İZMİR

Kasapoğlu’ndan Ankara Zirvesi öncesi NATO 3.0 mesajı

AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ankara NATO Zirvesi öncesi kaleme aldığı makalede NATO'nun dönüşümü ve Türkiye'nin ittifak içindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol


Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Türkiye Delegasyonu Üyesi Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, kaleme aldığı "Bir Zirveden Daha Fazlası: NATO 3.0 ve Türkiye'nin Küresel Barış Vizyonu" başlıklı makalesinde, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ve NATO’nun gelecek vizyonuna yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Bugün yayınlanan makalede Kasapoğlu, NATO'nun Soğuk Savaş döneminden bugüne geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek, ittifakın artık klasik savunma anlayışının ötesine geçmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin ise askeri kapasitesi, savunma sanayisi ve diplomatik gücüyle bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirtti.

NATO’NUN KENDİNİ GÜNCELLEMESİ GEREKİYOR

“NATO, dünyada güvenliğin en büyük ortak şemsiyesidir. Ancak bu şemsiyenin, Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu ezberleriyle ya da sadece silahlara daha fazla para harcayarak ayakta kalması artık mümkün değil. Bugün küresel sistemde derinden hissettiğimiz tıkanıklık, sadece sistemin kenarında köşesinde değil, doğrudan kalbinde, yani Batı'nın merkezinde yaşanıyor. Batı dünyasının kendi içinde tecrübe ettiği bu güç ve ivme kaybı, artık diplomatik kelime oyunlarıyla üzeri örtülebilecek bir durum olmaktan çoktan çıktı. Nitekim bugün hem akademi dünyası hem de yönetim kadroları bu gerçeği açıkça kabul ediyor. Aslında uluslararası alanda yaşadığımız değişim sancısının asıl sebebi de bu büyük gerçeklikle yüzleşiyor olmamızdır.” Diye yazan Kasapoğlu, NATO'nun kendini modern konjonktüre göre modifiye etmesi, güncellemesi ve paradigmalarını yenilemesinin şart olduğunu belirterek; “NATO’nun artık dünyaya dair yepyeni ve cesur sözler söylemesi gerekiyor. İttifak; diplomaside yeni bir tarz, söylemlerinde ve istikametinde yeni bir yöntem belirlemeli. Bugünün çok boyutlu ihtiyaçlarına somut çözümler üretmeli. Zira NATO 3.0 vizyonu dediğimiz yeni dönemin ruhu da tam olarak bu olmalıdır.” İfadelerini kullandı.

AVRUPA'NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE OLMADAN DÜŞÜNÜLEMEZ

Makalesinde Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna geniş yer veren Kasapoğlu, Avrupa güvenliğinin Türkiye olmadan düşünülemeyeceğini şu şekilde aktardı:

“Elbette dünyanın değişmesiyle ittifak içinde de çok hayati bir değişim yaşıyoruz. Eskiden NATO'da sadece "hangi ülke ne kadar savunma bütçesi ayıracak" tartışması yapılırdı. Artık görevlerin ve sorumlulukların da yeniden dağıtıldığı bir dönemdeyiz. ABD daha çok uzay, istihbarat ve nükleer güce odaklanırken; Avrupa'nın da kendi savunması, lojistiği, silah üretimi ve NATO ittifakındaki ağırlığı için daha fazla elini taşın altına koyması gerekiyor. Ancak şu çok net görülmelidir: Avrupa’nın güvenliğini tam anlamıyla sağlamak, sadece bütçeleri artırmakla ya da yeni fabrikalar kurmakla bitmiyor. Kıtanın sınırlarını gerçekten koruyabilmek ve etraftaki bölgesel krizlere anında müdahale edebilmek, ancak sahadaki güçlü ve güvenilir ortaklarla mümkündür. Hal böyleyken, Avrupa’nın güvenliği söz konusu olduğunda gözlerin çevrildiği ilk yer, İttifak’ın en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’dir. Türkiye, Lahey Zirvesi taahhütlerine uyarak savunma harcamalarını kararlılıkla artıran, NATO misyon ve harekâtlarına en çok destek veren ilk beş müttefikten biridir. Kıtanın savunmasında bu kadar hayati ve vazgeçilmez bir rol üstlenen bir ülkenin, Avrupa Birliği bünyesindeki ortak savunma ve güvenlik girişimlerinden dar siyasi çıkarlar ya da gizli ambargolarla dışlanmaya çalışılması büyük bir stratejik basiretsizliktir. Açıkça ifade etmek gerekir ki; ideal müttefik Türkiye’yi dışarıda bırakan hiçbir savunma planı, Avrupa'yı tam anlamıyla korunaklı ve güvenli bir yuva haline getiremez.”

Makalesinin sonunda Ankara Zirvesi'nin tarihi önem taşıdığını belirten Kasapoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ankara Zirvesi, sadece liderlerin bir araya gelip aile fotoğrafı çektirdiği bir diplomatik buluşma değildir. Bu zirve, küresel krizlerin göbeğinde, Türkiye’nin askeri gücü, savunma sanayisi, diplomatik esnekliği ve adaleti merkeze alan dış politikasıyla yeni dünya nizamının ve NATO 3.0 vizyonunun kurucu unsurlarından biri olduğunu tescilleyecek tarihi bir milattır. Türkiye, dünün köklü tecrübesi ve bugünün sarsılmaz iradesiyle dünya barışının en güçlü köprüsü olmaya devam edecek.”