AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni çöp tesisi ve körfez kirliliği üzerinden sert bir dille eleştirdi.
Çankırı, "En basit belediyecilik görevi olan "çöpü" bile yönetemeyen bir akıl; yarın depremi nasıl yönetecek, kentsel dönüşümü nasıl başaracak, bu şehre nasıl nefes aldıracak? Açık ve net soruyoruz: İzmir’in yükünü daha kaç şehrin kapısına "emanet" bırakacaksınız? Bu halk, beceriksizliğinizin bedelini daha ne kadar "koklayarak" ödeyecek?" şeklinde konuştu.
Çankırı, yaptığı paylaşımda şunları söyledi:
"İZMİR’İN TAŞIYAMADIĞI YÜK: BİR YÖNETİM İFLASI!
İzmir bugün sadece çöpünü değil; iradesizliğin, plansızlığın ve yönetilemeyen bir kentin enkazını taşıyor.
Ege’nin vizyon lokomotifi, amiral gemisi olması gereken İzmir; ne zamandan beri atığını komşusunun bahçesine bırakan bir "lojistik yük" haline getirildi?
Manisa artık "yeter" diyor, Akhisar "sabrımız bitti" diye haykırıyor! Kendi evini süpürmekten aciz, çöpünü çevre illerin insafına ve merhametine mahkum eden bir yönetim anlayışı; bu şehre vizyon değil, ancak mahcubiyet vaat eder. Manisa’nın bugün ortaya koyduğu direnç ve kapasitenin arkasında geçmişte Cumhur İttifakı ile şekillenen yönetim anlayışı varken, İzmir’in içine düştüğü bu tablo da ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetim pratiğinin bir sonucudur.
Yamanlar projesi orada bir "ibret vesikası" gibi duruyor. Bilim onayladı, izinler alındı, dosya hazırlandı... Peki, o proje neden belediyenin "tozlu raflarına" kurban edildi? Bu bir engelleme değil, bu bir tercihtir! İzmir’i milyonluk nakliye faturalarına, egzoz dumanına ve vahşi depolamaya hapsetmek kimin tercihi?
İstanbul 90’larda bu defteri kapattı, Ankara 2000’lerde çözdü. Dünya çöpü enerjiye ve ekonomiye dönüştürürken, İzmir neden hala kendi öz kaynağını yönetemeyip kapı kapı "çözüm dileniyor"?
Piriştina’nın vizyonundan, Özfatura’nın iradesinden geriye sadece bu "savrulma" mı kaldı?
Şimdi dürüst olun: Havalar ısındığında, o geniz yakan koku pencerelerden içeri sızdığında İzmirlilere ne anlatacaksınız? "Yine mi engel oldular" masalını mı servis edeceksiniz, yoksa "Beceremedik" mi diyeceksiniz?
En basit belediyecilik görevi olan "çöpü" bile yönetemeyen bir akıl; yarın depremi nasıl yönetecek, kentsel dönüşümü nasıl başaracak, bu şehre nasıl nefes aldıracak?
Açık ve net soruyoruz: İzmir’in yükünü daha kaç şehrin kapısına "emanet" bırakacaksınız? Bu halk, beceriksizliğinizin bedelini daha ne kadar "koklayarak" ödeyecek?
Bu uyarıyı buraya tarihe not düşüyorum: Yazın o koku şehri esir aldığında; mazeret üretenlerin karşısında mağduriyeti değil, bu kentin çalınan yıllarının ve çiğnenen onurunun hesabını soran çelikten bir iradeyi bulacaksınız!
O zaman geldiğinde sakın bizleri "belediyeyi suçlayacak konu aramakla" itham etmeyin.
Yineliyorum, çünkü biz: SİZİ RAHATSIZ ETMEYE, BECERİKSİZLİĞİNİZİ YÜZÜNÜZE VURMAYA DEVAM EDECEĞİZ!"