya da 'Adamın dediği 10 tane iddiadan 10'u da yalan.'"

"Hani o süslü medyayı çağırıyor ya İstanbul'dan; yine çağıracaksın. Diyecek ki: 'Arkadaşlar bizim orada çalışan bir tane ruh hastası var, deli var' diyecek, 'adı şu' diyecek. 'Bunları bunları söyledi ama ben iç mekanizma yaptım, denetledim, bunların hakkında dedikleri hepsi yalan. Ben de bu şahıs hakkında işten çıkarıyorum ve bu çocuk hakkında davacı oluyorum' diyecek. Böyle alnını böyle çıkacak ortaya dolaşacak. Bu kadar. Bunu bir belediye başkanı düşünemiyorsa... Her gün soru soruyorum, dördüncü soruyu sordum. Cevap verdi mi? Hayır. Yok cevap."

"Bana adamın psikolojik tedavi gördüğünü [atıyorsun]. O zaman neden adamı işten çıkarmıyorsun? Madem bu adam deli, psikolojik tedavi görüyor, o zaman işten çıkar, niye çıkartmıyorsun? 3 aydır raporlu bu adam, 3 aydır niye maaş veriyorsun deliye? Sen kendin diyorsun deli diye bu adama haber yaptırıyorsun. O zaman bu adamı işten çıkar, niye çıkartmıyorsun? Niye maaş veriyorsun? Deliye 3 ay maaş verilir mi? O değilse ben ondan daha deliyim, o da bana da maaş versin. Bak ben konuşuyorum burada kendi kendime."

Mustafa Tübcel ise Lal Denizli'nin ithal aday tartışmalarına değinerek, "İzmir basınını anladığım kadarıyla birkaç kişinin dışında kimseyi seçmez. İstanbul daha çok, çünkü kendisi de İstanbul'dan geldiği için... Alışkanlık. Sayın Lal Denizli Urla Belediye Başkanı aday adayıydı değil mi? Sonra Çeşme'ye... Yani CHP yapay zekâ ile Çeşme'ye göndermiş. Belediye başkanı çıkıp bu iddiaları ciddiye alması lazım diyoruz" şeklinde konuştu.

"Tek Başına Mektup Yeterli Olmaz Ama Soruşturma Genişletilmeli"

Avukat Murad İdikurt, ceza yargılaması açısından taraflar arasındaki husumetin önemine değinerek şu hukuki analizi yaptı:

"Normal bir vatandaşın bakışıyla ceza yargılamasında savcıların meseleye bakışı aynı olmuyor. Bir kişi bir kişiye yönelik bir suç istinadında bulunduğunda mahkemelerde, savcılıkta şunu sorar: 'Aranızda husumet var mı?' diye. Yani bu insanların arasında husumet olduğu, boşanma davasındaki çekişmeli dava anladığım kadarıyla buradan belli olduğuna göre tarafların birbirine iftira atmasını gerektiren bir durum var diye kabul edilir. O yüzden sadece boşanma aşamasında olduğu ve husumette olduğu eşinin bir mektubu ya da bir dilekçesi tek başına hükme esas alınmaz. Bunu destekleyici deliller, tanık beyanları, olağan dışı bir mal varlığı artışı ve ilişkiler gerekir."

"Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Basit bir şekilde bir dilekçeyle iki kişinin arasında husumet varsa iftira atmayı gerektirir bir durum olduğu varsayıldığı için tek başına yeterli olmaz. Ama bu iddialar ciddi iddialardır. Bu mektup, dilekçe her neyse esas alınıp olayın üstüne gidilmesi, tarafların 3. derecede yakınları dahil mal varlığı araştırılması, gerçek dışı bir durum varsa ortaya çıkması, soruşturmanın genişletilmesi icap eder. Soruşturma genişletilsin, bu iddiaların üstüne gidilsin. Ekstra delillerle beraber soruşturma tamamlansın diyorum."

Avukatın "husumet" gerekçesine itiraz eden Arif Çayan ise, "Adam dese ki 'Ben karımla Almanya'ya gittim 10 milyon dolar yedim', buna kimse inanmaz. Ama bu adam parsel bilgilerini veriyor. 'Bu inşaat, bu inşaat' diye fotoğraflarını da veriyor. Devletin denetleme mekanizması incelesin. Adam iftira atmıyor" diyerek iddiaların somut delillere dayandığını belirtti.

Gazetecilerden Belediye Başkanına Meydan Okuma: "Gidip Tek Tek Tespit Edeceğiz"

Programın sonunda, iddiaların doğruluğunu kanıtlamak için Çeşme'ye gitme kararı alan ekip, Belediye Başkanı Lal Denizli'ye açık bir çağrıda bulundu.

Mustafa Tübcel'in "Sayın başkan arkadaşların teklifi var. Çeşme'ye gidiyoruz. İmara aykırı, projeye aykırı, ruhsata aykırı yerleri tespit ediyoruz. Bu adamın söylediği doğru mu, değil mi? Ücret talep etmiyoruz" sözleri üzerine Arif Çayan, "Dediklerini yapacağız. Belediyeden de proje isteyeceğiz, karşılaştıracağız, bakacağız. Yalansa adama 'yalancı' deriz, yalancı diye haber yaparız. Utanmayalım, biz yalancı diye haber yaparız" diyerek iddiaların peşini bırakmayacaklarını ilan etti.