İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 77 tutuklu 414 sanık duruşmanın dokuzuncu haftasında hakim karşısına çıktı. 34’üncü duruşmada savunma yapan Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş " Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor ama aramızda baba oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya bir beyan dahi yok" dedi. Duruşma 11 Mayıs'a ertelendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
33 SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya'nın tahliyesine karar verildi.
'ARAMIZDA BABA OĞUL İLİŞKİSİ DIŞINDA ÖRGÜTSEL BİR BAĞ YOK'
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş savunmasında, "11 aydır olmayan, hayali bir rüşvet alma eyleminden tutukluyum. Bana savcılıkta suçlamalar hakkında tek bir soru bile sorulmadı. İddianame çıktığından beri okudum. Hala savcılığın bana bu suçlamaları neden yönelttiğini anlayabilmiş değilim. Benim aleyhimdeki delil nedir. Savcılık benim pek çok suçtan cezalandırılmamı istiyor ama atılı suçları nasıl, hangi davranışlarım veya eylemlerim sebebiyle işlediğime dair hiçbirşey söylemiyor. Dosyaya baktığımda kendimle alakalı ne tek bir beyan ne de tek bir delil görebildim. Hakkımda tek bir olumsuz söz, tek bir delil bulunmamasına rağmen bana neden bu suçlamalar yöneltiliyor. Yaşananlara baktığımda bugün burada bulunma sebebimin, babam üzerinden yürütülen bu süreç içinde ailemizin farklı fertlerinin de bu dosyaya dahil edilmesi olduğunu düşünüyorum. Bütün bu sürecin en başında ben Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne telefonla ifade vermek üzere çağrıldım. Kuzenim Murat Keleş’ ile de orada girişte karşılaştık. Daha tek bir kelime söylemeden hakkımızda gözaltı kararı verildi. Bana ifademin savcılıkta alınacağı söylendi ve geceyi nezarette geçirdik. Ertesi gün savcı beyin huzuruna gittik. Savcı bey önce benimle sohbet ederek başladı. Babama dair pek çok soru sordu bana. Babam hakkındaki soruların tamamını ben bildiğim ölçüde yanıtladım. Ardından bana, 'Yasal olarak baban olduğu için soruları cevaplamak zorunda değilsin' dedi ama babam hakkındaki tüm soruları geçmiştik zaten. Sonrasında bana rüşvet alıp almadığıma ilişkin sorular sordu. Ben neyin rüşvetinden bahsedildiğini anlamadığımı, herhangi bir rüşvet alıp vermediğimi, rüşvetle bir işim olmadığını, zaten benim kamu görevlisi de olmadığımı, çekirdek ailemden de kimsenin kamu görevlisi olmadığını anlattım. İfademde bana tek bir örgüt sorusu sorulmadı. Şu anda rüşvet almak suçundan tutuklu bulunuyorum. Bu saçma işleyiş bana 'Karar zaten önceden verilmiş, ne yaparsam yapayım tutuklanacaktım' dedirtiyor. Avukatım bana 'Seni torba eyleme atmışlar' dedi. Ben pazardan alınmış domates miyim, biber miyim. Neden beni, bu suçlamaları yaptığıma dair, işlediğime dair bir delil olmadan, bir beyan olmadan, bunlara dair bir etkin pişmanlık ifadesi olmadan bu suçlamalarla karşı karşıya bırakıyorlar. Ben insanım. Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor ama aramızda baba oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya bir beyan dahi yok" dedi.
