SİYASET

AK Partili Kaya'dan Çeşme Projesi savunması

AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, yeniden gündeme gelen Çeşme Turizm Projesi’ne yönelik eleştirilere yanıt verdi. Projenin betonlaşmaya yol açacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Kaya, proje alanının yüzde 98,8’inin yeşil alan olarak korunacağını söyledi.

Abone Ol

Danıştay tarafından iptal edilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yeniden gündeme alınan Çeşme Turizm Projesi, kentte tartışılmaya devam ediyor. AK Parti ile CHP arasında görüş ayrılıklarına neden olan projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, projenin İzmir turizmi açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

İzmir’in sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal zenginliklere rağmen turizmden yeterli payı alamadığını belirten Kaya, kentin yabancı turist sayısında benzer turizm kentlerinin gerisinde kaldığını söyledi.

AK Partili Kaya’nın açıklaması şu şekilde;

“Dışarıdan bakıldığında İzmir bir turizm kenti olarak gözüküyor değil mi? Ancak rakamlar hiç öyle değil. Bugün Antalya’ya İzmir’in 10 katı, Muğla’ya ise İzmir’in 4 katı yabancı turist geliyor. Oysa İzmir 8 bin 500 yıllık tarihi ile dünyanın en özel şehri. Bugün İzmir’de turizm belgeli nitelikli yatak kapasitesi yaklaşık 40 bin seviyesinde. İzmir sahip olduğu doğal, tarihi, kültürel zenginliğe rağmen turizm gelirinden hak ettiği payı alamıyor.

Tam da bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından Çeşme Turizm Projesi hazırlandı. 7 üniversitenin bilimsel raporu ile çalışmış alt yapısı planlanmış, stratejik bir turizm modeli ortaya konmuş. Alanın yüzde 98,8’i yeşil alan olarak korunuyor. Betonlaşma iddialarının aksine yapılaşmanın ayak izi proje alanın yüzde 1,2’sini kapsıyor. Su ihtiyacının ters ozmoz teknolojisiyle karşılanacağı bilimsel raporlarla ortaya kondu.

Peki buna rağmen ne oldu? Birileri bu projeye ideolojik reflekslerle karşı çıktı. Oysa bu proje doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayacak, Çeşme’yi sadece yaz turizmi ile değil spor, sağlık, kongre, kültür ve termal turizmi ile dünya markası haline getirecekti. Sahil bandı geniş şekilde vatandaşın kullanımına açık bırakılacaktı. Burada amaç beton dikmek değil, yüksek katma değerli turizm üretmekti. Esnaf kazanacaktı, köylü kazanacaktı, gençler iş bulacaktı. Ama ne yazık ki ideolojik körlük yine devreye girdi.”