'BABAMIN KAYITLARA ERİŞEBİLME YETKİSİ VARKEN NEDEN BANA İHTİYAÇ DUYSUN'
Keleş, "İddianame beni 'Örgüt yöneticisini denetleyen örgüt üyesi' olarak tarif ediyor. Ben örgüt ne, yöneticisi ne, üyesi ne bilmiyorum. Örgütün var olması için en temel unsurun hiyerarşi olduğunu söylüyorlar. O zaman savcılığın buradaki iddiasında çok açık bir mantık hatası var. Hiyerarşi ne zamandan beri yukarıdan aşağı değil de aşağıdan yukarı işler oldu. Benim ne şirketin hesaplarına, ne mali kayıtlarına ne de herhangi bir finansal verisine erişimim var. Benim banka hesaplarına bakmamı gerektiren bir görevim de yok şirkette. Peki bu iddiaya dayanak bir delil var mı. Yok. Babam, Kuzey İstanbul Gayrimenkul şirketinin zaten yönetim kurulu üyesi. Bir yönetim kurulu üyesinin şirketin faaliyetlerini ve kayıtlarını rahatlıkla talep edebilme, inceleme hakkına sahipken bana neden ihtiyaç duysun bu işler için. Yaşım ve şirkette çalıştığım pozisyonu düşündüğümde ben nasıl Murat Gülibrahimoğlu gibi bir iş insanını ve onun şirketini denetleyebilirim, anlamıyorum. Benim şirketin hesaplarına, muhasebesine, finansal işlerine, gelir-gider kalemlerine veya mal varlığına ilişkin bir bilgim veya yetkim yok. Benim çalıştığım şirkette bir imza yetkim bulunmamakta. Ayrıca büyük tutarlı satın almaları doğrudan Murat Gül İbrahimoğlu’nun bizzat kendisi gerçekleştiriyordu. Tanıdığı firmalardan olan alım satımları da kendisi gerçekleştiriyordu. Cebeci Maden Bölgesi’ndeki ofiste de başka bir satın alma personeli çalışmaktaydı." dedi.
'FATİH KELEŞ’İN OĞLU OLMAK SUÇ DEĞİL'
Keleş savunmasının devamında "Hakkımdaki diğer suçlamaların kaynağı ise Cebeci Maden Bölgesiyle ilgili suçlamalar. Cebeci Maden Bölgesiyle ilgili benim herhangi bir faaliyetim bulunmamakta. Bu bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin bir görevim olmadığı için sözkonusu konuşulan faaliyetler hakkında da bilgim yok. İddianamede sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından bile cezalandırılmam isteniyor. Şirketlerde fatura işlemleri muhasebe birimleri tarafından yürütülür. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Bir satın almacının denetleme ya da diğer birimlerde olan bitenden haberdar olma şansı da yoktur. Artık annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum. Aileme yaşatılanların takdirini sizin vicdanınıza bırakıyorum. Ben 11 aydır kapasitesinin 20 kişi olması gerektiği yerde 60 kişinin kaldığı, insanların sıkış tıkış yaşadığı bir cinayet koğuşunda kalıyorum. Koğuşta kalanlar bu sıkışıklık nedeniyle vardiyalı olarak ya da yerde yatmak zorunda kalıyorlar. Koğuşumda insanların evine sıkan, arabasına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, hiç tanımadığı bir insanı sırf uyuşturucunun etkisi dolayısıyla bıçaklayan insanlar bile tahliye oldu. Benden sonra geldi, benden önce çıktı gitti. Ben ne yaptım, niye hâlâ tutukluyum anlamıyorum. Ben bir örgütün üyesi değilim, illegal faaliyetlerin içinde bulunmadım. Dosyada ismimin geçtiği tek bir somut olay anlatımı yok. Hiçbir tanığın benimle ilgili bir suç isnadı yok. İmza yetkim yok, herhangi bir konuda attığım bir imza, aldığım bir karar yok. Şirketin hesaplarına, mali işlemlerine erişimim yok. Fatih Keleş’in oğlu olmak suç değil" dedi.
İMAMOĞLU'NDAN MUSTAFA KELEŞ'E SORU
Duruşmada Mustafa Keleş’e soru sormak için söz alan İmamoğlu'nun ağladığı fark edilirken, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık okulun nasıl gidiyor diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'Örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğumdan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu. Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan, bu devlet adına, bu millet adına, bu Türk yargısı adına özür diliyorum" dedi. Mustafa Keleş ise İmamoğlu'nun sorusuna 'Hayır' yanıtını verdi.
DURUŞMA 11 MAYIS'A ERTELENDİ
Mahkeme heyeti duruşmayı 11 Mayıs Pazartesi gününe erteledi.